ÇORUM’DA ŞEHİRCİLİK

Değerli hemşehrimiz Dr. Ali Emiroğlu’nun “Şehir nasıl genişler?” ve “Çorum için düşünceler” başlıklı yazılarını zevkle okudum. Yazılarında şehirlerin nasıl gelişmesi gerektiğini açıklıyor ve Çorum’un şehircilik bakımından içinde bulunduğu durumu değerlendiriyordu.

Hakikaten şehirlerin planlanmasında, yapılanmasında ve gelişmesinde “yaşam kalitesi”ne büyük önem verilmesi gereklidir. Şehir demek, yalnız çok katlı binaların bulunduğu, yüksek yoğunlukta insanların belirli bir alanda oturması değildir. Şehrin yüksek yaşam kalitesine sahip olması için şehircilik, çevre ulaşım konuları da dahil olmak üzere tüm konularda sorunlarının çözülmüş olması beklenir. Yeşil alanların oldukça yoğun olması, park ve bahçelerin geniş alanları kaplaması gerekir.

***

Ali Bey’in de birinci yazısında belirttiği gibi “Yeni kurulan şehirler, yeşil sahalarla birbirinden ayrılmıştır. Bir yol sizi planlı temiz bir şehre götürüyor. Sonra şehir bitiyor ve bir orman başlıyor. Bu şehir parçaları güzel yollarla birbirine bağlanmış.”

Sayın doktor’un ihtisasını yaptığı Fransa’da ve benim yüksek tahsilimi yaptığım Almanya’da hakikaten şehirler ormanlar, yeşil alanlar ve tarlalarla birbirinden ayrılmıştır. Kendisinin belirttiği gibi tanınmış mimar Behruz Çinici tarafından bir “uydu şehir” olarak planlanan Binevler’in aradaki tarlaları imara açarak şehirin oraya kadar uzanması ve uydu şehir özelliğini yitirmesi yerinde bir karar değildir. Bölgenin bir kısmı kamulaştırılarak park haline getirebilirdi.

Bir parkın şehircilik açısından park olarak yorumlanabilmesi için iki önemli şartın sağlanması gereklidir;

1- Park en az 5000 m2 olmalıdır.

2- Parka 5 dakikada ulaşılması gereklidir.

Acaba, şehrimizde bu şartları sağlayan kaç park vardır?

Devamlı olarak Çorum’da yaşamadığımiçin bu niteliklere sahip bildiğim birşey varsa 1982 yılında parkların sayısı ne kadardır bilmiyorum. Özel gayretlerimle Çorum Belediyesine park yapılmak üzere Tarım Bakanlığı4ndan alınarak verilen fidanlığın bu niteliğe kavuşturulmadığı ve amaç dışında kullanıldığıdır.

Bu nedenle Belediye Başkanımız ile Belediye Meclisi üyelerinin şehrin yaşanabilir olması için Sayın Emiroğlu’nun görüşlerini ve benim bu konuya katkılarımı dikkate almalarının çok önemli olduğunu vurgulamak istiyorum.

***

Ali Bey ikinci yazısında; “Çorum’da, şimdiye kadar yapılanlar arasında, en iyi seçim yapılan yer, Organize Sanayi Bölgesi’dir. O saha, ilerde sanayi alanı olarak kullanılabilecektir. En kötü seçilen yer de, Küçük Sanayi Bölgesidir” şeklinde bir değerlendirme yapmıştır.

Bugünkü şartlarda içinde yaşanılan durum nedeniyle kendisinin değerlendirmesi doğru kabul edilebilirse de bu bölgenin oluşumunu da bilmek gerekir. Bu yer kurulan kooperatif tarafından “Küçük Sanayi Sitesi” kurmak üzere 1968 yılında temin edilmiş veya satın alınmış olmasına rağmen 1982 yılında teminedilmiş veya satın alınmış olmasına rağmen 1982 yılına kadar hiç birgelişme gösterememiştir. Danışma Meclisi üyesi olarak bu sistemin sorunlarına sahip çıkmaya başladım. İmar ve İskan Bakanı olunca da İller Bankası kanalıyla alt yapı işlerini Çorum Belediyesine ihale ettirerek 14 yıl sonra sitenin inşaatını başlattım.

Aynı dönemde daha önce programa girmesine rağmen belediyenin sahip çıkmaması nedeniyle programdan çıkarılan “çevre yolu”nun inşaatını da başlattırdım. O dönem de öngörülen yarım daire şeklideki Çevre Yolu’nun daha sonra Küçük Sanayi Sitesi’nin yanından Milönü civarından, Esnafevleri ve Bahçelievler’in arkasından ve Bahabey Ormanı’nın dışından Çimento Fabrikası civarında diğer yarım daireyi oluşturarak birleştirilmesi idi.

Sayın Belediye Başkanımız Arif Ersoy’a bu projenin gerçekleştirilmesinin ne kadar önemli ve gerekli olduğunu ilk başkanlık seçimini kazandığında Çorum’da kendi devleti ile gerçekleştirdiğimiz toplantıda ortaya koymuştum.

Eğer Çevre yolu, benim önerdiğim gibi bugüne kadar gerçekleştirilebilse ve tamamlanabilse idi Küçün Sanayi Sitesi ulaşım sorunlarıyaşamayacak tüm vasıtalar siteyi görerek geçeceklerdi.

İstanbul