12 ARALIK RÜYASI

1963 yılı Avrupa Birliği’ne (AB) girme arzu ve kararımızın o zamanki Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) tarafından kabul edildiği tarihdir. Aradan geçen 40 yıla rağmen bu arzumuz bilinen nedenlerle halen gerçekleşemedi.

12 Aralık’da Kopenhagen’de yapılacak AB ülkelerinin liderlerinin biraraya geleceği konsey toplantısında önemli kararlar alınacaktır. 13 aday ülkeden 10’unun (Kıbrıs da dahil) 2004 yılında ve Bulgari stan ile Romanya’nın daha sonraki bir tarihde (Muhtemelen 2007) üyeliğe kabul kararlaştırılacaktır. 13. aday ülke olan Türkiye’nin durumu halen belirsizliğini korumaktadır. Bu tarihte verilecek kararın ne olacağını ben 40 yıllık bir rüyaya benzetiyorum. Rüyalarımızı hep olumlu tefsir ediyoruz ama bir türlü gerçekleşmiyor.

Son günler AB’nin geleceğini şekillendirecek ve onun anayasasını hazırlamakla görevli birimin (Konvansiyon’un) başında bulunan eski Fransa Cumhurbaşkanı Valery Giscard d’Estaing’in “Türkiye Avrupa’da değil, Türklerin kültürü ve yaşam şekli Avrupa’ya uymaz. Türkiye’nin üyeliği AB’nin sonu olur” şeklindeki açıklaması ülkemizde büyük bir şaşkınla öğrenilmiş ve üzüntü ile karşılanmıştır.

40 yıllık serüvenimize rağmen, Avrupa’da Giscard gibi düşüncelerin sayısı az değildir. Giscard da dahil bunların olumsuz düşüncelerinin nedenleri olarak aşağıdaki konular ileri sürülmektedir;

* Türkiye’nin AB siyasal şartlarını sağlamadığı,

* Türkiye’nin artan nüfusu sorunu, göç sorunu ve AB Parlementosu’nda en büyük grubu oluşturabileceği,

* Türklerin kültürü ve yaşam şeklinin Avrupa’ya uymayacağı cümlesi ile din farklılığı AB’nin bir Hristiyan topluluğu olduğu,

* AB sınırlarının fazla genişlemesi istenmemekte ve Türkiye’yi içine alan sorunlu Ortadoğu sınırlarına komşu olunmaması,

* Türkiye gibi fakir bir ülkeyi AB’ye almanın ağır bir yük getireceği,

Cumhurbaşkanlığı sırasında Yunanistan’ın AB’ye alınması için büyük uğraşılar veren Giscard’ın Yunanistan’daki askeri rejim esnasında Paris’e kaçan eski Yunanistan Başbakanlığını ve Cumhurbaşkanlığını yapmış olan Karamanlıs’in kız kardeşi ile dost hayatı yaşadığı da bilinmektedir.

Avrupa Parlamentosu Başkanı (AP) Pat Cox, Giscard’ın bu açıklamasını “düşünmeden konuşmuş” olarak değerlendirirken, Fransa Başkanı Jean Pierre Raffarin, bunların kişisel görüşler olduğunu ifade etmiştir.. AP içinde Giscard’ın yaklaşımı Hristiyan Demokratlar dışındaki gruplardan da sert tepki almıştır. Sözcüler “Asıl Giscard d’Estaing’in görüşleri Avrupa Birliği’nin sonu olur” dediler.

AB’nun önde gelen kuruluşlarının ve yetkililerin yaptığı bu açıklamalar rüyamızın devam ettiğinin bir göstergesidir. Bu noktada ülkemezin nereden nereye geldiğini bilmeniz açısından basında okuduğum haberi aynen değerlendirmenize sunuyorum.

“Birleşmiş Milletler’in babası denebilecek Milletler Cemiyeti’ne üyelik için Türkiye’nin başvurusu istenmişti.

Atatürk başvuruyu uygun bulmadı. “Onlar davet etsinler” dedi.

Ve…

Almanya, İngiltere, İtalya, Avustralya, Yunanistan ve İspanya tarafından Türkiye’nin üyeliği önerildi.

Türkiye üye oldu.

Şimdi…

AB’ye üyelik için görüşmelerin başlama tarihi için bile bakletiliyoruz.

Yorum yok…”

İstanbul, 12 Kasım 2002

(Güneri Civanoğlu, “3 ve 10 Kasım” Milliyet, 10 Kasım 2002)