KÜLTÜR MİRASI KORUNMALIDIR

Suudi Arabistan Mekke’de Kabe’nin hemen yanındaki Kale-i Ecyad, UNESCO’nun “yıkılamaz” kararına rağmen yerle bir edilmiştir.

Nedir bu Osmanlı, Türk düşmanlığı?

Balkanlarda hıristiyan idarelerin büyük bir kısmının Osmanlının izlerini silmelerini tarihi eserlerini yok etmelerini halkımız üzüntü ile karşılarken, aynı dinin mensubu olduğumuz Suudi’ler tarafından benzeri yıkımların yapılması halkımız ıkalbinden vurmuştur.

Bu konudaki yazımdan sonra basında yer alan haberlerden Suudların,

Kosova, Bosna, Arnavutluk’ta Osmanlı eserlerini temeline kadar yıkıp sonra “yeni haline getirdik” diye yok ettiklerini, Kanuni Sultan Süleyman’ın vakıf eserlerini ve Sinan’ın yadigarını yıktıklarını okuyunca daha da şaşırdım ve hayret ettim.

Suudi yönetiminin sesi olraak bilinen “Okaz” Gazetesi’nde Suudi Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında Ecyad Kalesi’nin herhangi bir kutsal kimlik taşımadığı ve bu yüzden yıkılmasının Suudi Arabistan’ın egemenlik hakları dahilinde bir “iç işi” olduğu ileri sürüldüğü gibi, Türkiye hakkında “Geçmişini ve tarihini inkar eden Türkiye, doğulu kimliğini de reddetti” şeklinde sert bir ifade de kullandığı Hürriyet Gazetesinde yer almıştır.

Buna karşılık İlber Ortaylı Milliyet Gazetesi’ndeki yazısında konu ile ilgili aşağıdaki görüşlerini ortaya koymuştur;

“Suudiler acaip bir güruhtur. Mekke’de bir hacı, İslamiyet’in doğduğu muhiti ve coğrafyayı boşuna aramasın, Hz. Muhammed devrinden hiçbir iz kalmadı. En son Hz. Hatice’nin mezarını ortadan kaldırdılar.

Sorunca “biz mezara taptırmayız” diyen Vahhabi inancına sığınıyorlar.

Ama yıkılan yerin üstüne hemen Batı’nın büyük otelcilerinden gelen sermaye ile büyük oteller dikiliyor.

Beytullah gökdelenlerin arasında kalmış; tepeden bakan o otellerde ne oluyor kimbilir…

Sermaye açlığının yanında bir Osmanlı düşmanlığı da var.

Bütün iptidai zihniyetler gibi insanların zamanları kapsayan oluşumundan, tarihi bina yıkımı yoluyla koparız sanıyorlar.”

Yazıma son vermeden önce iki konuya açıklık getirmeyi istiyorum;

Birincisi, tüm ülkelerin UNESCO’nun 1972 tarihli kültür ve doğa mirasının korunması sözleşmesine uygun davranması gereklidir.

İkincisi, bizim bu işin peşini bırakmamız ve Suudileri etkileyecek adımlar atmalıyız.

Bu arada eserlerimizi yıktıkları için başkalarına kızarken bizim de ülkemizde eski eserlerin korunmasını sağlamamız gerektiğini bilmeliyiz ve unutmamalıyız.

Velipaşa Hanı gibi bir eseri Çorumlular devletin ve kendilerinin katkıları ile ihya etmeli ve canlandırmalıdır.

İstanbul

Hürriyet ve Milliyet gazetelerinden faydalanılmıştır.