BİLİM VE TEKNİK

Çorum Eğitim ve Kültür Vakfı’nın (ÇEKVA) tertiplediği “Çorum Toplantıları” çerçevesinde, 23 Mart 2002, cumartesi günü, İstanbul’da ÇEKVA binasında değerli hemşehrimiz Prof. Dr. Duran Leblebici tarafından “Bilim ve Teknik” konulu bir konferans verildi.

Konferans konusu ile ilgili bilgileri aktarmadan önce Prof. Dr. Duran Leblebici’yi sizlere tanıtmayı istiyorum:

Çorum Lisesi mezunu olan sayın Leblebici, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Elektrik Fakültesi’nden mezun olduktan sonra, aynı fakültede asistan olarak göreve başlamış ve tüm akademik hayatını aynı üniversitede geçirerek profesörlüğe yükselmiştir. Elektrik Fakültesi Dekanlığı yapan Prof. Dr. Leblebici, uzun yıllar İTÜ’nün Rektör Yardımcılığı yapmıştır. Türkiye Bilimsel Teknik Araştırma Kurumu’nda (TÜBİTAK) da önemli görevler üstlenen hemşehrimiz, şu anda ÇEKVA Yönetim Kurulu üyesidir. Kendisi gibi elektrik mühendisi olan tek evladı Yusuf Leblebici de başarılı bir akademik grafik çizmiş, İTÜ İllinois üniversitesi (ABD), Sabancı Üniversitesi gibi kuruluşlarda çalışmış olup, şu anda İsviçre’de Lozan Üniversitesinde profesör olarak görev yapmaktadır.

Bilim ve Teknik konusunda sunulan konferansı aşağıda aldığım notlarımdan faydalanarak özetleyeceğim:

* İnsanlar düşünmeye başladı ve bilimin tohumları atıldı. Uzun zamana yayılarak yavaş yavaş gelişti.

* Bilimdeki esas gelişme “Rönesans”tan sonra olmuştur. Burada inanmanın (din) yanısıra, serbest düşünce sağlanmıştır.

* Teknoloji ise insanın eşya kullanmaya başlaması ile gelişmiştir. Bir örnek olarak tekerleğin bulunması sayılabilir.

* Bilhassa 18, 19 ve 20. yüzyılda teknolojik gelişme sağlanmıştır. Teknoloji bilimi arkasına alarak gelişmiştir. Son 50 yıl içinde teknolojik gelişme müthiş hızlanmıştır.

* 1970’de İngiltere’ye gittiğimde İstanbul’daki evimle telefon konuşması yapmayı istedim. İki gün sonra beni bir sabah uyandırdılar ve bağlantı hazır dediler.

* Cep telefonunun gelişmesi çok önemli bir gelişmedir.

* Transistörler bulunmasa idi cep telefonunun boyutu Washington Anıtı boyunda olurdu. Günümüzde bir saniyede üretilen transistör sayısı bir milyonu aşmıştır.

* Bir bilgisayar optik diski (CD) 500 disket içindeki bilgiyi saklama kapasitesine sahiptir. Bu CD içindeki bilgiyi kağıda dökmeyi istese idik ne kadar kağıt gerekirdi bilemezsiniz.

Bu noktada Türkiye’nin durumuna bakalım diyen konuşmacı, aşağıdaki hususlara dikkat çekti;

* 1950’de nal çivisinden başka bir şey üretilmezdi. ama zaman içinde sanayi gelişti ve teknoloji uygulandı. Motor, otomobil, televizyon ve her türlü mamül üretiliyor.

* Bu noktada önemli olan üretilenlerin ne kadarının Türkiye’de düşünüldüğü ve geliştirildiğidir. Ne yazık ki Türkiye’nin bu hususdaki katkısı çok düşüktür.

* Bunun nedenleri önemlidir. Halk arasında söylenen

İCAT ÇIKARMA ESKİ KÖYE YENİ ADET GETİRME

sözleri bizim kültürümüzün yapılandan farklı yapılmayı kınayan bir kültür olduğunu ortaya koymaktadır.

* Genetik bir eksikliğimiz olduğunu düşünmüyorum. Yurt dışına giden Türkler hep başarılı oluyor. Ülkemizde kültür noksanlığı var.

* Türkiye’de 20-25 yıl önce girişimcilik yoktu. Şimdi her yerde girişimci Türk var.

* Esas gelir ve katma değer üretici tarafından sağlanır. Eğer bunu yapamaz isek yaratacağımız kaynağın geliri ülkemizin gelişmesini sağlamaya yetmez. Kopyacıların veya sonradan yapanların yarattığı katma değer çok düşüktür.

İstanbul