VERDİ’NİN OPERASI IL TROVATORE (1)

Çarşamba akşamı, Atatürk Kültür Merkezi’nde, Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin meşhur İtalyan bestecisi Giusseppe Verdi’nin “IL Trovatore” isimli operasının Gala akşamında, uzun zamandan beri hasret kaldığım opera sanatının güzel bir sunuşunu izledim ve dinledim.

Şu anda İstanbul tekrar kar altında ve tabiki ben yine evimden çıkamıyorum. Penceremden karla kaplı doğayı, tipi şeklinde yağan karı izlerken kulaklarımda  Il Trovatore eperasının müziği çınlıyor…

*    *    *

Il Trovatore “Verdi’nin operaları içinde en güç anlaşılanların başında gelir. Bunun başlıca nedeni, eserdeki en can alıcı olayların sahnede gerçekleşmesidir. Konunun anlaşılması için son derece önemli olan bu olaylar boyunca dört perdede çeşitli karakterlerin ağzından anlatılır.

Bu çok zor anlaşılan operanın kısaca özeti aşağıdaki şekildedir;

Eserde dört ana oyuncu dikkati çekmektedir. Kont Luna, Manrica, Leonora ve Azucena.

Operanın akışı içinde, yirmi yıl kadar önce Kont Luna’nın kardeşinin beşiği başında bir çingenenin belirdiğini, bir süre sonra da çocuk hastalanınca bu kadının büyücülükle suçlanıp yakıldığını öğreniriz. Alevler içinde can veren çingene kadın, olayı büyük bir dehşetle izleyen kızından (Azucena) intikamını almasını ister.

Çingene kadın annesinin intikamını almak için saraya giderek çocuğunu kaçırmış ancak öfkesinden ateşe yanlışlıkla kendi çocuğunu atmıştır. Kont Luna’nın babası yaşlı çingenenin yakıldığı yerde yanmış bir çocuk iskeleti bulununca ikinci oğlunun yaşayacağı ümidi tamamen kaybolmuştur. Hiçbir şeyden habersiz olan olan bu bebeği (Manrico) ölen çocuğunun yerine koyarak büyütmüş ve ona tam annelik yapmıştır.

Aslında iki kardeş olan, ancak bundan habersiz bulunan Kont Luna ve trubadur Monrico, savaşta farklı düşman tarafından yer almışlardır. Buna bir de her ikisinin de Leonora’ya delice aşık olmaları eklenince, karşılıklı kin ve nefret iyice artmıştır. Leonora’nın Manrico’yu sevmesi Kont Luna’yı öfkelendirir. Leonora’nın aşkı iki adam arasında düelloya sebep olur. Bu düelloda Kont Luna Manrico’nun hayatını bağışlar.

Ani bir haberle Mantico göreve çağırılır ve Casteller kalesine gider. Azucena Manrico’yu aramak üzere yola düşmüştür. Kaleye bir saldırı yapmayı planlayan Kont Luna’nın askerleri Azucena’yı yakalarlar. Kontun adamlarından biri onu tanır ve kaçırılan kardeşini yakan çingene olduğunu söyler. Umutsuzca oğlu Manrico’yu yardıma çağırır. Kont ise sevinç içinde ona vereceği cezayı düşünür.

Kalede bulunan Manrico ve Leonora evlilik hazırlıklarını yaparken Azucena’nın hapsedildiği haberini alırlar. Manrico şaşırmış Leonora’ya, çingene Azucena’nın annesi olduğunu ve anne sevgisinin Leonora’ya olan aşkından bile üstün  geldiğini söyler ve annesini kurtarmak veya bu uğurda ölmek için koşarak uzaklaşır.

Manrico mağlup edilmiş ve hapsedilmiştir. Kendisi ve annesi bir kulede ölümü beklemektedir. Kale yağmalandığında Leonora bulunamamıştır. Kont Luna onun nerede olduğunu merak etmekte iken bir anda genç kadın öne atılır ve Manrico’nun hayatını bağışlamasını ister. Leonora bir öneride bulunur. Manrico’nun hayatını bağışlar ve serbest bırakırsa kontun olacaktır… Kont anlaşmayı kabul eder ve bir muhafızına Manrico’yu serbest bırakmasını emreder. Tam bu sırada teonora yüzüğünde saklı olan zehiri gizlice içer. Kontun olacaktır ama sadece bir ceset olarak…

Zindanda Manrico, Azucenayı teselli etmektedir. Leonora gelir ve Manrico’ya özgür olduğunu, hemen gitmesini söyler, genç kadının kendisiyle  gelemeyeceğini öğrenince teklifi reddeder. Aşklarına ihanet ettiği için onu suçlar ve Leonora’ya Lanet eder. Zehir etkisini göstermeye başlamıştır. Genç kadın ölürken Manrico’ya, bir başkasının olarak yaşamaktansa onun için ölmeyi tercih ettiğini söyler. Manrico bir meleğe lanet ettiği için kendisini kaybetmiştir. Kont gelir ve aldatıldığını anlar. Kont kılıcını çeker… Azucena durması için yalvarır. Kont kılıcını Manrico’ya saplar ve onu öldürür.

İşte operanın bu son sahnesinde “o senin kardeşindi” diye  Azucena bağırışı ve “anne intikamın alındı” seslenişi duyulur ve opera biter.

*    *    *

Bu opera parçasının konusunu ancak bu kadar kısaltabilirdim. Bir sonraki yazımda size Verdi’yi tanıtacağım ve genel bir değerlendirme yapacağım.

İstanbul