ANTEGUERA VE SEYDİM’İN TEPESİ

Marbella’dan döndükten sonra Bayramın birinci günü öğleden sonra gelinim Carmen’in ailesinin oturduğu Anteguera’ya gittik. Yol boyunca ağaçlandırılmış tepeleri görünce Çorum’un Seydim beldesinin ortasında yer alan tepeyi hatırladım.

Fuengirola’dan girdiğimiz hızlı yol (otoban) sayesinde Malaga üzerinden Anteguera’ya bir saatteulaştık. Esasen çok neşeli olan Ispanyalılar, bizi büyük bir coşku ile karşıladılar. Kendilerinin Türkiye’yi ziyaretlerinden beri görüşemediğimiz için kucaklaşmamız hasretimizi giderdi.

Hazırlanan güzel masanın etrafında yerimizi aldığımızda İspanya mutfağının özelliklerini tanıma ve tatma imkanını bulduk. Bilhassa Romalıların ve Arapların kültürün etkilenen bu bölgede pirinç, zeytin, portakal, badem ve safran deniz ürünleri ile birlikte geniş kullanım alanı bulmaktadır. Burada bize İspanyalıların en tanınmış yemeği olan Paella’da ikram edildi.

*    *    *

ANTEGUERA

Romalılar ve Araplar döneminde bir ticaret yeri olan bu yerleşim Endülüs devletinin önemli şehri olan Granada’nın müdafası bakımından önemli idi. Vadiye hakim tepede yer alanRomalılardan kalanın üzerine inşa edilmiş. Endülüs kalesinin kalıntıları yanında M.Ö.2500 senesinden kalan mezarlıklar bulunmaktadır.

Bugün nüfusu 40000 olan Anteguera’da çok sayıda kiliseye rastlanmaktadır. (Iglesia’de Nuestra Senora dal Carmen ve Santa Mariala Major) Rönesans tipinde inşa edilmiş Najera sarayında bulunan şehir müzesi ve boğa güreşi arenası (stadyumu) turistlerin ilgisini çeken yerler olarak dikkati çekmektedir. Bu müzenin en dikkati çeken yapıtı bronz bir Romalı çocuk heykelidir.

*    *    *

PAELLA

İspanya en tanınmış yemeğidir. Bizim ekmek saçını andıran iki tarafından tutulabilen bir tavanın içine ilk önce altlık olarak safranlı pirinç konur üzerine domates, yeşil biber ve fasulye ile deniz ürünleri olarak midye, karides, istakoz yanında tavuk ve tavşan eti konularak üzerine bol zeytin yağı dökülerek hafif ateşde uzun bir sürede pişirilmektedir.

*    *    *

SEYDİM’İN TEPESİ

Seyahatim esnasında ağaçlandırılmış tepeleri görünce Seydim beldemizi hatırladım.

Danışma Meclisi üyeliğim ve Bakanlığım esnasında Seydim’in muhtarı olan Yusuf Satıcı benden köyünün sorunlarının çözümü için sık sık destek istemişti.

Uzun yıllar Almanya’da çalışan muhtarın isteklerinin hepsi köyün gelişmesine dönüktü. Bu zamanda içinde kendisi ve yakınları için hiçbir ricada bulunmamıştı.

Köyün en önemli yapısı olan camiyi ve oradaki yatıra ait bina tamir ettirildi. Köye toplanabilecekleri bir bina yaptırıldı. Köye su getirildi ve hatırladığıma göre birkaç proje daha gerçekleştirildi.

Bütün bunlar bittikten sonra muhtar benden köye hayvan ve insan dışkılarından “biyogaz” üretmeye yarayacak tesis yapılması istemeye geldi.

İşte o zaman köyün ortasında yer alan ve üzerinde bir tane ağaç dikili bulunmayan tepeyi hatırladım. Ve muhtara eğer o tepeyi ağaçlandırırsa istediği “Biyogaz” tesisini yaptıracağımı söyledim.

O tarihten sonra bakanlık dönemim bitinceye kadar muhtarı bir defa daha görmedim. Bir defa gittiğim Seydim Köyü’ne de tekrar gidemedim.

O tepe ne oldu? Ağaçlandırıldı mı acaba? İspanya’da Seydim’i bu nedenle hatırladım.

Fuengirola-İspanya