İTÜ 8. Endüstriyel Kirlenme Kontrolü Sempozyumu (18-20 Eylül 2002) – TÜRKİYE’DE TEHLİKELİ ATIK YÖNETİMİ; MARMARA BÖLGESİ ÖRNEĞİ

Not: Figürlerin, Tabloların ve Formüllerin daha yüksek çözünürlüklü görüntüleri için görsele sağ tıklayıp “resmi yeni sekmede aç” seçeneğini seçiniz

TÜRKİYE’DE TEHLİKELİ ATIK YÖNETİMİ; MARMARA BÖLGESİ ÖRNEĞİ

A. Samsunlu

İstanbul Teknik Üniversitesi, Çevre Mühendisliği Bölüm, Maslak, 80626, İstanbul samsunlu@ins.itu.ıdu.tr

ÖZET

Dünya’da 1970’li yılların başına kadar çevre kalitesi sadece hava ve su kontrol yönetmelikleri ile sağlanmaya çalışılmıştır. Atıksu arıtma tesisi çamurlarına, katı atıklara ve tehlikeli atıklara gereken önem verilmemişti, Tehlikeli atıklar gerek insan sağlığına gerekse çevreye olan tehlikeleri bakımından konvansiyonel atıklara göre çok farklı olup bertarafında kendilerine özgü yönetim biçimleri oluşturulmasını gerekli kılmışlardır. Tehlikeli atıkların yönetiminde en önemli adımlar tanımlama, tespit ve listelemedir. Her ülke bu atıkları kendi sosyal, ekonomik, politik özelliklerine dayanarak tanımlamak ve yönetmek yoluna gitmiştir. Tehlikeli atıklar konusunda ülkemizde yasal bir düzenleme olmasına rağmen uygulama ve yönetim konusundaki eksiklikler nedeniyle bu yönetmelik ülkemizde tam olarak uygulanamamaktadır.

Anahtar kelimeler: Tehlikeli Atıklar, tehlikeli atıkların bertarafı, tehlikeli atık yönetimi.

HAZARDOUS WASTE MANAGEMENT IN TURKEY: A CASE STUDY FROM MARMARA REGION

ABSTRACT

Environrnental quality in the world has becn maintained by only air and water control legislation till the beginning of 1970’s. Sufficient significance have not been giyen to sludge arising from wastewater treatment, solid wastes and to hazardous wastes. Flazardous wastes have a quite different characterictic on both environment and humans c.mponed to conventional wastes, which has necessitated to disposal management alternatives specific for their ProPerties. The most important steps in the management of hazardous wastes are identification, determination and kum& Each though Turkcy has a regulation set for hazardous wastes, it has not been afficientl• applied due to defidencies in application and adrninistrative iterns.

Keywords: Hazardous wastes, disposal of hazardous wastes, management of hazardous wastes.

GİRİŞ

En genel anlamda tehlikeli atık, canlılara, yapılara ve çevresine karşı potansiyel tehlikeye sahip olan katı, çamur, sıvı ve gaz halinde bir madde olarak tanımlanır ve yangın, patlama, Paslandırıcılık, zehirlilik ve benzeri istenmeyen etkileri içerebilir. Konvansiyonel atıklardan farklılığı, tehlikeli atıkların gerek taşınımı, depolanması gerekse arıtılması ve uzaklaştırılmasında özel yöntemler gerektirmesidir.

Dünyada ve ülkemizde 1970’li yıllardan itibaren hızlanan sanayileşme sürecinde ortaya çıkan çevre 1980’li yıllardan beri, tehlikeli atıklar ve bu atıkların bertarafıdır. Gelişmiş ülkelerde 1980’li yıllardanüzerinde durulan ve çözüm aranan tehlikeli atıklar 21. yüzyılda da önemini koruyacak ve bu sorunun çözümü çevre gündeminde önemli bir yer alacaktır. Tehlikeli atıklar endüstriyel tarımsal evsel faaliyetler sonucu oluşabilir.

Ülkemizde tehlikeli atıklar sorununa yaklaşım çok geç başlamakta beraber halen tüm kapsayan geçerli ve etkili bir çözüm bulunamamış, etkili bir atık yönetimi oluşturulan; Ancak 2872 sayılı Çevre Kanunu ve bu kanuna göre, 27 Ağustos 1995 günü ve 22387 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren “Tehlike Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ile “Katı atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği”nin çıkarılmış “Kati ya da “Tehlike Atıkların Sınırlar ötesi Taşınımının ve Bertarafının Kontrolüne İlişkin Basel Sözleşmesi”nin onaylanması ülkemizde bu soruna önem verildiğinin bir göstergesi olarak kabul edilmelidir.

Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği gereğince bölgesel atık yönetim planlarının hazırlanması sorumluluğu Çevre Bakanlığı’na verilmiştir. Söz konusu planlara mesnet teşkil etmek amacıyla, ülke genelini kapsayan tehlikeli atık envanterinin çıkarılması çalışmaları 1997 yılı sonunda kısmen tamamlanmış olup, il, bölge ve ülke ölçeğinde tehlikeli atık miktarlarına ulaşılmıştır.

Envanter çalışması sonuçları Marmara, Ege ve Akdeniz bölgeleri tehlikeli atıklar açısından öncelikli bölgeler olduğunu göstermiştir. Bu çalışmayı takiben, Çevre Bakanlığı tarafından yaptırılan Tehlikeli Atık Yönetimi Projesi 2001 yılı sonunda tamamlanmıştır.

Bu bildiri kapsamında ülkemizde tehlikeli atık yönetimi ile ilgili bilgi verilecek, Çevre Bakanlığım yönetimi hazırlattırılan proje dikkate alınarak genel değerlendirme yapılacak ve Marmara Bölgesinde tehlikeli atıkların yönetimi örnek olarak incelenecektir.

TEHLİKELİ ATIKLAR

Tehlikeli atıkların toksik olduğu ve biyolojik ayrışmasının çok zor veya hiç olmadığı ayrıca bu maddelerin zehirliliğinin uzun süre devam edeceği bazen gözardı edilmektedir. Bu toksisiteyi ve bunun uzun süre devam edeceğini hesaba katmayan stratejiler, bugün karşı karşıya bulunan tehlikeli atik sorunlarının sebebi olarak gösterilmektedir (Wentz).

1980’lerin başından itibaren, tehlikeli atıklar küresel ekosistemde yıkıcı etkiler meydana getirme potansiyeline sahip, en önemli problemlerden biri olarak görülmeye başlanmıştı!. Tehlikeli atıkların aciliyeti konusu, ilgilileri çevre üzerinde yeniden düşünmeye zorlamaktadır. Havanın ve suyun temizlenmesi ile ortaya çıkan atıklar sanki bunlar evsel katı atıktnişcasın2 depolama alanlarına verilmiştir (La Grega, 1994).

Bu konu halen önemini korumakta, ülkelerin çevre koruma bütçelerinde çok önemli bir yer işgal etmektedir. Ayrıca geçmişte kirlenmiş bölgelerin tespit ve ıslahı da uzun süreli çalişl’il gerektirmekte olup çok pahalıdır.

Yalnızca OECD üyesi ülkelerde binlerce atık alanı bulunmakta, bunların pek çoğu için de düzeltici tedbirler gerekmektedir. Tahminlere göre Federal Almanya için 10 milyar dolar, Hollanda için 1,5 milyar dolardan fazla, ABD için 20-100 milyar dolar, Danimarka için de en az 60 milyar dolara (1986 değerleriyle) ihtiyaç olacaktır. Ayrıca merkezi planlama ekonomilerinde ve gelişmekte olan ülkelerde de, yoğun sınai-kentsel bölgelerde böyle potansiyel tehlikeler alanları bulunabileceği bildirilmektedir (Ortak Geleceğimiz 1987).

Alman Atık Azaltılması ve Bertaraf’ Kanunu’na göre eyaletler geçmişte kirlenmiş bölgelerin temizlenmesi ile ilgili görevleri üstlenmekte ve sorumlu bulunamadığı zamanlarda masraflara katlanmak zorunda kalmaktadırlar. Kuzey Westfalye hükümeti yaklaşık 10600 kirlenmiş bölge tespit etmiş ve bunların temizlenmesi için 2,5 milyar $ ihtiyaç olduğu hesaplamıştır (1995)

Kalkınma sürecindeki bir ülke olan Malezya, ülkesinde imalat sektörü ve ağır sanayi yatırımları teşvik etmiştir. Oluşan tehlikeli atıklar kısa ve uzun vadeli çevre ve halk sağlığı’ sorunları yaratmıştır. 1992 yılında Malezya Hükümeti bir yabancı firmanın sorumluluğunda oluşturulan konsorsiyuma arazide uzaklaştırma, stabilizasyon tesisi, kimyasal ve fiziksel arıtma, yakma, depolama ve nakliye konularını içeren projenin hazırlanması görevini vermiştir. Malezya’da da ülkemizde olduğu gibi 1995 yılı itibarıyla kaynak dışında atık arıtımı ve uzaklaştırma tesisi yoktur.

TEHLIKELI ATIK MİKTARLARI

Dünyada tehlikeli atıkların yaklaşık yüzde doksanın sanayileşmiş ülkeler çıkarmaktadır. Her ne kadar bütün tahminlerde geniş hata paylan bulunsa da “tehlikeli atik” tanımlan arasında büyük farklar dikkate alındığında, 1984 yılında dünyada 325 milyon tonla 375 milyon ton arasında tehlikeli atık oluştuğu bunun yaklaşık 5 milyon tonunun ya yeni sanayileşen yâda gelişmekte olan ülkeler tarafından üretildiği söyleyebilir (Ortak Geleceğimiz,1987).

OECD Tarafından 1986 yılında verilen değerlere göre ABD’de kişi başına yılda 1150 kg, Almanya’da 250 kg, Danimarka’da 34 kg tehlikeli atık oluşmaktadır. Türkiye ile ilgili bir değer bu yayında verilmemiştir.

Ülkemizde kişi başına oluşan tehlikeli atık miktarı hakkında kesin istatistiki bilgiler açıklanmamış olmasını rağmen Zanbak (2002) bu değerin 30-35 kg/yıl aralığında olduğunu ve toplam 2,0-2,5 milyon ton/p1 mertebesinde tehlikeli atık oluştuğunu tahmin etmektedir. Yetkili ve ilgililerle yapılan görüşmelerden oluşan tehlikeli atığın 50-75 kg/y11 aralığında ve toplam 3,0-5,0 milyon ton olduğu kanaatine varılmıştır.

UÇEP’de (Ulusal Çevre Eylem Planında) Türkiye’de her yıl üretilen tehlikeli atık miktarı yaklaşık 300 bin ton olarak verilmiştir. Bu değer OECD ortalamasının hemen hemen 10 kat daha azdır (özgür, 2002).

Dünya Bankası, tehlikeli madde ve atık oluşumunun arttığı ve atık miktarı konusunda ülkeler ~ada önemli farklılıklar olduğunu belirtmekte ve endüstrileşmiş ülkelerde her milyar dolar GSMH için yaklaşık 5000 ton tehlikeli atık üretilirken kalkınmakta olan ülkelerde bu miktarın sadece birkaç yüz ton olabileceğini belirtmektedir (Ulusal Gündem 21).

Bu bilgilerin ışığında UÇEP’de, Türkiye’de oluştuğu belirtilen 300 bin ton tehlikeli atık miktarının yakılabilir tehlikeli atık miktarını ifade ettiği düşünülmektedir.

TEHLIKELI ATIKLARIN BERTARAFI

1980’li yıllardan önce ABD’de endüstrilerin tehlikeli atıklarının yönetiminde aşağıdaki sıraya önem verilmekte idi(Wentz, 1995).

1)         Arazide uzaklaştırma 

2)         Arıtma

3)         Atik üretiminin azaltılması

4)         Geri kazanma ve kullanma

5)         Yakma

Daha sonra EPA, tehlikeli atik yönetiminde aşağıda öncelik sırasını kabul etmiştir.

1) Kirliliğin önlenmesi

2) Geri kazanma ve kullanma

3) Arıtma ve yakma

4) Arazide uzaklaştırma

ABD’deki uygulamaların aksine, tarihsel gelişimde Avrupa’daki tehlikeli atık ‘,akla işlemleri, arazide uzaklaştırmadan ziyade, dönüştürme ve artmaya dayanmaktadır. Dolayısıyla Avrupa bu konuda ABD’nin ilerisindedir. Sanayiciler ve hükümetler arasında da ABD’dekinden çok daha yetkin işbirliği vardır. Bu yapıcı davranış atık arıtma tesislerinin inşasında daha fazla işbirliği sonucunu getirmiş, sanayiciye yaptırım uygulama ihtiyacını asgariye indirmiştir.

TEHLİKELİ ATIK YÖNETİMİ

Tehlikeli atık yönetimi, belirli bir amaca ve hedefe ulaşmak için uygun yöntem, teknoloji ve yönetim planlarının seçimi ve uygulaması olarak tarif edilebilir. Diğer taraftan tehlikeli atik yönetimi, bertaraf alanlarının sonraki bakımı da dahil olmak üzere, bu atıkların toplanması, nakli ve bertarafı anlamına gelmektedir. Tehlikeli atık sorununun çözümü, yarattığı problemlere sistemli yaklaşım ve çözüm getirilmesi ile sağlanabilir. Tehlikeli atıkların çevreye uyumlu yönetimini geliştirebilmek amacıyla, bu atıkların uygun şekilde yönetimine ilişkin teknik standart ve uygulamalar arasında uyum sağlanmalıdır. Tehlikeli atıkların insan sağlığını ve çevreyi koruyarak, çevresel açıdan tutarlı bir şekilde yönetiminin en etkin yolu, atıkların oluşumunu miktar ve/veya tehlike potansiyeli bakımından asgari düzeye indirmek Olup doğrudan veya dolaylı bir biçimde alıcı ortama verilmesinin önlenmesidir. Tehlikeli atıkların oluşumunu en aza indirmek amacıyla; çevreyle tutarlı, düşük atık üreten teknolojileri”, yeniden değerlendirme alternatiflerinin, bakım ve yönetim sistemlerinin geliştirilmesi ve uygulama,’ gereğinin bilincinde olunmalıdır Tehlikeli atıkların çevreyle uyumlu yönetimini temin etmek için daha etkin ve verimli yöntemler geliştirmek amacıyla, yeni ya da geliştirilmiş teknolojileri’) kabul edilmesinin ekonomik, sosyal ve çevresel etkileri sürekli incelenmelidir. Tehlikeli atık yönetiminde uygulanacak herhangi bir strateji, atık oluşumundan nihai uzaklaştırmaya kadar bütün aşamalardaki maliyetleri dikkate alınmalıdır. Bu maliyetler,

•          Atık üretenin arıtmadan önceki toplama ve depolama

•          Arıtma yerine taşıma

•          Arıtma sistemini işletme

•          Arıtmadan ortaya çıkan kalıntıları toplama ve depolama

•          Kalıntıların nihai uzaklaştırma yerine taşınması

•          Nihai uzaklaştırma maliyeden ve diğer masraflardan meydana gelmektedir.

TÜRKİYE’DE DURUM

Türkiye’de tehlikeli atıkların bertarafı ile ilgili yasal düzenlemeler gelişmiş ülkeler seviyesinde olmasına rağmen, uygulamalar bu ülkelerin çok gerisindedir. Tablo 1’den, Türkiye’de tehlikeli atık yönetimi konusunda diğer ülkelere nazaran eksiklikler bulunduğu görülmektedir (Zambak ve Tugal, 1997).

Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği bölgesel atık planlarının hazırlanmasında sorumluluğu Çevre Bakanlığı’na vermiştir. Söz konusu planlara mesnet teşkil etmek amacıyla ülke genelini kapsayan tehlikeli atık envanterinin çıkarılması çalışmaları 1997 yılındaki kısmen tamamlanmış olup; il, bölge ve ülke ölçeğinde tehlikeli atık miktarlarına ulaşılmıştır. Elde edilen envanter sonuçlarından; Marmara, Ege ve Akdeniz Bölgesi’nin tehlikeli atıklar açısından öncelikli bölgeler olduğu sonucuna varılmıştır. Çevre Bakanlığınca; Marmara ve Akdeniz bölgelerinde bölgesel tehlikeli atik yönetim planlarının hazırlanıp uygulamaya geçilmesi için 2000 yılında “Tehlikeli Atıkların Yönetimi Projesi” başlatılmış ve 2001 yılı sonunda bir Mühendislik firmasınca hazırlanan bu proje tamamlanmıştır.

Tablo 1: Tehlikeli atik yönetim mevzuat ve uygulamalarının seçilmiş ülkeler arası karşılaştırması

Bu proje ile her bir bölge için 2020 yılında beklenen atık üretim miktarları dikkate alınarak; minimizasyonu, atığın kaynağında özelliğine göre ayrılması, toplanması, taş, ilk depolanması geri kazanılması, bertaraf ve benzeri işlemleri kapsayan mastır planın hazırlanması, bölgesel yönetim planı, tehlikeli ve özel atıkların bölgesel yönetiminde atık iare valilikler, belediyeler, Çevre Bakanlığı, sivil toplum örgütleri vb. kurum ve kurulu rollerinin tanımlanması, atık yönetiminde özel sektörün katılımının teşvik edilmesi, atıkların yönetim politika ve stratejilerinin belirlenmesi, 1 ara depolama ve 3 nihai bertaraf tesisinin Fizibilite ve uygulama projelerinin hazırlanması öngörülmüştür.

Projede tehlikeli ve özel atik envanteri,

  • Endüstriyel üretirnden kaynaklanan yakılabilir tehlikeli atıklar
  • Endüstriyel üretimden kaynaklanan depolanabilir tehlikeli atıklar
  • Tehlikeli atık yakma tesisi kaynakh küller
  • Endüstriyel tesislerin tehlikeli nitelikli arıtma çamurlan
  • Evlerden kaynaklanan tehlikeli atıklar
  • Termik santral külleri

Proje alanında 2020 yılında yakılabilir tehlikeli atık oluşumu yaklaşık 194.700 ton (Mamanı 138.700 ton, Ege 37.000 ton, Akdeniz 19.000 ton) olarak hesaplanmış ve buna bağlı olarak boyutlandırma yaklaşık 200.000 ton/yıl üzerinden “Taşımacılık Modeli” kullanılarak yapılmıştır. Model sonuçlarına göre taşımacılık maliyetleri açısından optimum kapasite dağılımına göre yakma tesislerinin kapasiteleri aşağıda verilmiştir. Buna göre, tehlikeli atık yakma tesislerinin kurulması planlanan iller ve kapasiteleri;

            – Adana           20.000 ton/yıl

            – İzmir             55.000 ton/yıl

            – Tekirdağ       90.000 ton/yıl

*İzmit’te 35.000 ton/yıl kapasiteli mevcut tesis modelde dikkate alınmıştır.

Tehlikeli atık nihai depolama tesislerinin kurulması planlanan iller ve bu tesislerin kapasiteleri;

            Adana             3 milyon ton

            İzmir               6 milyon ton

            Tekirdağ          8,5 milyon ton

            Kocaeli            11,5 milyon ton

            Afyon             1 milyon ton

Tehlikeli atık ara depolama tesisinin kurulması planlanan il ve kapasitesi

            – Afyon           40.000 ton

MARMARA BÖLGESİ ÖRNEĞİ

Yürütülen bu projeye göre Marmara Bölgesi tehlikeli atıklar açısından öncelikli yöre olarak denmiştir. Marmara Bölgesi’nde oluşan tehlikeli atıklarla ilgili envanter çalışmalarında el, edilen neticeler, Tablo 2’de verilmiştir.

Tablo 2: Marmara Bölgesindeki tehlikeli atıklar

Bu tebliği kapsamında, elde edilen değerlerden yalnız “Yakılabilir Tehlikeli Atık” miktarlarının illere göre dağılımı Tablo 3’te verilmiştir.

Tablo 3: Marmara Bölgesi’nde yıllar itibarıyla il bazlı sanayi kaynaklı Yakılabilir Tehlikeli Atık tahmini miktarları aşağıdaki tabloda verilmiştir.

İller2000 yılı (ton)2020 yılı (ton)2001-2020 (ton) (Kümülatif olarak)
Balıkesir2.3213.80060.800
Bilecik3366008.800
Bursa9.05314.800237.100
Çanakkale1813004.700
Edirne2113005.500
İstanbul51.24384.0001.341.700
Kırklareli1.2292.00032.200
Kocaeli14.46723.700378.800
Sakarya2.4844.10065.000
Tekirdağ2.0263.30053.100
Yalova1.0741.80028.100
TOPLAM84.600138.7002.215.800

Tablo 5: Kocaeli Tehlikeli Atık Yakma Tesisi ile ilgili ÇED Değerleri

İlTehlikeli Atık (ton/yıl)Yanabilir Miktar (ton/yıl)
Kocaeli189.20020.000
Bursa134.20020.000
Adapazarı22.0007.000
Bolu-Adapazarı 8.000
TOPLAM345.00055.000

SONUÇLAR

Türkiye’de oluşan tehlikeli atıkların büyük bir çoğunluğu kontrolsüz olarak bertaraf edilmekte ve doğaya verilmektedir. Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği’nde tanımlanan düzeyde İzmit’te İZAYDAŞ, İzmir’de Harmandalı ve İstanbul’da İSTAÇ tesisleri dışında bertaraf ve depolama tesisleri bulunmamaktadır. Ankara ve Bursa düzenli depolama sahaları, tehlikeli atıklar kabul etmeyecek şekilde projelendirilmiştir.

Tehlikeli atıkların bertarafı ile ilgili bölgesel atık yönetim planlarının hazırlanması sorumluluğu Çevre Bakanlığı’na verilmiştir. Bu bakanlığın hazırlattığı “Tehlikeli Atık Yönetim Projesi” sorunun çözümünü sağlayacak önemli bir adımdır. Öngörülen yakma ve depolama tesislerinin, öngörüldüğü gibi 2005 yılına kadar tamamlanması, belediyeleri ve sanayicileri rahatlatacaktır. Bu sorunun çözümü, en fazla tehlikeli atık yaratan Marmara Bölgesi için gereklidir.

Türkiye’de etkili bir tehlikeli atık yönetiminin gerçekleştirilebilmesi için

  • Tehlikeli Atıkların Yönetimi Projesi’nde öngörülen tesisler kurularak işletmeye açılmalıdır.
  • Bu tesislerin planlanmasında, dünyadaki yeni yaklaşım ve eğilimler de dikkate alınmalı, öncelik atık üretiminin azaltılması ve geri kazanma ve kullanma konularına verilmeli. Bunun gerçekleştirilebilesi için gerekli özendirici, yönlendirici ve zorlayıcı yasal düzenlemeler yanında, üretim teknolojilerindeki değişiklik ve ilaveler için gerekli mali kaynak ihtiyacı belirlenmeli, bu kaynağın nereden ve nasıl temin edileceği, atık üretiminin hangi zaman süresince hangi seviyeye indirileceği hedefi belirlenmelidir.
  • Öngörülen tehlikeli atık bertaraf tesisleri, bu yaklaşım dikkate alınarak gerekiyorsa revize edilmelidir.

Tehlikeli Atıkların Kontrol Yönetmeliği güncelleştirilmeli, yönetmeliğin uygulanabilmesi için gerekli idari birimler oluşturulmalı, laboratuvar, insan gücü ve diğer imkânlar temin edilmelidir. Ayrıca geçmiş kirlenmiş bölgelerin olup olmadığı tespit edilmeli ve ıslahı için önlemler alınmalıdır. Tehlikeli atık sorununun çözümü, öncelikle yarattığı problemlere sistemli yaklaşım ve çözüm getirilmesi ile sağlanabilir.

KAYNAKLAR

  • “Türkiye’nin Çevre Sorunları”, 199 , Türkiye Çevre Vakfı Yayınları, No 131, s 381-406, Ankara 1998, Zamba C., Tugay, I.B. “Tehlikeli Atık Yönetimi”, T.C. Ulusal Çevre Eylem Planı (LIÇEP), Mayıs 1997, İstanbul “Zararlı Atıklar ve Bir Tekstil Endüstrisinin İncelenmesi”, ITLİ Bitirme Ödevi (Yöneten Prof. Dr. Ahmet Samsunlu), Haziran 1998
  • Tehlikeli Atıkların Yönetimi Projesi”, Tugal Çevre Teknolojisi ve Enerji Müşavirlik, İstanbul 2001,
  • “Ortak Geleceğimiz”, Dünya Çevre Kalkınma Komisyonu, Türkiye Çevre Sorunları Vakfı Yayını, 1987, Ankara
  • LaGrego,        Buckingham, P.L., Evans, J. C., “Hazardous Waste Management”, McGraw Hill, 1994, NewYork
  • Wentz, C.A. “Hasardous Waste Management”, McGraw Hill, 1995, NewYork
  • Tchobanoglous, G., “Thisen, H., Vigil, S.A. “Integrated Solid Waste Management”, McGraw Hill, 1993, NewYork
  • Ulusal Gündem 21 Taslak Program.”, Çevre Bakanlığı, Mart 2000, Ankara
  • Özgür M., Türkiye’nin Kamu Yönetiminin Sistem ve Kurumları Açısından Çevresel örgütlenme ve Çevre Yönetimi (Kurumsal örgütlenme), İstanbul Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Anabilim Dalı, Ocak 2002, İstanbul (Yüksek Lisans Tezi)
  • Zambak, C. «Kişisel Değerlendirme”, Temmuz 2002, İstanbul
  • İZAYDAŞ (İzmit Atık ve Artıkları Arıtma Yakma Değerlendirme A.Ş.) Dosyası, Temmuz 2002, Kocaeli
  •  “Çevre Kirliliğini önleme ve Kontrol Genel Müdürlüğü, Tehlikeli Atık Yönetimi Açıklaması”, 12 Kasım 2001, Çevre Bakanlığı
  • Zırhlı, Ö, “Tehlikeli Atıkların Yönetimi Projesi”, Zararlı Atıkların Çevresel Etkileri ve Arıtılması”, İTO Yüksek Lisans Dersi, Yıl içi Ödevi, 2002, İstanbul

Leave a Comment.