MODERN HEZARFEN

Vatan Gazetesi’nde (30.07.2003) yer alan bu  enterasan haber dikkatimi çekti… Acaba ülkemizde kaç kişi bu başlığın atılmasına neden olan Hezorfen Ahmet Çelebi’yi biliyor?

Yazımda ilk önce “Modern Hezorfen”i başından ve daha sonra da “Hazarfen Ahmet Çelebi”yi ansiklopedilerden yararlanarak sizlere anlatmayı istiyorum;

*     *     *

Modern Hezorfen

Felix Baumgartner adlı Avusturyalı maceraperest takma kanatla İngiltere’den Fransa sahillerine uçacak.

Uçuşu önümüzdeki ay denemeyi planlayan 34 yaşındaki serüven tutkunu Baumgartner, İngiltere ile Fransa’nın en yakın iki kenti Dıver ile Calais arasında uçacak. Manş Denizi’nin en dar bölgesi olan “English Channel”ın genişliği kuş uçuşu olarak yaklaşık 40 kilometrelik bir mesafe.

Uçuş sırasında, fiber kanatlar dışında hiç bir yardımcı araç kullanmayacak olan Baumgartner kanalı 10 dakikada geçmeyi planlıyor.

Bu uçuşda Baumgartner, 9 bin metre yükseklikte bir uçaktan atlayacak. Kanali geçebilmek için gerekli uçuş açısını yakaladıktan sonra kendini saatte 400 kilometrelik bir hızla aşağıya bırakacak. Yaklaşık 10 dakika sonra 30 metre yükseklikte kanatları atıp, paraşütünü açacak Calais ve sahilinde güvenli bir yere iniş yapacak.

*     *     *

Hazarfen Ahmet Çelebi

Türk Havacılığının babası kabul edilen Hezarfen Ahmet Çelebi, takma kanatlarıyla Galata Kulesi’nden havalanıp karşı yakadaki Üsküdar’a konmuştu.

“İstanbul Kanatlarımın Altında” filminin başlangıç bölümünde bu olay canlandırılmıştı. Kendisinin adı Çorlu yakınında özel bir havalanına verilerek yaşatılmaktadır.

Hezarfen Ahmet çelebi, 17. yüzyılda Padişah lV. Murat döneminde İstanbul’da yaşamıştır; ama yaşamı hakkında yeterli bilgi yoktur.

Evinde çeşitli konularda deneyler yaptığı geniş bilgi sahibi olduğu, bu yüzden de halk tarafından kendisine “bin fenli” anlamına gelen Hezarfen sanı verildiği bilinmektedir.

Hezarfen Ahmet Çelebi insanında kuş gibi uçabileceğini kanıtlamayı amaçlıyordu. Kendisine aynı düşünceyi gerçekleştirmeye çalışan eski bir Türk bilgini İsmail Cevheri’li örnek aldı. Cevheri 1010’de Nişabur kentinde bir uçma denemesi yapmıştı. Kollarına kapı kanatları takarak bir yapının üzerinden atlamış; ama kanatları ağır geldiği için düşerek ölmüştü.

Hezarfen Ahmet Çelebi, Cevheri’nin deneyinin neden başarısız olduğu konusunda çalışmalar yaptı. Ayrıca kuşların uçuşlarını ve hava akımını da inceledi. Sonunda yaptığı kanatlarla Galata Kulesi’nin tepesinden uçmaya karar verdi. Kule’nin tepesinden sırtına taktığı kanatları bir kaç kez açıp kapadıktan sonra kendisini bışluğa bıraktı. Denizin üzerinden bir martı gibi süzülerek Üsküdar’da Doğancılar semtine inmeyi başardı.

Padişah lV. Murat Hezarfen Ahmet Çelebi’yi bir kese altınla ödüllendirdi. Ama elinden her iş gelen ve uçabilen bu adamın korkulacak bir kişi olduğu yargısına vararak onu Cezayir’e sürdü. Hezarfen Anmet Çelebi yaşamının geri kalan bölümünü burada geçirdi.

*     *     *

Türkiye’de Havacılık

Hazerfen Ahmet Çelebi’yi korkarak sürgün eden zihniyete sahip Osmanlılar, 1911-12 Trablusgarp Savaşı’nda İtalyanların hava saldırısına uğrayınca havacılığın önemini kavrayarak askeri havacılık alanında ilk çalışmaları başlattılar.

Kanuni Sultan Süleyman’ın 16. yüzyılda ölümü ile gerilemeye başlayan Türkiye’de, halen bilime, ilime ve tekniğe önem vermeyen zihniyetin varlığını üzülerek belirtmek zorundayım.

Antalya

Not: Biraz önce bir yakınımdan uçuşun başarı ile gerçekleştiğini haber aldım.