DIŞARIDAKİ DÜNYA VE MUTLULUK

Bugün bilgisayarıma gelen bir mail (gönderi), sağlığın ve tanrımızın bize bahşettiği organların önemini  en güzel şekilde ortaya koyduğu gibi yaşadığımız her anı mutluluk içinde geçirmemiz gerekliliğini vurguluyor.

İsterseniz birlikte okuyalım:

*        *       *

Bu yazıyı okumanız sadece 30 saniyenizi alacak ve sonunda hayata ve ilişkilere bakış açınız değişecek.!!!

İleri derecede hasta iki adam aynı hastane odasındaydılar adamlardan birinin her öğleden sonra 1 saatliğine oturmasına izin veriliyordu, ciğerlerindeki suyun süzüllmesi için. Bu hastanın yatağı odadaki tek pencerenin tam yanındaydı. Diğer hasta ise hep sırtüstü yatmak zorundaydı. Bu iki hasta saatlerce birbiriyle konuşur, eşlerini, ailelerini, evlerini,işlerini, askerlik anılarını, tatilde gittikleri yerleri anlatırlardı birbirlerine. Pencerenin yanındaki hasta, her öğleden sonra oturmasına izin verdikleri saati diğer hastaya pencereden görebildiklerini anlatarak geçiriyordu. Diger hasta hep bir sonraki günü iple çekmeye başladı, dışardaki renkli ve hareketli dünyayı dinlemek için.

Pencere, içinde çok güzel bir göl olan parka bakıyordu. Ördekler ve kuğular gölde yüzerken çocuklar model botlarını suda yüzdürüyorlardı. Genç aşıklar, gökkuşağının tüm renklerindeki çiceklerin arasında kol kola dolaşıyorlardı.Ulu ağaçlar etrafı süslüyor, uzaktan şehrin silueti görünebiliyordu. Pencere kenarındaki adam bunları mutheşem bir detayla anlatırken, odanın diğer ucunda yatan adam gözlerini kapar ve bu muhteşem manzarayi hayalinde canlandırırdı. Sıcak bir öğleden sonra, pencerenin yanindaki adam geçmekte olan bir şenlik alayını tarif etti. Diğer adam bando seslerini duyamasa bile hayalinde canlandırabiliyordu, pencere kenarındaki adamın tasviriyle. Günler ve haftalar geçti. Bir sabah banyo yaptırmak için su getiren gündüzcü hemşire pencere kendarında yatan hastanın cansız bedeniyle karşılaştı uykusunda, huzur içinde ölmüştü. Hüzünlendi, hastane görevlilerini cesedi dışarı taşımaları için çağırdı. Uygun zaman geçtiğine kanaat getirir getirmez, diğer hasta pencerenin kenarındaki yatağa taşınmasının  mümkün olup olamayacağını sordu. Hemşire memnuniyetle isteğini yerine getirdi, hastanın rahat oldugundan emin olduktan sonra onu yalnız bıraktı. Yavaşça duydugu acıya aldırmadan, bir dirseğine yaslanarak dışarıdaki dünyaya bakmak üere yatağından doğruldu adam. Sonunda, dışarıyı kendi gözleriyle görme zevkini yasayabilecekti. Pencereden dışarı bakabilmek için yavaşça dönmeye zorladı kendisini. Pencere, boş bir duvara bakıyordu. Adam hemşireye, vefat eden oda arkadaşının pencerenin dışında görünen harika şeylerden bahsetmesine sebep olan şeyin olabileceği sordu. Hemşirenin cevabı, ölen adamın kör olduğu ve pencerenin önündeki duvarı görmediğiydi. Sanırım seni cesaretlendirmek istedi dedi.

Diğer insanları mutlu etmek çok büyük mutluluk getirir, kendi durumunuz ne olursa olsun. Paylaşılan dertler yarısı kadar üzüntü verir, paylaşılan multuluklar ise iki katı artar. Kendinizi zengin hissetmek istiyorsanız, sahip olduğunuz ve paranın satın alamayacağı herşseyi sayın. Bu gün bize bir hediyedir. Bu yazonon kaynağı bilinmiyor, fakat okuyan herkese mutluluk getirecektir. Mektubu elinizde tutmayin. İyi şans dilediğiniz tüm arkadaşlarınıza iletin.