İKİ ÖNEMLİ ZİYARET

Son haftalarda ülkemizi ziyaret eden çok sayıda yabancı devlet adamı ve kuruluş temsilcisi oldu. Ben bunlardan Suriye Devlet Başkanı Başar Esad’ın ve Avrupa Birliği(AB) Komisyonu Başkanı Roman Prodi’nin ziyaretlerini önemli buluyorum. Bu nedenle yazımda bu ziyaretlerle ilgili değerlendirmeler yapacağım

*   *   *

Başar Esad’ın ziyareti

Suriye bizim en yakın komşumuz olmasına rağmen 55 yıldan beri hiç bir devlet başkanı tarafından ülkemiz ziyaret edilmemişti. Şimdiki devlet başkanının babası, Hafız Esad dönemi, ilişkilerimizin en kötü ve problemli dönemi olarak tarihe geçecektir. O dönemde PKK’nın merkezi Şam olmuştur. Abdullah Öcalan’da Şam’dan  ülkemizin 40 bin vatandaşını ve en az 100 milyar dolarını kaybettiği PKK hareketini yönlendirmiştir.

Bu desteğin arkasında gizlenen Fırat nehrinin suyunun paylaşımı, 1939 Türkiye hudutları içine alınan Hatay sorunu gibi diğer birçok sorunlar vardı.

Hatay sorunu, ben ilk defa 1956 yılında Almanca öğrendiğim Bad. Aibling kentinde Goetha Enstitüsü’ndeki sınıfımıza, bizi kizdirmak için Suriye’li bir öğrecinin Hatay’ın Suriye Hudutları içinde gösterildiği bir haritayı asması ile öğrenmiştim. O zamandan beri bu sorunla ilgili haberleri hassasiyetle takip ediyorum. Sorunun bilinmesi için, yazılarında ve konuşmulurımda üzerinde duruyorum.

Genç Suriye devlet Başkanı Başar Esad’ın Türkiye ziyaretiyle “iki ülke arasında harita sorununun çözüldüğü yönündeki açıklamaların hayata geçmediğini halen Suriye Devlet Televizyonunun Hatay’ı Suriye sınırları içinde gösterilmeye devam edildiğini basından öğrenince çok üzüldüm ve Türkiye’nin komşularıyla sorunlarının ne zaman biteceğini sormadan edemedim.

*   *   *

Romano Predi’nin ziyareti

Türkiye’nin Ankara Antlaşmasıyla AB’ye aday olduğu 1963’ten bu yana başkente resmi ziyarette bulunan ilk AB Komisyon Başkanı olan Romano Pradi, AB’nin genişlemeden sorumlu yetkilisi Günter Verhengen’le Ankara ve İstanbul’u ziyaret etti.

Bir zamanlar Özal’a danışmanlık yapan Prodi’nin görevi Avrupa Birliği Başbakanı ve Verhengen’in görevide Dışişleri Bakanı olarak yorumlanabilir. Belkide bu etkinlik nedeniyle ilk kez bir AB Komisyonu Başkanı’na az sayıda devlet başkanına sağlanan TBBM’ye hitap etme imkanı sunuldu.

1979 yılında Yunanistan’la birlikte üye olabilecekken kaçırdığımız bu fırsatı elde edebilmek için didindiğimiz bu günlerde bu ziyaret ülkemizin 2004 Aralık ayında Müzakerelere başlamak için takvim alması umudumuzu arttırıyor.

Bu ziyarette AB’ye artık çok yaklaştığımız, iyi yolda olduğumuz, yasal düzenlemelerde büyük başarı gösterdiğimiz, Kıbrıs’ın Kopenhag kriterleri arasında yer almayacağı, Kopenhag kriterleri dışında başka bir kriter ve ön şart olmayacağı belirtildi.

İnşallah Türkiye 1980’lerde kaçırdığı treni 2004’te tekrar yakalama fırsatı bulur.

İstanbul