SÜLEYMAN DEMİREL NE DÜŞÜNÜYOR?

Dün akşam, 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel, Marmara Grubu Vakfı’nın yaptığı aylık toplantıya konuk konuşmacı olarak katılarak, “2002 Mart’ında Türkiye ve Dünya” konulu bir konferans verdi.

Bu toplantıların yapıldığı Dedeman Oteli’nin Balo Salonu tamamen dolduğu gibi katılanların önemli bir kısmı ayakta kaldı. Basının ve televizyonun büyük ilgi gösterdiği bu toplantıda sayın Demirel oldukça neşeli, kendisinden emin ve her zamanki gibi hazır cevapdı. Bilhassa soru-cevap kısmında verdiği yanıtlarla katılanların da neşelenmesine, sık sık gülmelerine ortam yarattı. Bu kısmında da oldukça çok alkış aldı.

Katılanların büyük bir çoğunluğu gibi ben de sayın Demirel’in siyasetin neresinde olduğunu ve gelecek ile ilgili düşüncelerini merak ediyorum.

Konferansın, daha çok yazılı metne (doğrumu?) bağlı olarak sunulan kısmında genelde bilinen konular üzerinde duran 9. Cumhurbaşkanının vurguladığı hususlardan bazılarını aşağıda değerlendirmenize sunuyorum:

* Dünyada bir milyar insan günde bir dolar, ve dünya nüfusunun yarısı iki dolar kazanmaktadır. Dünya gelirinin yüzde 82’sini 26 ülke elde etmektedir. Dünya rahatsızdır. Dünyayı fakirlikten nasıl kurtarırız gayreti vardır.

* Hiçbir sistem dağıtımda serbest piyasa ekonomisi kadar başarılı olamaz, çünkü bu sistem dağıtacak birşey üretir. Piyasa ekonomisi büyütücüdür.

* Avrupa Birliği ekonomik ve ticari işlemini tamamlamış, yedi ülke hudutlarını kaldırmış ve yakında 15 ülkeninki de kalkacaktır. Aday 13 ülke eklenince Avrupa daha büyüyecektir. Avrupa’da barış ve huzur hakim olacaktır.

* 28 devletten oluşacak AB’de ulus devlet muhafaza edilecektir. Tartışılan, Almanya’nın ileri sürdüğü federe devlet örneği mi yoksa Fransa’nın görüşü olan çok halklı (ulus devletleri içeren) bir devlet mi olacağı konusudur.

* Avrupa bir coğrafya değil, bir medeniyettir. Yüksek değerlere bağlı ve yaşamak istiyorsanız o kadar Avrupalısınız demektir.

Bu konuları kısa keserek soru-cevap kısmına geçmeyi istiyorum. Burada sorulara verdiği cevapları vererek değerlendirmeyi sizlere bırakmayı istiyorum;

* Süpürgeyi ele almak istemiyorum. Birileri süpürse de bize iş kalmasa diyorum.

* Türkiye gibi çok işi olan bir ülkede etkin idare gerekir. Bugün karar mekanizması işlemiyor. Bütün mesele bunu işletmektir. Türkiye’de kendisine lazım olan kadrolar vardır.

* Türkiye’ye başkanlık sistemi gereklidir.

* Siz devi (Türkiye’yi) cüce yaparsanız kimse sizin cücenizden dev yapamaz. Kendine güvenmeyen Türkiye’nin imajı ve prestiji olmaz.

* Türkiye 21 Şubat sıkıntısına girmemeli idi. 28 milyar dolar bankada vardı.

* Anadolu’da bir atasözü vardır. “Bir yiğidin başında bir karabulut bin yıl durmaz”. Türkiye’nin üzerindeki karabulut da bin yıl durmayacaktır.

* Bugün en önemli sorun hızlı nüfus artışıdır. Ülkemiz insanlarına bakabileceğin kadar çocuk yap diyorum. Bakamıyan 7-8 çocuğunu söyleyene (yap diyene) götürsün.

* Bunların hepsi geçer. Sebep siyasidir. Halk beğenmediğini söylüyorsa bu halkın hakkıdır. Seçim ve siyasi parti kanunlar ıdeğiştirilerek halka seçime gitme hakkı verilmelidir.

*Bugün Başbakan olsa idim çarkı döndürür, pazarı canlandırırdım. Halka cesaret verirdim. “Haydi yürü, korkma” derdim. Her gün çıkar meydanlarda konuşurdum. Türkiye’ye lazım olan moraldir.

Bu konferans sonundaki şahsi değerlendirmem sayın Demirel’in ülkenin siyasi yaşamının ortasında oturmayı istediği ve oturduğudur. Kendisini bağlayacak birşeyi doğrudan doğruya söylememekte, gelişmeleri izlemekte ve hatta gelişmelere yön vermeye çalışmaktadır. Kendisi etrafında mevcut kalabalık bir halka olduğu görülmekte ve bir takım çalışması ile gelecek günlere hazırlıklı olmaya gayreti dikkati çekmektedir. Demirel ben varım demektedir.

İstanbul