İŞSİZLİK VE YURT DIŞINA KAÇIŞ

Son yazılarımdan birinin başlığı “Utandıran Kuyruklar” idi. Ankara’ya yaptığım seyahatte Alman ve Fransız Büyükelçiliklerinin önünde vize alabilmek için bekleyenlerin oluşturduğu kuyrukları görünce çok üzülmüş ve etkilenmiştim.

Ülkemizin iyi yönetilemeyişi, hızlı nüfus artışı, yeni iç sahalarının açılamaması ve benzeri sebeplerle halkımız geleceğini yurtdışında sağlamaya çalışmaktadır. 1960’lı yıllarda yurtdışına işçi olarak gidenlerin oralarda sağlamış oldukları imkanlar ve yaşam koşulları ile küreselleşen dünya ortamı bilhassa geleceklerini ümitsiz gören gençlere yurtdışı tek çıkış kapısı olarak kalmaktadır.

Birkaç yıl önce eşimle birlikte yağmurlu bir havada dışarıda beklememek için girdiğimiz “7-Up” marketinin kafeteryasında otururken, yan masadaki iki gencin konuşmalarına ister istemez kulak misafiri oldum. Gençlerden birisi diğerine Amerika’ya giden arkadaşının oradaki durumunun ne kadar iyi olduğunu anlatıyor ve ilk fırsatta da kendisinin yurtdışına “kapağı atmayı” istediğini söylüyordu. Bu konuşmayı duyunca emin olun çok üzülmüştüm…

Basında yer alan iki haberin konuyu daha açık ve seçik bir şekilde ortaya koyacağı için değerlendirmenize aşağıda sunuyorum:

Birinci haber:

“İnsan Kaynakları Yönetimi Derneği 300 beyaz yakalı (eğitim görmüş, meslek sahibi) üzerinde bir araştırma yapmış. Sonuçlar şöyle:

Nitelikli personelden yurtdışına gidenler: % 7

Bir fırsat bulursa yurtdışına gitmek isteyenler: % 30

Yurtdışına gitme çabası içinde olanlar: % 12

Toplam ne ediyor? % 49! Yani bu memlekette okumuş yazmış insanların yarısının ruhu burada değil. Kim bilir içi acıyıp da söylemeyenleri de katarsanız yüzde ne olur. Yüzdesi hesaplanamayacak kahroluşlar da var elbette!

Sadece işsizlik, parasızlık değil; hayatları daraltıldığı için gidiyorlar en çok.”

İkinci haber:

“CHP Bilim Yönetim Kültür Platformu’nun 2 bin 470 işsizle gerçekleştirdiği ‘Kriz İşsizleri’ araştırmasına göre, işsiz kalanların yüzde 36.4’ü evde oturuyor ve daşıra çıkmıyor. Krizde işlerini kaybedenlerin yüzde 42’si tazminat alarak işten çıktı. İşsizlerinin yüzde 41’inin aile içi ilişkileri olumsuz etkilendi. Yüzde 19.4’ü boşandı. İşsizlerin yüzde 11.3’ü geçimini otomobilini ve gayrimenkulünü satarak sağladı. Tazminat alan işsizlerin yüzde 67.7’si de tazminatlarını bitirdi.”

Bu iki haber değerlendirildiğinde ülkemiz için tehlike zillerinin çaldığı görülmektedir. Ankara’nın bunları bilmemesi imkansız. İki yıldan beri ülke devamlı küçülüyor (Gayri Safi Milli Yurtiçi Hasılamız 2000 yılında 200 milyar dolar iken, 2001 yılında 143 milyar dolara indi) ve işsizlik artıyor.

Zamanında tedbirler hızlı bir şekilde alınmaz ise beklenmeyen sosyal problemler ortaya çıkar ve arzulanmayan patlamalar ülkemizi kaplar. Bu durum ülkesini seven hepimizi çok üzer…

İstanbul

Ece Temelkuran, “Kalanlara ve gidenlere…” Milliyet, 15.5.2002

Ekonomi Servisi, “İşsizler evlerine kapandı”  Milliyet, 21.5.2002