PROF. DR. NURİ UMAN’IN KONFERANSI (VII)

Kaldığımız yerden devam edelim. * İMF ve Dünya Bankası’na verilen yapısal reformların yapılacağına dair taahhütnamenin içine yalnız banka sektörünün ve organizasyonu değil ekonomide düzeltilmesi değil diğer konuların; tarım, taban fiyat, tütün, şeker, özelleştirme, batanbankaların tasfiyesi, ihale kanunu, kamu kaynaklarının kullanımının şeffaflaştırılması gibi ekonomik bünyeyi daha rasyonel çalıştıracak önlemlerin alınacağı ve gereğinin yapılacağı taahhüdü verildi.

* Bu taahhütler karşılığında IMF’den 13,5 milyar dolar, Dünya Bankası’ndan 6 milyar kredi sağlandı. Bu kredi halen peyderpey verilmekte olup her verilişten sonra bir inceleme yapılmaktadır.

Konferansın son kısmında Prof. Dr. Nuri Uman, sorular sorarak genel bir değerlendirme yaptı. Aşağı kısımda bu açıklamalarını veriyorum:

Şu anda durumumuz ne?

Türkiye’nin borç stoku (gizlenenler, fonlar ve görev zararları dahil) 79 milyar dolar. Bu borcun vadesi yaklaşık 9 ay olup bu sürede ödenmesi veya yenilenmesi gerekli.

Toplam dış borç 120 milyar dolar olup vadesi gelen 30 milyar dolar. (Ana para ve faiz olarak)

Bankaların 4-5 milyar dolar olan sendikasyon (yurt dışından temin ettikleri para) borçları da ödenecek.

Bu durumda IMF ve Dünya Bankası’ndan gelecek para çarkı dönderecek diğer ifade ile “Tulumbanın suyu” mahiyetindedir. Eğer gelen para ile ekonomik çarklar döndürülebilirse ekonomi düzlüğe çıkabilir.

Bunun için ne yapmalıyız?

* Dış borç verenlerin Türkiye’ye güvenmesi, yalnız paralarının faizlerini alıp borcu yenilemesi sağlanmalı.

* Ekonominin canlanacağı ümidini taşıyan dış yatırımcının Türkiye’ye güvenmesi ve yatırım yapması sağlanmalı.

* Halkın devletine güvenip mevduatına hisse senedi ve tahvil olması sağlanmalı.

* Halkın şirketlere güvenip borsada hisse senedi alması sağlanmalı.

Dolayısıyla krizden çıkmanın kritik noktası gerek iç gerek dış yatırımcının hükümete ve bugünkü politikacılara güvenine bağlıdır.

Hükümet ne yaptı?

Henüz devlet borçların yönetilebilmesi için 2 önemli adım atmış bulunmaktadır:

1- IMF ile kararlatırılan tüm yasal düzenlemeler yapıldı ve ciddi uygulanması sağlandı.

2- İç borcun (TL cinsinden) bankalarla ilgili bir  kısmının (6-8 milyon dolar) takas yoluyla 180 günlük vadeden 3 yıllık vadeye uzatılması sağlandı.

Ne yapılmalı?

Bu adımların devamı getirilmeli ve kararlı bir şekilde bu düzenlemeler uygulanmalıdır. Bu politikalar ısrarlı bir şekilde uygulandığı takdirde;

1- Enflasyon düşecektir.

2- Dış ticaret açığı kalkacaktır. (Mayıs ayında olduğu gibi).

3- Faizler düşecektir.

4- Faizlerin düşmesi ile birlikte üretici sektöre (Reel sektöre) kredi verme ve kullandırma imkanları doğacaktır.

Sonuç:

Unutulmamalıdır ki, içinde bulunan kriz köklü bir krizdir ve önümüzdeki 3-5 yıl fedakarlık gerektiren bir süreçtir. Bu nedenle politik mülahazalar bir tarafa bırakılmalı, popülist (hoşa giden) uygulamalardan kaçınılmalı, fedakarlığı eşit dağıtarak ve gerekli hallerde tekrar revizyona giderek darboğazdan çıkılabilir.

Türkiye’nin potansiyeli mevcuttur. İyi yetişmiş iş gücü ve dış rekabete dayanıklı turizm sektörü yeni teknolojilere açık müteşebbis kadrosu ile bu dar boğazdan çıkabilir.

Değerli arkadaşım Prof. Dr. Nuri Uman’ın konferansında not alabildiğim hususları sizlere aktardım. ÇEKVA’nın tertiplediği bu konferans benim konulara bir bütün olarak bakabilmemi sağladı.

Bu seri halindeki yedi yazıda sizlere ülkemizin Tanzimat’tan bugüne kadar ekonomik durumunu aktarmaktan ve bilgilerinize sunmaktan mutluyum.

İstanbul