MUĞLA VE ORMAN YANGINI

Ormanlarımız yanıyor. Geçen hafta Balıkesir Kepsut’da 6 bin hektarlık ormanımız yandı ve kül oldu. İki günden beri de Muğla’nın Marmaris İlçesi’nin Çetibeli Mevki’nde çıkan yangın yaklaşık 3 bin hektarlık Kızılçam ormanlarını yuttu ve yok etti. Tarla açmak, arazi kazanmak, sabotaj ve dikkatsizlik sonucu çıkan bu yangınlar ülkemizin en değerli varlığını yok etmekle kalmıyor, iklim değişikliğine de neden oluyor. Yok olan ormanlar havaya verilen karbondioksiti oksijene dönüştüremediğinden dünya hergeçen gün daha ısınmakta ve sel felaketleri ile karşılaşmaktadır.

Rize’de ve Karadeniz kıyılarında sellerin yarattığı tahribatı ve ölümleri daha unutmadan Orta Avrupa da Elbe Nehri’nin taşması dünyanın en güzel ve tarihi şehri Prağ’ı, Dresden’i ve tüm Almanya’yı etkiledi. Çin’de ve Uzakdoğuda seller ölümlere ve büyük zararlara sebep oldu. Bütün bunlar çevrenin insan eli ile bozulmasının bir sonucudur.

Dünya ülkelerinin 1992’de Rio Zirvesinde aldığı kararlar arasında “Ormanların Korunması” ve “İklim Değişikliği” konulu en önde gelmesine, Amerika dışında hemen hemen tüm ülkelerin havaya attıkları karbondioksit miktarını azaltmayı kabul etmelerine ve gerekli önlemleri almalarına rağmen karşılaştığımız seller, yaşanan olaylar iklim değişikliğinin engellenemediğinin bir göstergesidir. Son 10 yıl içinde dünyada mevcut ormanların yüzde 10’u tahrip edildi.

“İkinci Dünya Çevre ve Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi” 26 Ağustosda Güney Afrika Cumhuriyeti’nin Johannesburg şehrinde toplanacak ve son 10 yılda Rio’dan bu tarafa sağlanan gelişmeler gözden geçirilecek ve neler yapılması gerektiği ele alınacaktır. Ülkemizi, Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer’in başkanlığında bir heyetin temsil edeceği bu toplantıya 50 bin delege katılacatır. Bu toplantının neticelerini ve önerilerini merakla bekliyorum.

1979 yılında çıkan yangında Çetibeli’nde 14 bin hektar, son 6 yılda da burada 11 bin hektar orman yanmış ve yok olmuştur. Cumhuriyetimizni kurulduğundan beri 2 milyon hektar arazi ağaçlandırılmıştır. Buna karşılık 1.5 milyon hektar ormanlık yanmıştır. Nasırlanmış elleri ile Türkiye’yi yeşillendirmeye çalışan nice Rüstem Eren’lerin gayretleri neredeyse yakılanları ancak karşılamıştır. Ne kadar üzücü değil mi?

Akşam Muğla otogarında Antalya’ya hareket edecek otobüsümü beklerken yanıma oturan bir vatandaşımızla sohbete daldık ve ister istemez konu Muğla’daki orman yangınlarına geldi. Assubay olduğunu ifade eden vatandaşımız bu yangınların sabotaj neticesinde meydana geldiğini ve arazi kazanmanın hedeflendiğini belirtiyordu.

Side civarında görev yaptığı sırada bazı tepelerin satıldığı haberini alınca olaya el koyduğunu, satandan tapu istediğini, ilgilinin bunu göstermediğini ve arazinin hazineye ait olduğunu belirlediğini anlatan assubay yakılan yerlerin de aynı yöntemle yakanların arkalarındaki mafya tarafından satıldığını açıkladı.

Hakikaten ülkemizin akciğerleri olan ormanları yangınlarla yok edildiği gibi siyasilerin oy alma arzuları nedeniyle orman niteliğini kaybetmiş yerler olarak belirlenerek talan ediliyor. Böyle alanlar daha sonra el değiştiriyor ve çok yüksek fiyatlarla satılan villaların yer aldığı sitelere dönüşüyor. Bunun örnelerine özellikl İstanbul’da ve Türkiye’nin her tarafında rastlanmaktadır.

Evet, gece yarısı otobüsümüz Antalyaya doğru yol alırken orman yangınının devam ettiği Çetibeli mevkiinden geçtik. Geçenin karanlığını uzaklarda yanan ormanın ışıkları aydınlatıyordu. O güzelim doğanın ve ağaçların ağlamasını içimde hissettim. Ben de üzüntümden için için ağladım.

Antalya