4. ULUSAL ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ KONGRESİ (1-4 Ekim 2003, Ankara) – Arıtma Tesisleri Kurulması, İşletilmesi Ve Eleman Eğitimi, Ataköy Atıksu Arıtma Tesisi Örneği

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

ULUSAL ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ KONGRESİ (1-4 Ekim 2003, Ankara)

ARITMA TESİSLERİ KURULMASI, İŞLETİLMESİ VE ELEMAN EĞİTİMİ, ATAKÖY ATIKSU ARITMA TESİSİ ÖRNEĞİ

Ahmet SAMSUNLU

İstanbul Teknik Üniversitesi, inşaat Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölümü, Maslak-İstanbul

ÖZET

Sürdürülebilir Gelişme dünyadaki doğal kaynakların korunması ile sağlayabilir. Doğal kaynakların en önemli öğelerinden birisi de sudur. Suyun kirletilmemesi ve kullanılmış suların yönetmelik ve standartlarda istenilen seviyede arıtılması su kaynaklarının çok amaçlı kullanımını sağlayacaktır. Bu nedenle yeterli sayıda arıtma tesisi kurulmalı ve bu tesislerin verimli çalışması sağlanmalıdır. Sürdürülebilirlik ve Kalkınma kavramı içinde dünya ülkelerinin büyük bir çoğunluğunun yeterli sayıda arıtma tesisi kurduğu ve başarılı şekilde işlettiği söylenemez.

Ülkemizde son yıllarda özellikle büyükşehirler ve sahil beldelerinde kurulan arıtma tesislerinin sayısı ve çevre koruma konusuna verilen önemin, getirilen yasal sorumluluklar ve Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde her geçen gün artmasına rağmen, bu tesislerin işletilmesine çeşitli nedenlerle gereken önem verilmemektedir.

Bu nedenlerin başında belediye başkanlarının ve idarecilerinin, bu tesislerin önemini kavrayamaması ve gereken ilgiyi göstermemesi gelmektedir. Tesislerin yasa ve yönetmeliklerde öngörülen kontrollerinin yeterli seviyede veya hiç yapılmaması, eğitilmiş mühendis, teknik eleman ve diğer personelin bulunmayışı, amirlerince verimsiz olduğu düşünülen elemanların arıtma tesisinin sürgün yeri olarak görülmesi, artan elektrik nıaliyeti ve benzeri yüksek giderler gibi diğer nedenler sayılabilir.

Ülkemizde modem şehircilik uygulamalarına güzel bir örnek teşkil eden İstanbul-Ataköy’de 1962 yıllında kurulan Ataköy Atıksu Arıtma Tesisi kentsel arıtma tesislerinden ilki olmasına rağmen, işletme sorumluluğu kendisine ait olan Emlak ve Kredi Bankası’nın gereken ilgiyi göstermemesi ve İstanbul Belediyesi’nin yöredeki diğer yerleşimlerin ve küçük sanayi tesislerinin kullanılmış sularını buraya bağlamasına göz yumması tesisin öngörülen kapasitenin üzerinde yüklenmesine ve iyi işletilememesine sebep olmuştur. Tesis 1970’li yılların başında devreden çıkmış ve gelen atıksular hiçbir işleme tabi tutulmadan yakından geçen Ayamama Deresi’ne verilmeye başlanmıştı, 1990 yılında tebliğ sahibinin yürütücülüğünde bu tesisin İstanbul’a tekrar kazandırılması ISKI tarafından karara bağlanmıştır. Hazırlanan proje kapsamında 1992 yılında ihale edilen yenileme çalışmaları 1996 yılında tamamlanmış ve tesis yeniden işletmeye alınmıştır.

Bu tebliğde, dünyada ve Türkiye’de arıtma tesisleri kurulması, bu tesislerin işletilmesi ve eleman eğitimi konularının Sürdürebilir Gelişme için gerekliliği tartışılarak Ataköy örneğinden yola hareketle ülkemizde arıtma tesislerinin yüzeysel suları kirletilmeyecek şekilde işletilmesi konusu ve bu tesisleri işletecek elemanların eğitimi üzerinde durulmuştur.

GİRİŞ

Sürdürebilir bir gelişme ancak gelecek nesillerin de bugünkü imkanlara sahip olmasını sağlayacak biçimde davranmak ve kararlar almakla mümkün olabilir. Ülkelerin sağlıklı bir çevrede ekonomik gelişmesi, küresel bir sorumluluk içinde yürütüldüğü taktirde yaşam kalitesi de artar.

1992’de Rio de Janerio’da Sürdürebilir Gelişme Kurulu tarafından hazırlanan politikalarının altına imzalarını atan ülkeler 10 yıl sonra Johannesburg Dünya Zirvesi’nde Ulusal Sürdürebilirlik Stratejileri& sunmuşlardır. Kalkınmış ülkeler (kuzey ülkeleri) bu konuda büyük çabalar harcamış olmasına rağmen, kalkınmakta geri kalmış ülkeler (güney ülkeleri) benzeri gayreti gösterememişlerdir.

Dünyadaki doğal kaynakların korunmasında en büyük hedef, sınırlı olan toprak ve suların korunmasıdır. Mevcut su kaynakları Sürdürebilir Gelişme’yi mümkün kılmayacak kadar azdır. Sürdürebilirlik ölçütlerinin oluşturulmasına ve doğal kaynaklar olan toprak ve suyun korunmasına yönelik bir “angajman” ortaya çıkamamıştır. Bunun ana nedeni yeterli kaynak ayrılamayışıdır. Su kaynaklarının paylaşımında yaşanan sorunlar dünyanın birçok bölgesinde çatışmalar ve savaşlara neden olmaktadır.

Gelişmiş ülkeler gayri safi milli hasılalarının (GSMH) %1,5 ila %3’nü çevre kirlenmesinin kontrolü için harcarken, bu değer diğer kalkınmamış ülkelerde %o 1 ile 9605 gibi oldukça düşük seviyelerindedir. Türkiye’de bu değer 9606 seviyesindedir. Bu nedenle Türkiye’nin doğal kaynaklardan suyun korunmasına yönelik yatırımları, sürdürebilirlik ölçütlerinin altında kalmaktadır.

Küresel çevre ve kalkınma politikasının siyasi gündemde önem kazanması ve çevre duyarlılığının artması ile insanların daha sağlıklı bir çevrede yaşama arzusu geliştikçe, devletler ve çevreyi kirletenler gerekli önlemleri almak zorunda kalacaklardır.

DÜNYADA ve TÜRKIYE’DE ARITMA TESİSİ KURULMASI

Dünyada özellikle gelişmekte olan ülkelerde giderek artan çevre sorunlarının önemli bir parçası olan doğal kaynakların korunmasına ve atıksu arıtımına büyük önem verilmekte ve yatırımlar yapılmaktadır. Türkiye’de ise artan nüfus ve hızlı kentleşme ile ortaya çıkan dev sorunlar Sürdürebilir Gelişmeyi olumsuz etkilemektedir. Bu durum, atıksu arıtımına gereken önemin verilmesini ve yatırımları engellemektedir.

Avrupa Birliği’ne girme çabaları içerisinde olan Türkiye, AB’nin aday ülkelerden beklediği sorumluluk ve yasal düzenlemelerin önemli bir kısmını yerine getirememiş durumdadır. Türkiye’nin, AB’nin öngördüğü çevre ve atık su yönetimi politikalarına uyması ve uygulamalarına paralellik sağlaması gereklidir.

Bu kapsamda ülkemizde arıtma tesislerinin yeterli derecede kurulamamış olması da sayılabilir. Tablo 1’de AB ülkelerine ait arıtma tesisine bağlı nüfus değerlerinin farklı yıllardaki gelişimi görülmektedir. Kullandıkları suları en ileri kademede arıtan ülkelerin başında Finlandiya, İsveç, Danimarka ve Almanya gelmektedir.

AB ülkelerinin kuzey, batı ve güney olarak gruplandırılmış, farklı kademeleri içeren arıtma tesislerine nüfusun bağlanma yüzdeleri Şekil 1’de verilmiştir. Şekilde de görüldüğü gibi kuzey ülkeleri bu konuda en başarılı, güney ülkeleri ise en başarısız konumdadırlar.

Tablo 1. Bazı. AB Ülkelerinde Arıtma Tesisine Bağlı Nüfus (X) (European Environment Agency)

*Tabloda yer almayan AB ülkelerinden yeri temin edilememiştir.

Not Sadece tüm periyotları içeren ülkeleri kapsamaktadır. Ülke sayılan parantez içinde verilmiştir.
Kuzey ülkeleri: İzlanda, Norveç, İsveç, Finlandiya
Ban ülkeleri: Avusturya, İrlanda, İngiltere, Lüksemburg, Hollanda, Almanya Güney ülkeleri: Yunanistan, İspanya

Şekil 1: Avrupa’nın farklı bölgelerinde kullanılmış su arıtımının değişimi, 1980/85, 1990/94 ve1995/97 (European Environment Agency)

Tablo 2’de Avrupa ülkelerinden bazılarında kanalizasyona bağlı nüfus, bunların arıtılma durumları ve fosfor giderimlerine ilişkin değerler verilmiştir. Burada da görüldüğü gibi İsveç ve Danimarka en başarılı ülkeler olup aynı şekilde fosfor giderimini de yüksek oranda uygulamaktadırlar.

Tablo 2. Avrupa’da Arıtma tesislerinin durumu ve P giderimi (%) (Morse ve diğ.1993)

ÜlkeKanalizasyona
bağlı nüfus (%)
Kanalizasyona bağlı
fakat arıtılmayan (%)
Kanala bağlı sudan P-giderimine tabii tutulan (%)
Danimarka98078
İsveç95090
Norveç772042
Almanya88422

Tablo 3, çevre konularına büyük önem veren Almanya’nın son 30 yılda gerçekleştirdiği yatırımlar ve harcadığı büyük çabaları yansıtmaktadır. Almanya, nüfusun kanalizasyona ve arıtma tesislerine bağlanmasında, ayrıca Tablo 1’de de görüldüğü gibi ileri arıtma uygulamalarında önemli adımlar atmıştır.

Tablo 3. Almanya ‘da Kanalizasyona ve Arıtma tesisine bağlı nüfus (%)

 199119951998
Kanalizasyona bağlı909293
Arıtma tesisine bağlı868991
Biyolojik arıtma798589
Mekanik arıtma742

Tablo 4’de Türkiye’de kanalizasyon ve arıtma tesisine bağlı nüfus yüzdeleri verilmiştir. Belediyelerde kanalizasyon şebekesi ile hizmet edilen nüfusun toplam nüfusa oranı 1994 yılında % 52 iken, 1998 yılında %59’a, belediye nüfusu içindeki oranı ise ./.69’dan, %78’e yükselmiştir Atıksu arıtma tesisleri nüfusun %17’sine hizmet etmektedir. Yıllar itibariyle hizmet edilen nüfusta artış görülmesi, yeni tesislerin açılmış olması ile açıklanabilir. Ancak arıtma sağlanan nüfusun düşük olduğu dikkati çekmektedir (Devlet Istatistik Enstitüsü).

Tablo 4. Türkiye’de Kanalizasyona ve Arıtma tesisine bağlı nüfus (%)

 19941995199619971998
Kanalizasyona bağlı5355556063
Arıtma tesisine bağlı109111418

Türkiye’de elde edilebilen detaylı 1998 yılı DİE verilerine göre 3215 belediyenin 310’u standartlara uygun kanalizasyon şebekesi, 128’i ise arıtma tesisi kullanmaktadır. Çevre Mühendisleri Odası’ndan temin edilen Belediye Çevre Envanteri 1998 yılı verilerine göre kanalizasyon şebekesi ile hizmet verilen toplam belediye sayısı 1647, atıksu arıtma tesisi sayısı ise 80 olarak verilmiştir.

DİE 1998 yılı verilerine göre 310 belediye tarafından, kanalizasyon şebekesi ile toplanan 1.670.727.000 m3 evsel atıksuyun %52,24’ü arıtılmadan, %28,34’ü ön ardımdan sonra ve %19,42’si ise arıtılarak alıcı ortama verilmektedir. Arıtma tesisi bulunan 127 belediyenin %71,65’inde mekanik (l. kademe) arıtma, %28,35’inde de biyolojik arıtma (2.kademe) yapılmaktadır. Çevre Mühendisleri Odası’ndan temin edilen Belediye Çevre Envanteri 1998 yılı verilerine göre 1647 belediye tarafından toplanan 2.090.600.000 m3 evsel atıksuyun %28’i arıtılmaktadır. Bu atıksuların %48’i mekanik %52’si biyolojik arıtmadan geçmektedir. Şu anda İSKİ’ ye ait Paşaköy ve Terkos arıtma tesislerinde ileri arıtma (3.kademe) yapılmaktadır.

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE ARITMA TESİSİ İŞLETİMİ

Arıtma tesislerinde, su kalitesi standartlarını sağlayacak seviyede arıtma sağlanabilmesi en az sistem tasarımı ve inşası kadar işletme şekline de bağlı bulunmaktadır. Çok iyi projelendirildiği ve iyi ekipmanlarla donatıldığı halde bilinçsiz işletme yüzünden beklenen çıkış suyu kalitesine ulaşılamayan pek çok tesis bulunmaktadır. Dolayısıyla çeşitli durumlarda ne tür tedbirler alınması gerektiğini bilen ve sisteme uygun müdahalelerde bulunarak tesisin yüksek verimlerle çalışmasını sağlayan kalifiye işletme personeli yetiştirilmesi büyük önem taşımaktadır.

Kurulmuş tesisler büyük yatırımlar sonucunda bitirilmiş ve işletmeye alınmıştır. Bu tesisler modern teknolojinin gerektirdiği tüm donanımları içerecek şekilde planlanmıştır. Yüzeysel suların korunması ve yapılan yatırımlar, tesislerin verimli bir şekilde çalıştırılmalarını gerekli kılmaktadır.

Arıtma tesislerinin (özellikle biyolojik ve ileri arıtma kademesi içerenlerin) işletimlerinin zor olması nedeniyle, üstün vasıflı eleman, bilgi ve tecrübeye ihtiyaç duyulmaktadır.

Ülkemizde ise arıtma tesislerini işletecek mühendislerin ve ara elemanların özellikle pratik bilgilerden yoksun oldukları dikkati çekmektedir.

Bugüne kadar projelendirilmiş birçok atıksu arıtma tesislerinden beklenen randımanın alınamamasındaki ana neden, bu tesislerin uygun işletilememeleridir. Kurulu tesislerin tekniğin gerektirdiği şekilde işletilmemesi ve hatta elektrik maliyeden, teknik eleman yetersizliği gibi nedenlerle hiç çalıştırılmaması ülkemizde söz konusu olmaktadır. Örneğin Akhisar Arıtma Tesisi, inşasının iller Bankası tarafından bitirilip işletilmesi için Akhisar Belediyesine tesliminden sonra, elektrik giderlerinin fazla olması nedeniyle çalıştırılamamıştır.

DÜNYADA VE TÜRKİYE’DE ARITMA TAŞIŞI İŞLETME ELEMANI AĞITIMI

Almanya’da arıtma tesislerini işletecek elemanların eğitilmesine hassasiyetle önem verilmektedir. Bu görev, öncelikle Alman Atıksu Derneği (Abwasser Tcchnische Vereinigung, ATV) tarafından üstlenilmiştir. Bu kuruluş arıtma tesisi işleten havza birlikleri ve üniversitelerle işbirliği içinde çeşitli seviyede eğitim ve geliştirme kursları açmaktadır. Uygulama ile desteklenen bu kurslar sonunda ciddi sınavlar yapılmakta ve katılımcıların başarı derecesini gösteren sertifikalar verilmektedir. Bu kurslar uzaktan öğretim şeklinde de verilmektedir. Aynı kuruluş tarafından hazırlanan çok sayıda kitap ve doküman, işletme elemanlarının bu kurslarda ve kendi tesislerindeki uygulamalarında kullanılmak üzere hazırlanmıştır.

Almanya’da mevcut havza birlikleri ve kentsel arıtma kuruluşları kendi elemanlarını ve aynı zamanda üç-dört yıl öğrenim gören çırakları da eğitmektedirler. Bu kuruluşlar yurt dışında eğitim hizmetleri üstlenmekte ve son yıllarda yurt dışında Alman kuruluşları tarafından sağlanan mali destek ile kurulan arıtma tesisleri, elemanlarının eğitimini üstlenmektedirler.

Son yıllarda özel firmalar da Almanya’da ve yurt dışında eğitim hizmetlerini üstlenmektedirler.

Amerika da arıtma tesisi işletici (operatör) eğitimine önem verilmekte ve bu eğitimler Su Çevre Birliği (Water Environment Federation, WEF) tarafından tüm ülkede yürütülmektedir. Çeşitli seviyelerde eğitim veren bu kuruluş, eğitim sonunda sınav yaparak sertifika vermektedir. Bu kuruluşun hazırlamış olduğu çok sayıda kitap ve CD bulunmaktadır.

Amerika’da özel firmalar da eğitim hizmetleri yürütmektedirler. Bunlardan bazıları çok özel konularda (aktif çamur vs.) kurslar da açmaktadırlar. Hollanda’da kurulu bulunan birliklerin bir araya gelerek kurdukları Hollanda Su Birliği bu görevi üstlenmiştir.

Türkiye’de arıtma tesisleri için işletme elemanı eğitimi ile ilgili görevlendirilmiş bir kuruluş bulunmamaktadır. İstanbul Su Kanalizasyon idaresi (ISKI) kurmuş olduğu “işletme Eleman’ Eğitim Merkezi’nde İTÜ ile işbirliği içinde kendi elemanları yanında diğer belediyelerin ve kuruluşların elemanlarının eğitimine katkıda bulunmaktadır. Bu eğitime yurt içi ve yurt dışındaki kuruluşlar ve şahıslar tarafından destek verilmektedir. Bu kuruluşun yaptığı kumlar daha çok kendi elemanlarının eğitimine dönüktür fakat bu eğitimlere zaman zaman diğer kuruluş çalışanları da katılabilmektedir. ISKI tarafından bu eğitimlere katkı sağlamak için kitap ve dokümanlar da hazırlanmıştır.

Bu hedefe dönük olarak aşağıda önemlileri verilen eğitim çalışmaları yürütülmüştür:

– Ataköy Amma Tesisini, Devreye Alma Eğitim Kursu:

Ataköy Arıtma Tesisi Eğitim Merkezinde, ISICI mensubu 20 teknik personel ve müteahhidinin iki görevlisi 70 saat süre boyunca ITO ile yapılan protokolde yer alan mekanik ve biyolojik arıtma, çökeltme, yüzdürme, çamur çürütme, dezenfeksiyon konulan yanında numune alma, laboratuvar analizleri, bakım ve onarım, kayıt ve değerlendirme gibi konularda eğitilmiştir. Bu kursun sonunda Ataköy Arıtma Tesisinin üniteleri tek tek kursiyerlere tanıtılmış, her bir ünitenin fonksiyonları, çalışma prensipleri, işletilmesi, işletilmesi sırasında karşılaşılan problemler ve karşılaşabilecek olası problemler ve çözüm yollan açıklanmıştır.

– Balta Limanı Atıksu Arıtma ve Deniz Deşarjı Tesisleri Eğitim Kursu:

Bu kursta ISKI mensubu 20 teknik personel ile müteahhidinin iki görevlisine, 70 saat süre boyunca, eğitime katılan ITO öğretim üyeleri tarafından “Ön Arıtma ve Deniz Deşarjı” hakkında genel ve teorik bilgiler verilmiş, ayrıca kursiyerlere pompalar, kapaklar, sıyırıcılar, motorlar vb. üniteler üzerinde tek tek uygulama yaptırılarak tesisi tanımaları sağlanmıştır. Ayrıca kurs sırasında acil durumlarda tesise müdahale etme pratiği de yaptırılmıştır.

– Tuzla Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi Eğitim Kursu:

Berlin Sular idaresi ile yapılan anlaşma çerçevesinde 20 kişinin teorik ve pratik eğitim için Almanya’ya gönderilerek 30 gün süren kursa katılımlan sağlanmıştır. Ayrıca 15 gün boyunca Alman uzmanların İstanbul’da, diğer tesislerden katılımcıları da içeren yaklaşık 80 kişiye eğitim vermeleri sağlanmıştır.

– Paşaköy Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi Eğitim Kursu:

İTO ile yapılan protokole göre 15 gün süreli kursta, 40 mühendis ve teknisyen yanında ISKI’ nin bu konuda çalışan işçilerinin katılımıyla, Topacık D. tarafından editörlüğü yapılan “Atıksu Arıtma Tesisleri İşletme El Kitabı”ndaki ITÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyelerince hazırlanan konular işlenilmiştir. Bu konular: Atıksu Arıtma Tesisleri, Giriş; Atıksuların Karakterizasyonu; Izgaralar, Etekler, Öğütücüler ve Kum Tutucular; Çökeltme ve Yüzdürme; Damlatmalı Filtreler, Dönen Biyolojik Reaktörler; Paket Arıtma ve Oksidasyon Hendekleri; Atık Arıtma Havuzları; Dezenfeksiyon ve Klorlama; Aktif Çamur Sistemi; Çamur Çürütme ve Katıların işlenmesi; Arıtılmış Suların Uzaklaştırılması; Tesis Güvenliği ve Düzen; Bakım; Laboratuvar, Ölçüm Sonuçlarının Analizi ve Takdimi; Kayıtlar ve Rapor Yazılımı-Kanunlar ve Yönetmelikler, Arıtma Tesisleri Laboratuvarında Kullanılan Temel İşletme Deneyleri; Arıtma Tesisleri işletilmesinde Kullanılan Temel Matematik Bağıntılar ve Uygulamaları şeklindedir.

– İş Güvenliği ve İş Sağlığı Eğitimi:

İstanbul Üniversitesi ile yapılan bir protokol ile 15 gün süre boyunca 250 çalışan, teorik ve pratik eğitim görmüştür.

– Atık Gaz Konusunda Verilen Eğitimler:

Özel bir kuruluş olan MERSAN ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi itfaiye Müdürlüğü işbirliği içerisinde 3 gün süre boyunca tüm çalışanlara, atık gaz kaynakları, ölçümleri, korunma, gaz patlamaları ve söndürülmesi, gaz zehirlenmelerinde ilk yardım konularında teorik ve uygulamalı eğitim verilmiştir. 2001 yılında Tuzla Arıtma Tesislerinde 3 çalışanın atık gaz etkisiyle hayatlarını kaybetmeleri üzerine ISKI Sağlık ve Eğitim Müdürlüklerince benzeri bir eğitim verilmiştir.

– Kısa Süreli Eğitimler:

İSKİ’nin işbirliği yaptığı yurt dışı ve yurt içi kuruluş ve şahıslar tarafından çok çeşitli konularda ISKI, belediye ve büyükşehir belediyelerinin personeline seminer, konferans ve eğitim verilmiştir.

ISKI dışında diğer su ve kanalizasyon idarelerince yürütülen eğitim çalışmaları hakkında bir yayına rastlanılamamıştır. Ayrıca varsa devamlılık kazanmadığı dikkati çekmektedir. Eğitim görevini üstlenebilecek resmi kuruluşlar arasında sayılabilecek İller Bankası ve Çevre Bakanlığının etkili bu tür faaliyetlerinin olduğu bilinmemektedir. ABD ve AB ülkelerindeki su idareleri gibi İSKİ idaresi İstanbul’da bulunan üniversitelerle işbirliği yaparak gereğinde bu gaye için yeni bir şirket kurmak suretiyle yurt içinde ve dışında faaliyette bulunmalıdır.

Ülkemizde kurulan arıtma tesislerinin işletmeye alınması ve elemanlarının eğitilmesi genelde o tesisi kuran firmalar veya onların sözleşme yaptıkları özel kuruluşlarca yürütülmektedir. Bu kuruluşların eğitim konusunda imkanları ve yeterlilikleri bilinmemektedir. İşletme sorumluluğunun altı ay veya bir yıl gibi kısa bir süreyi kapsaması dolayısıyla, özellikle küçük belediyelerde önceden arıtma konusunda eğitim görmemiş personel, firmanın bu süre sonunda ayrılması ile yeterli derecede eğitim alamadığından işletmede sorunlarla karşılaşmaktadır.

ATAKÖY ATIKSU ARITMA TESİSİ ÖRNEĞİ

Modern şehirciliğin ülkemizde ilk uygulamasının Emlak Kredi Bankasınca yapıldığı Ataköy’de, burada oturacak yaklaşık 40000 nüfusun kullanılmış sularının arıtılarak bertrafı için Avusturyalı bir firmaya arıtma tesisinin projesi yaptırılmış ve İller Bankası tarafından inşa ettirilerek 1962 yılında işletmeye alınmıştır.

Başlangıçta başarı ile çalıştırılan, ülkemizin bu ilk evsel arıtma tesisine gelen kanallara izinsiz bir şekilde civardaki endüstri tesisleri atıksularının ve yoğun bir şekilde başka bölgelerin evsel atıksularının bağlanması ile aşırı yüklenilmiş ve tesis iyi çalıştırılmadığı için arıtma verimi düşmüştür. 1970 yılından itibaren Emlak Kredi Bankası arıtma tesisini işletmekten vazgeçmiş ve gelen atıksuların Ayamama Deresine mevcut taşkın kanalı yardımı ile deşarj etmiş ve tesisi devre dışı bırakmıştır.

Tebliğ sahibinin Ege Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’ndeki öğrencileri ile tesise 1972 ilkbaharında yaptığı ziyarette yapıların paslanmaya yüz tuttuğu ve çökeltim havuzlarında biriken çamurda bitkilerin büyüdüğü üzüntü ile görülmüştür.

1982’de bu tebliğin yazarının imar ve İskan Bakanlığı sırasında, tesisin yeniden çalıştırılması ve Stuttgart Üniversitesi’nde olduğu gibi bir eğitim ve araştırma tesisi olarak değerlendirilmesi karara bağlanmış ve tesisin İTÜ’ye çalışır durumda arazisi ve her şeyi ile devri teklif edilmiştir. ITÜ tarafından kabul edilmeyen bu teklif daha sonra TÜBİTAK-Marmara Araştırma Enstitüsü’ne sunulmuştur. Bu kuruluş tarafından da olumsuz cevap verilmesi üzerine tesisle ilgili ön görülenler ne yazık ki gerçekleştirilememiştir.

1990 yılında ISKI Bilim Kurulu’nda görevli bulunan yazarın böyle bir tesisin yeniden çalışır hale getirilmesi ve eğitim maksat!, kullanılması teklifi, o zamanki ISKI Genel Müdürü’nce ilgi ile karşılanmış ve revizyon projesinin hazırlanması görevi kendisine verilmiştir. ITÜ Çevre Mühendisliği elemanları ile birlikte yürütülen çalışma sonucunda hazırlanan proje 1992 yılında ihaleye çıkarılmış ve Mayıs 1996’da elden geçirilen ve yenilenen tesis revizyon projelerinin hazırlanmasına katkıda bulunan yeni Genel Müdür tarafından devreye alınmıştır.

Tesisin ilk projelendirmesi ve inşasına göre, terfi merkezi, ızgara, öğütücü, kum tutucu, ön çöktürme, damlatmalı filtre, son çöktürme, çamur çürütme ve çamur kurutma birimlerini içermekte idi.

Yeniden projelendirmede tesisin 45.000 kişiye hizmet vereceği esas alınmış olup, önemli boyutlandırma değerleri;

Tesisin Kapasitesi:       7650 m3/gün

Organik Yük:               2430 kg/gün

AKM Yükü:                 4050 kg/gün

Olarak hesaplanmıştır. İşletmeye alınan bu tesise eski projede olmayan havalandırmalı bir kum tutucu ve belt filtre ünitesi eklenmiştir. Yeniden projelendirmede öğütücü birimi kaldırılmıştır. Tesiste mevcut olmayan ve iki katlı olarak yeni inşa edilen idari bina, alt katında laboratuvar, idareci ve çalışanlara ait birimleri ve üst katta ise eğitim hizmetlerini veren birimleri içermektedir.

Tesis, yeniden işletmeye alındığından beri gerek İSKİ ve gerekse diğer ilgili kuruluşlar için arıtma konusunda teknik personelin ve operatörlerin yetiştirilmesi, eğitilmesi ve üniversitelerle işbirliği yapılarak arıtma tesislerinin daha verimli çalıştırılmasının uygulamalı olarak sağlanması, pilot tesisler inşa edilerek yeni arıtma tekniklerinin model ölçeğinde denenmesine imkan sağlamaktadır.

SONUÇ

Sürdürülebilirliğin sağlanabilmesi ekonomik kalkınma ile yakın ilişkili olup sürdürülebilir gelişmenin anahtarı da sudur. Su ile dünyanın en önemli sorunu olan yoksulluk ortadan kaldırılabilir. Sürdürülebilirlik kavramına uygun bir şekilde kullanılmış suların arıtılarak verildiği yüzeysel sular devamlı olarak su ihtiyacını karşılamada kullanılabileceğinden dünyada su kıtlığı çekilmez. Biyolojik yöntemlerle arıtılmış suların tarımsal sulamada kullanılmasının sürdürülebilirliğe katkıda bulunacağı göz ardı edilmemelidir. Şu anda 26 devlet su kıtlığını şiddetli bir şekilde yaşamakta olup Dünya Gıda Örgütü (FAO), 2050 yılında en az 70 devletin su kıtlığı çekeceğini tahmin etmektedir.

Ülkemizde de ulusal sürdürülebilirlik stratejisi bir an önce belirlenmeli ve sürdürebilirlik politikası herkes tarafından kavranıp anlaşılmalıdır. Çevre, diğer alanlar ve konularda hedef ve ilkeler belirlenmeli ve açıklanmalıdır.

Arıtma konusunda sürdürebilirlik açısından Avrupa Birliği’nin aday ülkelerden istediği hedefler ve kalite standartları sağlanması hedef alınarak, kurulmuş ve kurulacak arıtma tesislerinin verimli çalışmaları sağlanmalıdır. Ayrıca büyük yatırımlarla gerçekleştirilen bu tesislerin düzenli çalıştırılabilmesi için yeterli sayıda personel yetiştirilmeli ve eğitilmelidir. Büyükşehir belediyelerine bağlı su ve kanalizasyon idareleri, Almanya’da olduğu gibi çıraklık eğitimini başlatmalıdır.

Arıtma tesisi personelinin eğitim ihtiyacı tartışılmayacak kadar zorunludur. Ülkemizde bu eğitimin hangi kuruluş ve şahıslar tarafından, hangi esaslara göre bir bütünlük içerisinde yürütüleceği bu konuda yetkili kuruluşlarca acilen ele alınmalıdır.

KAYNAKLAR

Samsunlu A., Eroğlu V., (1997). Türkiye’de Arıtma Tesisi Kurma ve işletilmesi Öncelikleri ve Ataköy Arıtma Tesisi, Türkiye’de Çevre Kirlenmesi Öncelikleri Sempozyumu II, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü, Gebze, Kocaeli, sf. 307-316.

Über die Aus-und Fortbildungsarbeit, September 1974, pp.217-234 Korrespondez Abwasser, Bonn.

Hauff V. (2002), Sürdürebilirlik Geleceği Açan Anahtar, sh. 40-45. Magazin-Deutschland, Berlin.

Umweltdaten Deutschland 2002, pp.42, Umwelt Bundes Anıt, Berlin Haber Bülteni, Devlet istatistik Enstitüsü, 1999. Ankara

Topacık, D. ve diğ. (2000) Atıksu Arıtma Tesisleri İşletme El Kitabı, ISKI Genel Müdürlüğü yayını, İstanbul.

Morse G.K., Lester. J.N., and Perrs, R. (1993) The economic and environmental impact of phosphorus from wastewater in the curepean community. Environmental Enginedring Laboratory. Imperial College of Sciencc, Technology and Medicine. London SW7 2BU. Semper Publications, London.

Wolf M.,(1997)Berlinwasser Group,Activities of Berlinwasser International GmbH in the central and east European countries and worldwide,Berlin

European Environmental Agency,www.eea.eu.int

Water Environment Federation,www.wef.org

Abwasser Technische Vereinigung,www.atv.de

Devlet istatistik Enstitüsü, www.die.gov.tr

Çevre Mühendisleri Odası, 1998 yılı Belediye Çevre Envanteri Göstergeleri

Leave a Comment.