CUMHURİYETİ SAHİPLENMEK

Bugün Cumhuriyetimizin 78. Kuruluşu Yıldönümünü kutluyoruz. Cumhuriyeti kuran Atatürk ve arkadaşlarının özlemi ülkemizin çağdaş uygarlığı yakalaması ve muassır medeniyetler seviyesine ulaşmamızdı.

Türkiye 29 Ekim’lerde Cumhuriyet’in yıldönümünü yalnız övünme ile kutlamamalı, dünyaca kabul gören başarıları ve kazanımları ile kutlamalıdır.

Ne yazık ki, ülkemiz belirli konularda önemli gelişmeler sağlamasına rağmen çağdaş uygarlığı yakalamakta tökezlenmekte ve muassır medeniyet seviyesine ulaşmada yeteri kadar hızda koşamamaktadır.

Hepimizin gerçekleşmesinden gurur ve memnuniyet duyacağımız siyasilerce söylenen, “21. yüzyıl Türklerin çağı olacaktır” sözünün havada kaldıı görülmektedir. Çöküntü ülkeler listesinde en tepelerde yer alırken “yaşam kalitesi” bakımından Yunanistan’ın 59 basamak altında kalmamız bu sözün boşa söylendiğinin bir göstergesidir.

Ülkeyi idare edenler, başta siyasetçiler olmak üzere Atatürk’ün bıraktığı mirası iyi değerlendiremediler ve ülkeyi içinden zor çıkılacak bir krize sürüklediler.

Sizlerin de takip ettiğiniz gibi, bizleri bugüne getiren yanlış karar ve uygulamaları tek tek tartışmaya bu sütunun yetmeyeceğini düşünüyorum. Bunun en son bir örneğini son günlerde yaşadık.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Bütçe Komisyonu burada görevli 40 üyenin kendi seçim bölgelerinde harcamaları için 32,5 trilyon lira ödenek ayırmış. İktidar milletvekillerine birer trilyon, muhalefet milletvekilleri 500’er milyar lirayı istedikleri yatırım için kullanabilecekler.

Bu para belki önemli bir miktar değil ama basında yer aldığı gibi “bir seçim yatırımı” olarak görülmekte ve fırsatçı bir girişim olarak değerlendirilmektedir. Ülke binlerce sıkıntı içinde iken, bir milyona yakın insan işini kaybetmişken TBMM’nin ve Bütçe Komisyonu’nun milletvekili maaşları ile ilgili tutumunu ve bu ödenek işini tasvip etmek mümkün değildir.

Danışma Meclisinde ben de Bütçe-Plan Komisyonuna seçilmiştim. Bu komisyona girmek için çok sayıda arkadaşımız başvurmuştu. Bu komisyon Meclisde en etkin komusyonu olup, tüm para ile ve yatırımlarla ilgili hususları karara bağlamaktadır. Bütçe konusunda en önemli görevi raportör olarak görevlendiren komisyon üyelerinin raporunu da dikkate alarak Maliye Bakanlığınca sunulan bütçeyi mercek altına almak ve mümkün olan indirimi yapmak ve tasarruf sağlamaktır.

Danışma Meclisinde bile üyeler geldikleri kuruluşlar ve bölgelerine daha fazla yatırım yapmak için çırpınırlardı. Bu tutum Bütçe-Plan Komisyonu Başkanımız olan Prof. Dr. Mustafa Aysan’ı çok üzerdi. Zaman zaman üyeleri gider artıcı önerge vermemeleri hususunda uyarırdı. Birgün böyle bir önerge daha verilince kendini tutamadı ve kendine has olmayan bir uslupla hepimize seslendi ve Amerika’nın en tanınmış üniversitelerinden olan Harvard’lı arkadaşı bir profesörün ülkemizde geçirdiği iki aya varan süre sonunda yaptığı tesbitini bizlere aktardı.

“Siz Türkler Devletinizi göğe çekilmiş bir ineğe benzetiyor ve yalnız sağılacak memelerini görüyor ve onu sağmaktan başka bir şey düşünmüyorsunuz. Ve hiçbiriniz ineğin ağzının önünde yiyeceği ve otu var mı diye sormuyorsunuz!” şeklinde olan bu teşhis hepimizi etkiledi. Ondan sora kimse gider artıcı önerge vermedi.

Cumhuriyetimizin sonsuza kadar payidar olması için hepimize görevler düşmektedir. Ancak siyasilere düşen görev çok daha fazladır. Verdikleri kararlarla ülkeyi bahtiyarlığa ve mutluluğa götürebilecekleri gibi uçuruma da yuvarlıyabilirler. TBMM ve Bütçe Komisyonu dikkatli olmak zorundadır. Cumhuriyetimizin nice kurulu yıllarını kutlaması temennisi ile…

İstanbul