KIBRIS’IN SON DURUMU

Marmara Grubu Stratejik ve Sosyal Araştırmalar Vakfı Akademik Konseyi’nin 22 Eylül 2003 tarihinde yaptığı aylık toplantısında Kıbrıs’ın son durumu ele alındı ve tartışıldı.

*    *    *

Kıbrıs’ın Ankara Büyükelçisi Ahmet Zeki Bulunç’un konuşmasında üzerinde durduğu önemli konuları kısa başlıklar halinde aşağıda bilginize ve değerlendirmenize sunuyorum;

* Rumların en çok korktukları Türklerin ekonomik olarak gelişmesidir. Zurich ve Londra antlaşmaları ile 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulduğu günlerde Kıbrıs türk Halkının ekonomideki payı yüzde 5 iken, bu değer 1963 yılında yüzde 15’e yükselmiştir.

1963 olaylarının ve ondan sonra Türklere karşı başlatılan baskının ana nedeni bu ekonomik gelişme olmuştur. Rumlar, Türklerin siyasi haklarını elde etmelerinin yanında bu ekonomik gelişmelerinden korkmuşlardır.

* Kıbrıs Türklerinin 1974 yılında kişi başına düşen geliri 584 dolar iken bugün 4000 dolar civarındadır. 1974 yılında Türkiye ile gizli olarak bir ekonomik entegrasyon anlaşması imzalandı.

Bugün fiili entegrasyonun dışında ekonomik bir entegrasyon ne yazık ki sağlanamamış durumda.

* 8 Ağustos 2003 tarihinde Türkiye ile KKTC arasında “Gümrük Birliği Antlaşması” imzalanmıştır. Buradaki hedef serbestleştirilmiş ticaretin daha geliştirilmesi idi. Avrupa Birliği’nin gösterdiği tepki üzerine Türk Hükümeti bu anlaşmanın arkasında durmamıştır. Bu anlaşmanın içi boştur demiş ve Meclis’e götürmeyeceğini açıklamıştır. Bu durumda KKTC olarak böyle bir Gümrük Birliği’ni kurmayı anlamadık ya moralimiz bozulmuştur.

Türkiye ile KKTC arasında imzalanan Gümrük Birliği’nin ana gayesi AB’ye girişte KKTC altyapısının hazırlanması ve olası bir antlaşmaya katkıda bulunmak idi.

AB’nin Güney Kıbrıs ile tamamen işbirliği yaptığı bir ortamda AB’nin Kuzeyi desteklemesi gerekirken, Türkiye ile yapılan antlaşmayı engellemek için elinden geleni yapmıştır.

* 11.11.2002’de ANNAN belgesi bize sunulmuştur. Dünyaya açıklanan 12 sahifelik özet kulağa hoş gelen hususları içermektedir. 152 sahifelik tam metinle bu özet bağdaşmamaktadır.Bu planın yalnız 1960 antlaşmasını esas almakla birlikte Türkiye’nin garantisinin kaldırması, iki bölgeyi ortadan kaldırması, Türklerin kazandığı hakları bertaraf etmesi, KKTC’yi azınlık haline getirmesi Türklerin kabul edemeyeceği hususları içermektedir. Ayrıca Türkiye’den gelen 100 bin Kıbrıslı Türkün geri dönmesini öngörmektedir.

1963 yılında Rumların ileri sürdükleri ve 12 madde ile istediklerini sağlayan bir metindir. 1960’da kabul edilen “Türk toplumu” ifadesini bile kaldırmaktadır.

* Aralık ayında Kıbrıs’ta yapılacak seçimler KKTC için çok önemlidir. AB’nin desteklediği ve ANNAN Planını kabul etmek eğiliminde olan muhalefet partileri  ile AB ülkeleri Denktaş, Kıbrıs’da Türk askerlerinin desteği ile otorite kurmuştur” demektedirler.

Eğer seçimle bu otorite yok ediliyorse ANNAN planı uygulanacaktır. Ama bunu sağlayacak bir seçim neticesinin alınması mümkün değildir.

Tersi olup iktidar değişirse ve ANNAN planı kabul edilirse ittifak ve garanti antlaşmasının durumu ne olacaktır. TBMM böyle yeni bir antlaşmayı kabul edecek midir? Buna inanamıyorum. O zaman Kıbrıs da kabul edilen Türkiye’de ise red edilen bir durum ortaya çıkacak ve bu durum kaos (karmaşa, felaket) yaratacaktır.

* 1994 yılından beri Türkiye’de olduğu gibi Kıbrıs’da da yaşanan ekonomik kriz ve ANNAn planının yarattığı hava muhalefeti bir araya getirmiştir. Muhalefet seçimi kazanarak bir koalisyon kurmak Denktaş’ı görüşmecilikden almak ve ANNAN planı kabul etmek ve uygulamak istemektedir.

*    *    *

Bu toplantıda da dile getirildiği gibi; iki halk vardır ve bu halklar iki millete dayanmaktadır. Bu nedenle sorun Anavatanları da (Türkiye ve Yunanistan) yakinen ilgilendirmektedir.

Önem kazanan petrol nedeniyle burada bölgesel hedefler vardır ve bu nedenle uluslararası bir sorundur.

1960 Zurich ve Landra antlaşmaları ile Türkiye uluslararası önemli statüler kazanmıştır. Türkiye ANNAN planının kabulü ile kazandığı bu statüyü kaybederse, Türkiye’nin diğen tüm statü hakları tartışılır hale gelecektir.

Tüm bu açıklananlar Kıbrıs’da yaklaşan seçimleri yakinen takip ederde durumu değerlendirmemizin önemini ortaya koymaktadır.

İstanbul