IV. TEKNOLOJİ KONGRESİ

Salı günü İstanbul’da yapılan “IV. Teknoloji Kongresi”ne katıldım. Ülkemizin teknoloji üreten ve kullanan ülkeler arasında hak ettiği yere ulaşmasına önemli katkıları olacağına inandığım bu kogre TÜBİTAK, TTGV (Türkiye Teknoloji Geliştirme Vakfı) ve TÜSİAD tarafından;

“Ülkemizde yaratıcı düşünceyi yenilikçi ürüne dönüştürme çabalarını teşvik etmek, yenilikçi ürün geliştirmenin rekabetci pazarlarda başarının kaçınılmaz gereği olduğu konusunda ulusal sanayimizi bilinçlendirmek ve kamuoyunun bu konuda duyarlılığını artırmak” amacıyla düzenlenmiştir.

Yurtiçi ve dşından 15 konuşmacının katıldığı oturumlarda “Küresel Rekabet İçin Yenilik ve AR-GE” ana teması kapsamında; “Yabancı Yarıtımlar ve AR-GE, Küreselleşme ve Ulusal Yenilik Sistemleri-Ülke Örnekleri, Geleneksel Sanayilerde Yeni Teknoloji Uygulamaları” konuları tartışılmıştır.

Türkçemize “yenilik” diye çevirdiğimiz inovesyon, yani bilim ve teknolojiyi ekonomik değere dönüştürebilme, ekonomik büyümenin ve refah toplumu yaratmanın kaçınılmaz anahtarı haline gelmiştir. Bilim ve teknolojinin üretilme hızı, daha da önemlisi, toplumsal ve ekonomik gelişmeye, yaşam kalitesine dönüşme hızı katlanarak artıyor. Eskiden beri var olan “teknoloji üretenler” ve “kendi teknolojilerine sahip olamayanlar” ayırımı gün geçtikçe daha bir önem kazanıyor. Bilim ve teknoloji, bir yanda insanları refah toplumuna taşıyor, öte yanda kendisine sahip olun bunu ekonomik değere, toplumsal yarara çevirebilenlerle, bunda başarı sağlayamayan toplumlar arasındaki uçurumun açılmasına neden oluyor. Küreselleşme, bu oluşumu hızlandırıyor; bir ülkede toplumun değişik kesimleri arasında refah dengesini olumsuz yönde etkilerken, ülkeler arasındaki yaşam kalitesi farkını da derinleştiriyor. Kuralların farkında olduğu bir dünya düzeni oluşmadığı sürece fazla seçeneğimiz yok; ya biz bu değişimi çok iyi kavrayacağız ve gereklerini yerine getireceğiz, ya da kişi başına düşen milli gelirin Türkiye’de 4 katına çıktığı sürede Kore’de nasıl 30 katına çıktığını tartışıp, benzer eğilimin daha da belirgin olarak devamını kabulleneceğiz.

Ülkemiz birçok göstergeye göre yapılan sıralamalarda dünyadaki ilk 20-25 ülke içerisine giriyor, buna bilimsel çalışmalardaki sıralama da dahil. Ancak, toplumsal refahı yansıtan göstergelere baktığımızda durum çok farklı sıralamada daha gerilerde yer alıyoruz; tıpkı teknoloji gelişgücümüzde olduğu gibi.

“Bunu nasıl sağlarız” sorusu ise cevabı çok kolay olmayan bir soru. Sağlıklı ekonomik büyüme ve toplumsal refah için, “teknoloji üretme”, “Ar-Ge”, “yenilik” kavramları burada stratejik önem taşıyor. Öncelikle bu kavramları günlük yaşantımıza yerleştirmeliyiz.

Bu noktada ülkemizde “Ar-Ge” (Araştırma-Geliştirme) faaliyetlerine “Gayrisafi Yurtiçi Hasıla”dan binde 5’i ayrılırken, kalkınmış ülkelerde yüzde 2-3’ü ayrılmaktadır. Aynı şekilde “Ar-Ge” personeli sayısı da düşüktür. Türkiye’de 10000 işgücüne düşen 10,5 iken, Japonya’da 136, Almanya’da 116, Güney Kore’de ise 64’dür.

Toplantının son kısmında “Teknoloji Ödülleri” törenine geçildi. Büyük ödül kategorisinde finale kalan dört firmadan hiçbiri ödülü alamadı (Arçelik, Sigortam.net, Nemed Tıbbi Ürünler, Komsan Kompresör) Bunlardan Komsan jüri özel ödülüne layık bulundu. Buna karşın başarı ödülü verildi. (Tepa A.Ş, luform Elektronik, Info Tron A.Ş.)

1. Teknoloji Kongresi’nin ülkemizi teknoloji üreten ülkeler kategorisine taşıyacak çalışmalara katkıda bulunacağını tahmin ediyorum.

Çorumlu sanayicilerin de yukarıda açıkladığım bilgiler ışığında teknoloji üretmeye, Ar-Ge’ye yeniliklere önem vermeleri gerektiğine dikkat çekmeyi istiyorum.

İstanbul