YENİ YIL – TÜLAY ÖRTEN

Yılbaşını çocukluk dönemimde ailemle nasıl mutlu bir havada Sepetci Sokağı’ndaki evimizde kutladı isem, bu senekini de kendi ailemle İstanbul’da evimde kutladım.

Eski kutlamalardan yegane farklı tarafı birisinde radyonun etrafında toplanan aile, şimdi televizyonun karşısında oturuyordu. Farklı olmayan taraf ise eski yılı geride bırakıp yeni yıla geçerken temenni edilenlerin aynı olması idi. Bu temennilerin başında sağlık, mutluluk ve başarı geliyordu. Tanrıya bize bunları sağladığı için de şükran duyuyoruz. Ayrıca tüm insanların mutluluğun dünyada barışla sağlanacağının da bilincindeyiz. İnsanın mutlu yıllar temennisini birbirlerine söyleyebilmesi ve ailesi ile kucaklaşabilmesi ne güzel değil mi?..

Son yıllarda artan bir şekilde “Yılbaşı Kutlamaları” belki de bilinçli olarak “hıristiyan günü ve kutlaması” olarak yanlış bir şekilde halka aksettiriliyor ve toplumumuzda ikilik yaratılıyor. Avrupa’da ve dünyanın her tarafında kutlanılan Yılbaşı’nın dinle alakası yoktur. “Christmas” ve “Noel” isimleri ile bilinen 25 Aralık tarihinde hıristiyan cemaatinin kutladığı günün “yeni yıl” ile kesinlikle ilgisi yoktur. Yılbaşı kutlamalarını Hıristiyanlık ile karıştırmamak gerekir. Hele hele halkı birbirine düşürmemek gerekir.

Ortanın sağında yer alan gazeteci Taha Akyol köşesinde “Yaşama Sevinci” başlıklı yazısından konu ile ilgili önemli gördüğüm kısımları aşağıda veriyorum;

* Ekonomi ve kültür geliştikçe eğlence ve kutlamalar da gelişiyor, çeşitleniyor. Bizim çocukluğumuzda Anadolu’da doğum günü kutlamaları yoktu, bugün çok yaygın; daha da yaygınlaşmalı…

* Her toplumda yaşama sevincini besleyen geleneksel eğlenceler de vardır.

* Müziksiz, eğlencesiz, oyunsuz bayram ve düğün olur mu?

* Her toplumun tarihinde ve bugününde sanatla bütünleşmiş veya geleneksel eğlenceler de vardır, eğlence denilen bayağılaşmalar da!

*  * *

Televizyon yayınlarını daha çok TRT 1’den izledik. Türk Halk Müziği Korosu’nun ilk sunuş yapan sanatçısı hemşehrimiz Tülay Örten idi. Kendisi bütün akşam birkaç defa ekranda güzel şarkılar söyledi ve hepimizin taktirini topladı…

Tülay Örten kimdir?

Kendisi İstanbul Teknik Üniversitesi Türk Halk Müziği Konservatuvarında yüksek tahsilini yapmış bir kızımızdır. Burada kızımız diye tanıtmamın ana nedeni kendisinin Çorum Eğitim Kültür Vakfı (ÇEKVA) tarafından burs verilerek desteklenmiş olmasıdır.

24 Mart 1988 tarihinde köşemde “Çorumlu Gençlerle Birlikte” başlıklı yazımda kendisinden aşağıdaki şekilde bahsetmiştim;

“Çok güzel saz çalan Çorumlu Tülay Örten, sazı ve sesiyle ve diğer Çorumlu kızımız Ergun Bulut, sesiyle nefis bir konser verdiler.

Tülay kızımız ilk saz dersini rahmetli dedesi Aşık Şekip Şahadoğru’dan aldığını belirterek, onun ‘Yarından ayrılmış bir gözüy yaşlı’ şarkısı ile sunuşuna başladı.

‘Allı Turnam’ söylenirken coşan öğrencilerle birlikte öğretim üyelerinin ‘Çorum Halk Dansı’ oynadıkları görülüyordu.

Hepimiz bir araya gelmekten memnun olarak ayrıldık.”

Tülay’ı TRT Korosu’na girdiği için kutluyor başarılı olmasını temenni ediyor, yükselirken kendisinin sahip olduğu “Hanımefendi”liğini kaybetmemesini istiyorum.

*  * *

Değerli okuyucularım Yeni Yılın dünyaya ve ülkemize barış getirmesini, Türkiye’yi içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtarmasını ve sizlere de sağlıklı, mutlu ve başarılı günler getirmesini temenni ediyorum.

İstanbul, 4 Ocak 2002

(*Taha Akyol, “Yaşama Sevinci” Milliyet, 18.12.2001)