DÜNYA VE KIYAMET

Dün yayınlanan gazetelerin birçoğunda, ABD’de Savunma Bakanlığı (Pertagon) tarafından hazırlanan ve ABD Başkanı Bush’a sunulan “Küresel Isınma Raporu”na göre “Kıyametin Kapıda” olduğunu gösteren bilgiler yeralıyor.

Dünyanın bir kıyamet yaşayacağı Kuran da dahil olmak üzere dini kitaplarda yer almasına rağmen bunun nasıl meydana gelebileceği belli değildir. Bilim adamları çeşitli görüşler ileri sürmekte ve senaryolar geliştirmektedirler. Son yıllarda çevre bozulmalarının kıyamete yol açabileceği giderek artan bir şekilde gündem de yerini almaktadır.

Dünyamızdaki değişmeler yalnızca teknolojik ilerlemelerden değil, eşi görülmemiş bir nüfus artışından, daha da hızlı bir ekonomik büyümeden ve artan insan talepleriyle dünyanın doğal sistemlerinin sınırları arasındaki uyumsuzluğun giderek büyümesinden kaynaklanmaktadır.

Yeryüzünün atmosferindeki karbondioksiti (CO2) sabitleme kapasitesinin az çok aynı kalması (ağaçların karbondioksiti (CO2) alıp (O2) vermesi gibi olaylarla) karşısında, fosil yakıt (kömür, petrol, doğalgaz gibi yakıtlar) kullanımı ve karbon yayımın artış doğal dengeyi bozuyor ve CO2 düzeyleri her yıl daha da yukarılara taşıyor. Sonuçta buna bağlı olarak ortalama sıcaklıklar yükselmekte ve dünya iklimi değişmektedir.

*    *    *

Bu rapor, biz çevrecilerin yıllardan beri söylediğimiz fakat kimsenin dikkat etmediği hakikatları bir defa daha ortaya koymaktadır. Raporda; küresel ısınmanın üç yıl içinde başlayarak, 20 yıllık bir zaman dilimi içinde görülmemiş kuraklık, açlık ve kaosa yolaçacağı, dünyayı nükleer savaşa sürükleyeceği uyarısı yapılmaktadır.

Bu raporun önemli başlıkları şunlardır:

* Hollanda’yı sular kaplayacak

* Avrupa donacak

* Kıyı kentleri sular altında kalacak

* Kuraklık ve açlık iç karışıklıklar yaratacak

* Ülkeler parçalanacak

* Su kıtlığı su savaşlarına sebep olacak

* Hayatta kalmak için savaşılacak

* Fakirlik, kuraklık ve soğuk iklim kitlesel göçler yaratacak

* Beslenme, susuzluk ve çıkan savaşlar milyonlarca insanın ölümüne neden olacak

* Su enerji kaynaklarını korumak isteyen ülkeler nükleer silahlarını artıracak veya geliştirecek.

*    *    *

Daha önceki bir yazımda küresel ısınma ve Kyoto Protokolü ile ilgili bilgiler aktarmıştım. 1992 yılında Rio’da yapılanr “Dünya Çevre Toplantısı”nda iklim değişikliği ile mücadele edilmesi karara bağlanmıştı. Yapılan çalışmalar sonunda 1999 yılında Kyoto Protokolu dünya ülkelerinin imzalarına açılmıştır. Bu protokole göre küresel ısınmaya yol açan gazların emisyonunun (yayılmasının) 10 yıl içinde yüzde 5,2 azaltılması öngörülmüştür.

Başkan Bush bu protokolu imzalamayacağını 2001 yılında açıklamış, bu gazların dünyada yüzde 36’sının emisyonundan sorumlu ülkesinin ekonomik çıkarlarını çevre sorunlarının önünde tutmayı yeğlemişti.

Çevre sorunlarını umursamayan Bush’a en ciddi uyarıyı Pertagon yaptı. Bu raporda iklim değişikliğinin önümüzdeki 20 yılda küresel ısınma sonucu hek küresel istikrar, hem de Amerika’nın ulusal güvenliği için terörizmden daha tehlikeli olduğu tezi savunuldu.

*    *    *

Dünyanın ısınmasının engellenmesi insanlığın en büyük görevi olmalıdır. Kyoto Protokolü’nün öngördüğü ısınmaya yolaçan gazların emisyonu düşürülmelidir.

İstanbul

Lester R. Brown, “Dünyanın Durumu” Tübitak Tema Yayınları, 1996 Milliyet, “Kıyamet Kapıda”, 23.2.2004