42 BASAMAK DÜŞTÜK

Basında yer alan “Özgürlük liginde 42 basamak birden düştük” haberi üzerine içimden geldiği gibi aşağıdaki yazımı kaleme aldım ve sonunda bu rapor hakkında sizlere bilgi aktardım.

Ülkemizin, dünya ülkeleri arasında yapılan muhtelif değerlendirmelerde çok gerilerde yer alması, hatta bazen birçok Afrika ülkelerinin gerisinde yer alması canımı sıkmakta ve hatta kanıma dokunmaktadır.

Kalkınmış ülkeler arasında yer alan Avrupa Birliği’nin lideri konumundaki Almanya’da uzun yıllar kaldım. Kalkınmış bu ülkenin gençleri ile aynı üniversite sıralarında oturdum. Hiç Almanca bilmeyerek gittiğim bu ülkede lisan zorluğuna rağmen Alman arkadaşlarım kadar başarılı oldum. Üniversite bitirme sınavların abirlikte hazırlandığım Gerd ve Hinrich gibi ben de doktoramı bitirdim. Hatta onlardan daha önce…

O halde benim ve benim gibi milletimin diğer evlatlarının kalkınmış ülkelerin gençlerinden hiçbir farkı yok. Ama onlar önde koşuyor, biz ise arkalarda dökülüyoruz… Neden? Nedenini açıklamak çok kolay onlar iyi yönetiliyor, biz ise iyi yönetilmiyoruz.

Almanya’da siyasi istikrar var. Hangi parti gelirse gelsin devletin takip ettiği çizgi değişmiyor. Devlet kademesinde görev alan en yeteneklilerden seçilen ve üç yıllık bir ikinci eğitim alan ve imtihan geçiren bu memurlara kimse dokunmuyor. Onlar Alman devletinin memurları olarak ülkenin istikrarını koruyorlar. 16 yıllık muhafazakar Başbakan Kohl gitti yerine sosyal demokrat Schröder geldi ama Almanya’da hiçbir şey değişmedi.

Bizde ise siyasi istikrar yok. İktidara gelen parti veya partiler devletin takip ettiği çizgiyi hemen değiştiriyor. Devlet kademesinde görev alanların ve bilhassa karar merciine getirilen memurların büyük bir çoğunluğu torpillilerden ve partiye yakın olanlardan seçiliyor. Yetenekli, tarafsız, devletin memuru olarak çalışmak isteyenler bir kenara itiliyor ve küstürülüyor. böyle gelen memurlar devlete hizmetten ziyade partiye, kişilere ve hatta kendilerine hizmet ediyorlar. Son 30 yılda emeklilik yaşının belirlenmesinde olduğu gibi zikzak çiziliyor. Hergün herşey değişiyor.

İşte bu istikrarsızlık bizim, Atatürk’ün en büyük temennisi olan “Muassır medeniyetler seviyesine ulaşmamızı” engelliyor. Gün geçmiyor gazetelerde ülkemizin dünya ülkeleri arasında çeşitli konularda yapılan sıralamalarda devamlı geriye düştüğümüz yer alıyor. Şu anda da önümde ünlü Heritage Vakfı ile The Wall Street Journal gazetesi tarafından yayınlanan “Ekonomik Özgürlükler Endeksi 2002” raporunda, Türkiye bir önceki yıla göre 0,45 puan gerileyerek toplam 156 ülke arasında 105’inci sırada ve “genelde özgür olmayan ülke” olarak yer aldığını yazan gazete küpürü duruyor.

Raporda, yabancı yatırımcıların önüne bir dizi engel ve kısıtlama çıkarıldığı ifade edildiği gibi devletin bankacılık sektöründeki ağırlığının başkaları için kaynak alanını daralttığı belirtlidi. Devletin fiyatlar üzerindeki etkinliğin piyasada sapmalara yol açtığı ve Financial Times’ten alıntı yapılarak mülkiyet hakları alanında yasaların çağa uygun göstermediği ve adli makamların rüşvet aldığı belirtildi.

Raporda, “Krizler, Türkiye’de yolsuzlukların ne kadar yaygın olduğunu ve devletin her kademesinde devam ettiğini aydınlattı” denildi.

Raporda, Ankara’nın yolsuzlukların üzerine gitme sözü vermesine rağmen, bürokrasinin şişkin ve etkisiz olduğu ve hukuk üstünlüğünün sağlam olmadığı belirtildi. Düzenlemelerin zamanının geçtiği, siyasi amaçlı rüşvetin ve kayırmacılığın yaygın olduğu belirtildi.

Değerli okuyucularım, bu rapor neden kalkınamadığımızı (teklediğimizi) açık bir şekilde ortaya koymuyor mu?

İstanbul

Kasım Cindemir, “Özgürlük liginde 42 basamak birden düştük” Hürriyet, 12.11.2001