İSMET’İN HAYALİNDEKİ KÖY

İsmet kardeşimle Çorum Haber gazetesindeki köşe yazarlığımız yanında çok birlikteliğimiz ve benzerliğimiz var. Her şeyden önce ikimiz de birer esnaf evladıyız. Doğaseverlik, hayırseverlik, sanatseverlik ve Çorum sevgisi ile dolu dolu yaşayanlarız.

İkimizinde yayınlanmış kitapları var. Benimkiler teknik mesleki konularda iken, İsmetinkiler toplumsal ve sosyal boyutlu. İsmetin yayınlanmış “Doğruları Söyledim; Dokuz Köyde Sevildim” Çorum’da yerel gazetelerde ve dergilerde yayınlanan yazılarından bir kısmını derlediği ilk kitabı olup Çorum’un ve ülkenin sorunlarına değinmekte ve çözümü için öneriler getirmektedir.

Aşağıda değerlendireceğim ikinci kitabı ise kendisinin öykülerini topladığı buram buram Anadolu kokan ve yaşadığı Çorum’u anlatan bir eserdir.

Yakında yayınlanacak diğer kitapları ile İsmet, geç yaşlarda yazarlığa başlayan değerli dostum Aydın Boysan’ın rekorunu elinden alacağa benziyor…

*     *     *

Kitabın adını ilk öyküden, “Hayalimdeki  Köy Sefa Köy”den aldığını görüyoruz.

Kars’ın ilçesi Sarıkamış’ta bir dağ köyü olan Sefa Köy’ün ileride Hacı Bey’i ve muhtarı olacak iki genci, askerliklerini birlikte Çorum’da yaparlar. Askerlik bitiminde, Çorum’da gördüklerini köylerinde de gerçekleştirmeyi isteyen bu gençler Çorum’da bir çok dost ve arkadaş da edinmişlerdi ve giriyimlerinde onların desteklerini esirgemeyeceklerini biliyorlardı. Terhisten sonra, Kızılırmak’tan akan sudan elektrik üretildiği ve oradan hat çekilip Şevki Derindere’nin fabrikasının çalıştırdığı gibi, köylerinde de elektrik üretmeye karar veren gençler, köylerinin Kars’ta seçilecek örnek köy olmasını isterler. Köyün gelişmesi için gösterilen gayretler sürerken, Çorum’dan gelen usta, oğlu Alim, köyün öğretmeni, oğlu ve kızı ile iki gencin ailesi romanın önemli kahramanları olarak dikkati üzerlerine toplarlar. Yazar, hayalindeki köyü anlatırken esasında Çorum’u, Çorum’da dikkati çeken olayları, yaşadıklarını ve duyduklarını okuyucuya anlatmaktadır. Benim gibi İsmet ile yaşıt olanlar da bunların birçoğunu duymuş ve yaşamıştır.

Bu öyküde Radyocu Osman Usta, Veli Paşa Hanı sahibi (işleticisi) Hüseyin Samsunlu (rahmetli babam), saz sanatçısı Bayram Aracı, Osman Pehlivan, Recep Hoca ve Çorum beşlisi, Fakı Ahmet Köyü Kırklar çiçeği, Çorum Halayı, Çorum Sanayi Bölgesi gibi kişiler, yaşantılar ve yöreler hakkında herkesin bilmediği olaylar da yer almaktadır.

İsmet bu öyküsü ile doğduğu şehirden, o şehirde yaşayanlardan ve başarılarından gurur duyduğunu ortaya koyuyor ve Hayalindeki Sefa Köy’ü kendi arzu ve bekleyişlerine göre yeniden tasarlıyor ve gerçekleştiriyor.

Öykünün başında da belirttiği gibi en büyük arzusu, ülkemizde sayıları 40 bin civarında olan köylerde, kalkınmanın sağlanabilmesi ve hayal ettiği köyün gerçekleşmesi için İmam, Muhtar ve Öğretmen’in işbirliği yapmalarıdır. Bu işbirliğinin başarısının köyün zenginlerinin katkısı ile daha da artacağını da vurguluyor. Böylece köylerin üreten ve mutlu yaşanan yerler olacağını hayal ediyor.

*     *     *

Kitab da bu uzun öykü yanında dar kapsamda da olsa değerlendirmeyi istediğim on kısa öykü yer alıyor.

*     *     *

Kırkpınar öyküsünde, “Yiğidin Harman Olduğu Yer” Çorum’da yetişen Koca Yusuf ve Kara Mehmet pehlivanların kardeşçe ve dostça sürdürdükleri spor hayatlarının ve yaşamlarının önemli olayları ve Kırkpınar’da başpehlivanlığına kadar uzanan hikayeleri anlatmakta olup, güreşin Anadolu’nun ve Türk’ün yaşamındaki etkisini ortaya koymaktadır.

*     *     *

Yusuf (Şehitlik Aşkıyla Yanan Yiğit) öyküsünde, yazar Anadolu gencinin askerliğe bakışını, vatanın bölünmemesi için her zaman canını vermeye hazır olduğunu, onlar kadar eşlerinin gösterdiği fedakarlığı Kara Mehmet ve şehit olan kardeşi Yusuf’u bizlere tanıtarak anlatıyor.

Ağabeyine bomba atan ve onu sakat bırakanlardan hesap sormak üzere askerliğini de Şırnak’ta bulunan aynı bölüğü isteyen, Yusuf hakikaten şehitlik aşkıyla yanan bir yiğit. Öyküde de anlatıldığı gibi şehitlerin Cennet’te baş köşede yerlerinin olacağını bilen dinine bağlı ve inanan Yusuf’lar sayesinde varlığımızı sürdürebildiğimiz de detaylı olarak anlatılmaktadır.

*     *     *

Ölüler Dirilirse öyküsü iki komşu ailenin Çorum’da etkili olan örf ve adetleri dikkate alarak sürdürdükleri yaşamlarını ve çocuklarının giderek artan aşklarını anlatıyor. Bu öykü içinde Hamamözü kaplıcası, hamamlardaki adetleri, erkeklerin evlenecekleri genç kızların nasıl olmasını istedikleri güzel bir anlatım ve o şiirle okuyucuya sunuluyor.

*     *     *

Gurbet öyküsü iki oğlu ve iki kızını büyütüp uzaklara gönderen Hatice Hanımın ve Hüseyin Ağa’nın yaşamlarını ve yalnızlıklarını anlatıyor. Yazar bu öyküsünde satır aralarında dünyanın koca bir yalan olduğunu, beş vakit namaz kılmanın, Fatiha ve Yasin okumanın yalnızlığı doldurduğunu ve Yüce Rabbimize yaklaştırdığını da anlatıyor.

*     *     *

Züğürt Ağa öyküsünde yazar, Çorum’da yaşayan feleğin çemberinden geçmiş, kabadayı, cömert, gençliğinde biraz efelik yapmış Züğürt Ağa ile ailesinin yaşantısı içinde arkadaşının kızı ile evli oğlunun ve eşinin gelinine karşı tasvip etmediği tutumlarını nasıl değiştirttiği, güzel bir anlatımla sunuluyor.

*     *     *

Ahde Vefa öyküsünde sinirli ve evlatlarına hayatı zor yapan bir baba ile onun ailesinde yaşanan olaylar ve sorunları çözen yatalak dedeye yedi sene “off” demeden bakan ona vefa borcunu ödedim diyen gelininin yaşamı anlatılmaktadır.

*     *     *

Kamil yazarın ilk öyküsü olup beklenmedik olayların etkisiyle istemeyerek bir miktar para çalan gencin duyduğu pişmanlığı ve onun tutulduğu verem hastalığı nedeniyle çok genç yaşta ölümünü hüzünlü bir şekilde açıklıyor.

*     *     *

Yağmur, Çoban Mehmet ve 48 Yıl Önceki Mektup başlıklı öyküler aşk ve sevginin hakim olduğu, insanın nefes almadan okuduğu güzel hatıralar ve anlatımlar olarak değerlendirilebilir.

*     *     *

Bu öyküleri dikkatlice okuduğumuzda yazar İsmet’in düşünce dünyasını ve yaşam felsefesini keşfedebilirsiniz. Çorum yaşamından ve bir noktada kendi yaşadıklarından faydalanarak öykülerini zenginleştirirken, kalkınmanın sağlanabilmesi için bir araya gelmelerini istediği İmam, Muhtar ve Öğretmen üçlüsünden beklediklerini, kendisi günlük yaşamında devamlı gerçekleştirmektedir.

Kitabın önsözünde Serpil Duran’ın “Çorum’da yaşayan bireylerin refahına biraz olsun katkı da bulunabilmek adına iyi olumlu her işte o var. Hangi taşı kaldırsanız o çıkıyor. Başarılı bir işadamı kimliğinin yanısıra toplumsal sorumluluk sahibi, hayırsever, çevreci, sanatcı, edebiyatcı kısaca çok duyarlı bir insan” cümlelerine ben de aynen katılıyorum.

Yazma alışkanlığının pek olmadığı toplumumuzda geç yaşlarda da olsa yazarlığa başlayan bu güzel insanı kutluyor, yazarlık hayatında ve genel de tüm hayatında başarılar ve mutluluklar diliyorum.

İstanbul