TELEVOLE OLAYINA BAKIŞ

Çalışan kadınların profilini ortaya çıkarmak amacıyla Siyasi, Ekonomik, Sosyal Araştırmalar ve Strateji Geliştirme Merkezi (SESAR) tarafından yürütülen araştırmada sorulan sorulardan birisi de “Televole türü programları izler misiniz?” idi. Bu soruyu ankete katılanların yüzde 52.73’ü evet, yüzde 40.51 hayır şeklinde ve yüzde 6.76’sı ise cevapsız olarak yanıtlamıştır. Buradan görüldüğü gibi televole türü programları izleyenler az değildir.

*    *    *

Bilindiği gibi toplumumuzda bu tür programlara karşı olanlar olduğu gibi destekleyenler de bulunmaktadır. Bunlara ait görüşleri aşağıda veriyorum:

MİT (Milli İstihbarat Teşkilatı) Müsteşarı Şenkal Atasagun: “Bırakın Doğu’yu, Ankara’nın varoşlarını düşünün. 6 çocuğu olan ve akşam evine ekmek götüremeyen birisiniz televolelerde 60 kişinin nasıl yaşadığını görüyorsunuz. Ben olsam belki komunist olurdum”

Televole programı Genel Koordinatörü Can Tanrıyar: “Türkiye’de son dönemlerde “Televole kültürü” sözü, kalıp haline geldi, moda oldu. Önce, biz burada kültür programı değil, eğlence programı yapıyoruz. Müsteşar beyin açıklamasını son derece talihsiz buluyorum.

Televole toplumsal parçalanmaya yol açıyorsa, bütün eğlence programları da toplumu bölüyor demektir.

Televizyonlarda zaten haberler milletin içini karartıyor. Biz de mi milleti ağlatalım.”

Manken Tuğba Özay: “Madem, yoksul ailelerin bu programı izlemesiyle, toplumsal uçurum daha da artıyor. Öyleyse devlet bu ailelere iş imkanı, sağlasın. Öncelikle onların sosyal hayatı güvence altına alınsın. Olayların ahlaki boyutunu eteştirebilirim ama toplumsal yapı üzerinde olumsuz bir etkisi olduğuna inanmıyorum.

Doğu Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Murat Barkan: “Programın kimliğini tanımakta zorluk çekiyorum. Zaman zaman medya ettiğini ve algılama düzeyini çok alt düzeylere çektiği oluyor. Son beş yıldır bu ve bunun gibi programların kimin işine yaradığı sorusunun cevabını arıyorum. Çoğunlukla izleyicinin işine yaramadığı izlenimini elde ediyorum.

Toplumu olumlu ya da olumsuz etkilediğini bir kamuoyu aratırması yapmadan söylemek bilimsel açıdan sakıncalı. Ama benim etik anlayışıma uymuyor.

*    *    *

Yukarıda ortaya konulan görüşleri hep birlikte değerlendirebiliriz. Herkesin görüşleri farklı olabilir.

Benim görüşüm, nereden ve nasıl elde ettikleri belli olmayan paraları savuran 500 playboy ve genç erkek ile hangi ahlak değerlerine saygı duyduğu belli olmayan 500 manken ve genç kızın özellikle İstanbul’un çeşitli mekanlarında sergiledikleri ve tasvip etmediğim yaşam şekillerinin çeşitli televizyon kanallarının programları ile halkımıza gösterilmesi doğru değildir ve etik değerlere uymaz. Bu nedenle televole programlarını beğenmiyorum ve seyretmiyorum.

*    *    *

Televole türü haberlerin toplum değerlerimize büyük zarar verdiği evlilik ve aile kavramını hırpaladığını üzülerek belirtmek zorundayım.

İşte bu haberlerden ikisini sizin değerlendirmenize sunmayı istiyorum.

*    *    *

“Teoman için” ilişkimiz fiziksel diyen Berna Öztürk, sevgilisiyle gittiği barda karşılaştığı Teoman’la sadece öpüşmekle yetindi.

Berna Öztürk , adının aşk dedikodularına karıştığı Teoman için “Onunla aramda duygusal bir bağ yok ama beraber oluyoruz. Planlı ilişkimiz yok. Birbirimizi barda görüyoruz ve o gece beraber oluyoruz” diyordu. İkili önceki akşam Taksim’deki Saha Bar’da yine karşılaştı.

Berna Öztürk’ün sevgilisi Altay Oktar ve arkadaşlarıyla geldiği barda Teoman ve arkadaşları da eğleniyordu. İlerleyen dakikalarda Teoman ile Berna Öztürk zamimiyeti hayli ilerletip dans ederek öpüşmeye başladı. Ancak ikilinin bu samimiyeti fazla sürmedi. Berna Öztürk sevgilisi Altay ve arkadaş grubuyla Kemancı’ya geçti. Teoman ise Baha’da kaldı.

*    *    *

“Nurgül Yeşilçay, şu sıralar özel hayatında fırtınalı, günler yaşıyor. Geçen yazdan bu yana, yazar Ayşe Kulin raklamcı oğlu Semih Kemahlı ile birlikte olan Yeşilçay, üç aylık hamile. Ancak Yeşilçay, çocuğunu dünyaya getirip getirmeme konusunda kararsız.

Kulin ailesinin gelin olarak istemediği Yeşilçay’ın “çok yakında” sevgilisi Kemahlı ile nikah masasına oturmaması halinde bebeğini aldıracağı konuşuluyor.

*    *    *

Televole konusunda sizi epeyce bilgilendirdiğimi düşünüyorum. Siz bu konuda ne düşünüyorsunuz bilmiyorum? Bildiğim bir şey varsa en azından bu programları seyir etmeyerek tavır koymamız gerektiğidir.

İstanbul