KÜRESEL TERÖR VE TÜRKİYE

Küreselleşmenin 90’lı yıllarda Rusya’nın dağılmasıyla hızlandığı bilinmektedir. Tek ktuplu bir hakimiyetin ve çok uluslu şirketlerin yönlendirdiği küreselleşme dünyada fakirlik ile zenginlik ayırımının artmasına ve ümitsizliğe neden olduğu gibi beraberinde küresel terörü de getirmiştir. Küreselleşmenin sosyal boyutunun ihmal edilmesi Filistin, Afganistan ve Irak sorunları dengenin bozulmasınadini gruplarca yürütülen terörün yaşadığımız bölgede yükselmesine ve etkinliğine sebep olmuştur. Küresel terörün temelleri ise iki kutuplu dünyada çok daha önceden atılmıştır. Soğuk savaş yıllarında Amerika ile Rusya arasında yaşanan gerilim ve karşılıklı mücadele bugün yaşadığımız terörün bu boyutlara varmasımnın ana nedeni olmuştur.

Afganistan’ı işgal eden Rusya’yı başarısız kılmak için Amerika her türlü girişimi başlatmış ve Rusya’nın etrafını saracak bir kuşak oluşturmaya çalışmıştır. O zamanlar bu stratejiye İslam’ı anlatan renk olduğu için ‘Yeşil Kuşak’ adı verilmiştir. Bu kapsamda Bin Ladin’de dahil bütün ismi ve dayandığı grup ne olursa olsun İslamcı hareketlerce desteklenmiştir. Bölgede bulunanSuudi Arabistan gibi en tutucu müttefik rejimler de bu stratejinin uygulanmasında önemli roller üstlenmişlerdir. Böylece petrol ve doğalgaz bakımından çok zengin bölge kontrol altına alınmıştır. Rusya’nın başarısız olması ve Afganistan’ı terk etmesi üzerine bu coğrafya komünizm tehdidin yerini köktendinci rejimler almaya başlamış ve en sonunda Bin Ladin’in arka plandan yönlendirdiği Taliban rejimi ülkeye acımasız bir şekilde hakim olmuştur. Sovyetlere karşı Suudilerle birlikte Amerika tarafından desteklenen ve eğitilen kendilerini ulusal kurtuluş savaşçıları olarak tanımlayan Taliban rejimi zaman içinde El Kaide’nin hakimiyetine girmiş ve Amerikayı da rahatsız etmiştir. Afganistan’ın ABD tarafından işgali üzerine yeraltına inen Bin Ladin ve onun savaşçıları Afganistan, Bosna ve Çeçenistan’da kazandıkları tecrübelerini ve elemanlarını Pakistan, Endonezya, Fas, Suudi Arabistan, Tunus, Mısır ve Türkiye gibi tümü de müslüman olan ülkelerde terör eylemlerinde kullanmaya başlamışlardır.

Bu terör eylemlerinde dikkati çeken diğer bir hususda Irak’ın işgalinden sonra bu tip arabayla saldırı olaylarının artmasıdır. Irak’ı pek de hazırlıklı olmayarak işgal eden Amerika ve İngiltere’nin Irak’taki duruma hakim olamaması, kendilerini kurtarıcı olarak görmesi gereken halkın giderek artan bir şekilde işgalci olarak görmesi terörün artmasına ve El Kaide’nin bölgeye gelmesine ve yerleşmesine neden olmuştur. Bu gelişmeler terörü büyütmüş ve genişletmiştir.

Ülkemizde son haftada 4 patlama ile bu terörizmden nasibini almıştır. Genel olarak El Kaide örgütünden ve onun taşeronlarından başka İBDA-C ve Hizbullah gibi grupların bu olayların arkasında olduğu basında yer almaktadır. Bölgedeki konumumuz, Avrupa Birliği’ne girmeye çalışmamız, Irak ve Kürt sorununu, Kıbrıs’ın durumu nedeniyle komşularımız ve hatta dost bildiğimiz ülkeler Türkiye’nin dengesini bozmak ve rotasını değiştirmek için PKK olayında olduğu gibi bu teröre destek olmuş olabilirler.

Küresel terörün ortadan kaldırılabilmesi için dünya da fakirliğin önüne öncelikle geçilmeli, bölgemizde ise Filistin – İsrail anlaşmazlığı bir an önce çözüme kavuşturulmalı, Afganistan ve Irak’ta sosyal ve laik bir düzen içinde demokratikleşme sağlanmalıdır.

Ülkemizin bu küresel terörden daha fazla etkilenmemesi Müslüman, Musevi, Hrıstiyan demeden vatandaşlarımızın öldürülmemesi için her türlü önlem alınmalı, demokratik, laik ve sosyal düzenimizi Ortadoğu bataklığına sürüklemeden sürdürebilmemiz ve AvrupaBirliği’ne girmemiz ülkemizdeki son terör olaylarını kınayan dostlarımızca bir an önce sağlanmalıdır.

Antalya

Öğretmenler gününüzü ve Bayramınızı en iyi dileklerimle kutluyorum.