İSPANYA VE ÇORUMDAKİ KALELER

Arkadaşımla 10 gün birlikte tatil geçirmek için geldiğim Denia burada “Parlayan Sahil” (Costa Blanca) diye tanımlanan Akdeniz kıyısında yer alan ve yazları nüfusu artan 27000 nüfuslu Monta dağının eteğinde yer alan bir kasabasıdır.

İspanya tarihi incelendiğinde Akdeniz kıyılarında etkili olmuş Finikelilerin, Yunanların ve Kartacalıların bu ülkeye medeniyet getirdikleri ve burayı idare ettikleri görülmektedir. M.S.218 yılında Romalılar buradaki Kartacıları yenerek M.S.500 yıllara kadar İspanya’ya hakim olmuşlardır. Bu dönemden kalan su kemerleri, tiyatrolar, dini yapılar v.b. olarak dikkati çekmektedir. Kuzeyden gelen Batı Gotları Romalılar yenmiş olmasına rağmen sergilediği kötü idare nedeniyle M.S.711’de Arapların İspanya’yı ele geçirmesini engelleyememiştir.

Denia Yunanlılar tarafından kurulmuş olup, ismi “Romalı Avcı Tanrıçası” “Diana”dan gelmektedir. 11. yüzyılda Endülüs devletinin parçalanması ile ortaya çıkan ve kısa bir süre etkili olan devletlerden birinin başşehri olmuştur.Bu dönemde kalan eserlerden en önemli Denia’nın ortasındaki tepede yer alan Endülüs Kalesidir. Bugün yerleşim öncelikle turizm ve balıkçılıktan geçimini temin etmektedir. Balearen adaları olarak isimlendirilen turistlerin en çok ziyaret ettikleri “İbiza” ve “Mayorka” adlarına gemiler buradan hareket etmektedirler. Denia çok büyük bir limana ve yat limanına sahiptir.

*    *    *

Denia Kalesi

Şehrin ortasında Limana hakim bir tepede kurulu bulunan kale tepesinde zaman içinde yıkılan ve bir kısmı sonradan yakın zamanda inşa edilen komutanın sarayı yer almaktadır. Bugün arkeolojik müze olarak kullanılan binada yukarıda belirttiğim devirlere ait eserler ve bilgiler yer almaktadır.

Kalenin alt bölgesinde ise Endülüs döneminden sonra kurulan yapılara ait buluntular yer almaktadır. 1600’lü yıllar civarında inşa edilmiş evler, tamir edilerek korunmakta ve kullanılmaktadır.

Kale ile ilgili broşürde Endülüs döneminin tanınmış şahsiyetlerinden İbn Altabbana ve Abu Salt’ın burada yetiştiği yer almaktadır. 11. yüzyılda şehir Endülüs’ün önemli bir kültür ve ticaret merkezi olarak dikkati çekmektedir.

*    *    *

Guadelest Kalesi

Türkiye’de kış bütün şiddeti ile sürerken burada 15derece bir sıcaklık ve güneşli bir hava hakimdi. Salı günü arkadaşım 1126 m yükseklikte sarp dağlar arasında bulunan bugün içinde ve civarında 170 kişinin yaşadığı Endülüs döneminden kalma Guadelest kalesini ziyaret etmemizi önerdi. Yılda 2 Milyan turistin ziyaret ettiği bu tarihi yörede Araplar tarafından inşa edilmiş ve bugüne kadar korunmuş bulunan kale içinde bulunan Etnografi müzesini de gezdik. Bu müzede insanların evleri, yaşamları, şarapçılık, zeytincilik ve çiftçilikle ilgili bilgiler veriyor, kullandıkları aletler sergileniyordu.

Burada yaşayan Araplar dağların yamaçlarında büyük emek harcayarak inşa ettikleri seddelerle kazandıkları topraklarda tahıl yetiştirdiler. Bugün bile bu seddeler onlara ait su kanalları ile sulanmaktadırlar.

İspanya’da en çok dikkatimi çeken ve biz Türklerinde muhakkak yapması gereken dağların kendi doğal halinde bırakılmadığı oldu. Hemen hemen hepsinin seddelendiğini ve buralarda zeytin ve çam ağaçları dikildiğini ve ziraat yapıldığını görmem ve duymam beni çok etkiledi. Belki de Araplar’dan önce de yapılan seddeleme olayı bugüne kadar israrla sürdürüldü.

Biz ise ağaçları keserek dağlarımızı erozyonla baş başa bıraktık. Onları seddeleyerek erozyondan koruyamadık. Yılın büyük bir kısmını çalışmadan geçiren köylülerimizne sedde ne de ağaç diktiler. Onları politikacılar ve yetkili idareciler bunu yapmaya yönlendirmediler. Herkes Orman İdaresi’nin veya Tema’nın ağaçlandırmasını bekliyor. Çorum’da ise Rüstem Eren’in ağaç yetiştirme faaliyetine katkı da bulunmak yerine dudak bükenler az değil…

*    *    *

Çorum Kalesi

Burada çok sayıda bulunan kaleleri ve bunların turizme katkılarını gördükten sonra Çorum Kalesi’nin turizme kazandırılmasının ne kadar önemli olduğuna bir defa daha karar verdim.

Eğer Çorum’un kalkınmasını istiyorsak, eğer Çorum’un bir turizm kenti olmasını arzuluyorsak biran önce Çorum Kalesi’ni de ihya etmeliyiz.

Turizmin ülkenin kalkınmasına ve insanlarının zenginleşmesine ne kadar büyük katkısı olduğunu yılda 57 milyon turistin geldiği İspanya gezimde daha keskin çizgilerle tesbit etme imkanı buldum.

Dağları tırmanmayı seven arkadaşımı gerekli ayakkabım ve giysim olmadığı için bu zevkinden mahrum ettim. Arabası ile 1129m yükseklikteki Bernia tepesine çıktık. Orada bulunan ve taze av hayvanlarından hazırlanan yemeklerinin özellikle ızgara sunulduğu lokantada öğle yemeğimizi yedik. Ağzına kadar dolu olan lokantada bulunanların büyük bir çoğunluğu yabancılardı.

Eğer şehrimize turistlerin gelmesini istiyorsak bunun için gerekli alt yapıya önem vermeliyiz ve hazırlamalıyız.

Denia-İspanya