ÇANAKKALE SEYAHATİ (1)

Çanakkale seyahatimle ilgili olarak Çanakkale ili ve katıldığım toplantı hakkında kısa bilgiler aktararak yazıma devam etmeyi istiyorum.

Tarihi zenginlikleri, tabii güzellikleri ve kültürel değerleri ile eşsiz bir il olan Çanakkale, Asya ile Avrupa arasındaki iki önemli su yolundan birisi olan Çanakkale Boğazı’nın her iki yakasında yer almakta olup stratejik önemi vardır. Ayrıca tarihin her döneminde uygarlık açısından etkin bir rol üstlenmiştir.

Troya, Alexandreia-Troas, Assos gibi nice eski uygarlık merkezlerinin beşiği olan Çanakkale’de Osmanlı döneminden kalma birçok eser de bulunmaktadır. Bunlar arasında Kale-i-Sultaniye (Sultan Kale) (Çimenlik Kalesi) (Çanakkale Kalesi), Nara Kalesi, Seddülbahir Kalesi, Atık Hisar, Fatih Camii ve diğer nice eserler sayılabilir.

Yörenin en eski halkı Beşiktepe ve Kumtepe yerleşimlerinden bilinen Kalkotik Dönem yerli halkıdır. Bunları M.Ö. 3000’lerden 1200’lere kadar herhangi bir dış etki altında kalmadan yaşamlarını sürdüren Troya halkı izler Bundan sonra sırasıyla Troya savaşları ile Akalar, Ege göçleriyle de başka halklar gelmiştir.En son olarak Sicilyalı komutan Roger De Flor’un ölümüyle buyruğundaki Katalonyalılar bir süre etkinliklerini sürdürdülerse de daha sonra Türklerle yaptıkları bir anlaşma gereği, Çanakkale ve yöresini Türk beylerine bırakmışlardır.

Bir zamanlar hepsine sahip olduğumuz Ege adalarından Çanakkale Boğazı’nın Ege Denizi’ne çıkışında yer alan Bozcaada ve Gökçeada (İmroz) bu şehrimizin hudutları içinde bulunmaktadır.

Çanakkale nüfusu 440.373 olan ilin merkez ilçesinin nüfusu 62.000’dir. Çanakkale’de kurulmuş olan 18 Mart Üniversitesi’nin 14 bin öğrencisinin 12 bini merkez ilçede eğitimlerini sürdürmektedir. Ayrıca burada 10 bin de asker bulunmaktadır. Buradan da görüldüğü gibi 22 bini bulan bu topluluk Çanakkale ekonomisini ayakta tutmaktadır.

1992 yılında yeni üniversiteler kurulurken, Çorum’a üniversite kurulmasını sağlayamayan siyasilerimizin diğer faydaları yanında şehrimizi böyle önemli bir gelir kaynağından mahrum ettiklerini üzülerek düşündüm. Ayrıca halkımızın şehrimize bir üniversite kurulmasının sağlayacağı faydaların da pek farkında olmadığını da görüyorum.

Çanakkale’de kurulan Organize Sanayi Bölgesinin geleceği pek parlak görülmüyor. Bunun nedeni olarak liman olmaması, köprünün yapılmaması ve ulaşımın pahalı olması sayılabilir. ilde Dardanel balık işleme tesisleri, Trutaş ve Yenice gıda sanayi, Kale Grubu, Akçansa Çimento, Doğutaş mobilya gibi tesisler ve kuruluşlar yer alırken, tarımda (bilhassa zeytincilik, şarapçılık) önemli girdiler sağlamaktadır.

Marmara Denizi’nin kirlenmesini önleyebilmek için kurulmasına çalıştığımız “Marmara Birliği”nin oluşturulması yönünde önemli adımların atıldığı bu toplantının ev sahipliğini yapan Vali Süleyman Kamçı ve arkadaşları çok yoruldular ve bizleri iyi bir şekilde ağırladılar. Kaldığımız öğretmenevi çok güzel ve bakımlı idi. Bilhassa binanın eski ve tarihi bir yapı oluşu etkileyici idi.

Bünyesinde 8 ili ve yaklaşık 300 belediyeyi barındıracak bu birliğin başarılı olabilmesinin, 1981 yılında kurulan İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) için çıkarılan kanun gibi bir kanunun gerekliliği hususunda fikir birliği sağlandı.

Çanakkale’ye giderken İstanbul’dan Malkara’ya kadar E-5 yolunun deniz ve kara tarafından sitelerin (ikincil konut, yazlık konut) yer aldığını, bunların bir kısmının da çok düzensiz yapılaştığını üzülerek gördüm. Üretime gitmeyen paralarla inşa edilen bu sitelerin bir kısmının oy uğruna orman alanı dışına çıkarılan yerlerde yapıldığını üzülerek öğrendim. Malkara’dan sonra bozulmamış ve kısmen el değmemiş doğayı izleyerek Keşan üzerinden Gelibolu Yarımadası’na ulaştığımızda acaba buraları koruyabilecek miyiz diye kendi kendime sordum.

İstanbul, 4.Ekim.2001