VAY BENİM ÜLKEM!

Bugün bir arkadaşımın mühendislik bürosuna uğradım. Kendisi ile sohbet ederken onun benim de tanıdığım mimar olan bir arkadaşı da ziyarete geldi. Birlikte ülke sorunlarını tartıştık ve yaklaşan seçimlerle ilgili sohbet ettik.

Üçümüz de yapılacak seçimlerin ülkeye huzurdan ziyade sorunlar getireceği fikrinde birleştik. Bu arada mimar olan misafir, kendisinin İnşaat Mühendisleri Odası’nca tertiplenen “İstanbul’un Rehabilitasyonu” toplantısından geldiğini belirtti ve orada duyduklarını bizlere aktardı.

Türkiye’nin nasıl bir çıkmaz ve ahlaki bozulma içinde olduğunuw Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, Yapı İşleri Genel Müdürü’nün verdiği bilgilere esas alarak açıkladı.

Adapazarı – Bolu – Düzce depremleri, binlerce vatandaşımızın kaybına ve çok sayıda yapının yıkılmasına neden olmuştu. Ölümlerin büyük bir çoğunluğu yıkılan binalar nedeniyle meydana gelmişti.

Bu durumun ana ana nedeninin yapılan binaların mühendislik hizmetleri ve kontrolu olmadığı ortaya çıkınca, Bayındırlık ve İskan Bakanlığı tarafından “595 Sayılı Yapı Denetimi İle İlgili Kanun Hükmünde Kararname Anayasaya uygun bulunmadığından iptal edilmişti.” 4708 Sayılı Yapı Denetim Kanunu” çıkarılıncaya kadar arada geçen 3 ay içinde doğan boşluktan faydalanan 27 ilimizdeki belediyeler yangından mal kaçırır gibi 35000 adet inşaat ruhsatı” vermişler. Kanunun çıktığı 13.8.2001 tarihinden beri bir yıl içinde verilen “inşaat Ruhsatı” sayısı yalnız 2500 adet de kalmıştır. Hatta bazı belediyelerin halen boşluğun doğduğu zamana ait eski tarihli ruhsat vermeye devam ettiklerini de GEnel Müdürün üzülerek ifade ettiğini belirtti. İlgili Genel Müdürlükce uyarılan belediyelerin hiçbir önlem almadığını da çaresizlik içinde anlatmış.

Neyi ve nasıl rehabilite edeceksiniz! Soruwnun esas sorumlusu belediyeler böyle yollara tevessül ederse gelecek bir depremin yapı denetimi yaptırılmayan binalarda nasıl hasarlar yaratacağını düşünebiliyor musunuz? Ölenlerin sorumlusu kim olacak? Buna göz yuman belediyelerin sorumlularını o zaman nerede bulacağız?

Düşünün İstanbul’da 1.200.000 adet bina bulunmaktadır. Bu binaların yüzke 40’ı kaçak gecekondu, yüzde 40’ı ruhsatsız yapı olup ancak yüzde 20’si tekniğin gerektirdiği şartlara uygun olduğu belki kabul edilebilir. Bir depremde İstanbul’da mevcut binaların yüzde 60’ının yıkılacağı bilimsel verilerle açıklanmaktadır. Ölü sayısının ne kadar olacağının tahminini size bırakıyorum.

Bunları duyunca ülkem için bir defa daha karamsaroldum. Ülkeye yön veren belediyeler yeni kanunun çıkmasını bekleyecek yerde oy avcılığı yaparak ruhsat dağıtmışlar.

Çıkardan başka birşeyin konuşulmadığı ve düşünülmediği bir ortamda yapılacak seçimler ülkemizi hangisi çıkmazdan kurtaracak?

Ümidiniz var mı?

İstanbul

Not: ÇEKVA’nın kurucu üyelerinden Cem Gökgöz’ün saygıdeğer babası Kemal Gökgöz’ün kaybını büyük bir üzüntü ile öğrenmiş bulunuyorum. Merhuma tanrıdan rahmet, ailesine başsağlığı dilerim.