GURBETTE ÖLÜM

Uzun yıllar yurtdışında benim gibi vatandan, aileden ayrı yaşayanlar “gurbetliğin” ne demek olduğunu çok iyi bilirler. Hele eş, yavru ve hatta sevgili geride bırakılmışsa gurbetlik daha başka olduğunu da belirtmek gerekir.

Şimdi olduğu gibi haberleşmenin gelişmediği ve telefon etmenin çok zor olduğu günlerde 40 yıl öncesinde gurbete giden işçiler yabancı oldukları bir ortamda kendilerini oldukça yalnız hissettiler. Kaldıkları yurtlarda (Heim) kendi pişirdikleri yemeklere kaşık sallayıp karınlarını doyurdular. Peşinden kendi demledikleri çaylarını içerken hasretle özlediklerini andılar. Ülkelerinden getirdikleri plakları pikaplara koyup dinlediler.

Bugün bu yazımı yazarken kendimi tekrar aralarında hissediyorum. Onların pikaplarından çıkan şu nameleri sanki duyuyorum:

“Gurbet o kadar acı ki,

Ne varsa hep içimde.

Her şey bana yabancı,

Hepsi başka biçimde…”

Evet, gurbete gelen bu vatandaşlarımızdan bir kısmı iş kazasında, bir kısmı trafik kazasında öldüler.

Hemşehrimiz Vahit Terlemez’in yazmış olduğu “Tahta Bavullular” şiirinde gurbette ölümün ne kadar acı olduğunu ortaya koyan satırları okurken gözlerinizin dolacağından şüphem yok.

TAHTA BAVULLULAR

Kına yaktı ellerine Keziban

Gelecek diye Hasan

Uzun saçlarını daha da uzattı

Rastıkla kaşlarını kararttı

Ve kasaba postanesinden

Hasan’a bir de mektup attı

Kağıt üstüne bir el resmi çizip

Bir de kuru yaprak koydu zarfa

Yazısız bu mektup

Hasan’a artık gel diyor

Hasretlik uzadı çekilmiyor

Pınar başlarında

Elinin kınasıyla

Bekliye dursun Keziban

Bir akşam postacı

Telgraf getirdi -Almanya’dan-

Yarınki trende

Emanetiniz var diyen

Telgraftan

Kimse bir şey anlamadı

Öldü iş kazasından diye Hasan

Tercüman telgrafta yazamadı

Yirmibeş yaşındaydı Hasan

Yirmibeş ay çalışmadan

Ve paydosa beş dakika kala

Demir putreller arasında can verdi

Bir fabrikada

Toplandı hemşerileri

Buldular bir ak kağıt

Bir de kara kalem

Acele dolaştı işçi yurtlarını

İki kişi

Hasan vatan topraklarında yatmak ister

Tabut sonra yol masrafı

Üç bin mark eder.

Küçük istasyonlarda

Durmaz büyük trenler

Köyden gelip istasyona

Emaneti bekleyenler

Tren memurundan

Hasanı tabutla aldılar

Tabutun yanında bir de Hasan’ın

Tahta bavulunu koydular.

15.3.1972

Bu şiiri yazan Vahit’te eceli ile Hannover’de vefat etti. Onun da ailesi Çorum’da vatan toprağında yatma arzusunu yerine getirdi. Yolunuz Ulumezar’a düşerse ona ve Hikmet’e “fatiha” ve dualarınızı esirgemeyiniz.

İstanbul, 31 Mayıs 2001