KIBRIS’DA REFERANDUM!

Şu anda Türkiye’ye geri uçmak üzere Barcelona havaalanında aktarma yapacağım uçağı bekliyorum. İki saate yaklaşan bu bekleme süresinde yarın (bugün) Kıbrıs’da yapılacak referandumla ilgili düşüncelerimii ortaya koyacağım.

*     *     *

Sizler belki son günlerde benden daha da çok bu konulardaki tartışmaları izlemek imkanına sahip oldunuz. Ben konuyu incelerken öncelikle Türkiye’de ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde halkın “Avrupa Birliği”ne (AB) girme konusunda ne düşündüğüne ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Kıbrıs sorununun çözümlenmesi ve Annan Planı’nın reddi Türkiye’nin KKTC’nin Avrupa Birliği’ne girmesini neredeyse imkansız hale sokacaktır. Ayrıca ülkelerimizi yalnızlığa itecektir. Halbuki haklarımızın büyük bir çoğunluğu AB’ye girmeyi istemektedir.

1963 yılında Yunanistan’la birlikte “Asosiye Üye” olan Türkiye yanlış politikalar ve liderlerin kararsızlığı nedeniyle bugüne kadar gerçekleşememiştir. Yunanistan’la yaklaşık aynı tarihlerde üye olan İspanya’da bu seyahatimde de izlediğim gelişmelerden ülkemiz üye olmadığı için faydalanamamıştır. Avrupa kapılarında vize dilenmekte ve bu ülkelerin giriş kapılarında layık olmadığı durumlarla karşılaşılmaktadır.

Ülkemizin muassır medeniyet seviyesine ulaşabilmesi için AB’ye girmemizin gerekliliğine, ileri sürülen bunlardan bazılarının hepimizi korkuttuğu sayısız karşı görüşlere rağmen inandığımı belirtmeyi isterim.

*     *     *

Karar verirken dikkate alınması gereken diğer önemli bir husus da Kıbrıs’ın elden gittiği konusudur.

1960’lı yıllarda Almanya’da Kıbrıs sorunu hakkında konferanslar vermiş ve bu konuda haklılığımızı ispat için 300 birinin üzerinde bildiri dağıtımını Türk işçileri ile birlikte Hannojer şehri ve civarında organize etmiş bir kimse olarak ben de “Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır” düşüncesine inandım. Ama ne yazık ki aradan geçen neredeyse elli yıla yakın bir zamanda dünyanın kabul edebileceği bir neticeye gidilemedi.

1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanıyan Türk Hükümeti’nin bir mensubu olarak, KKTC’nın 20 yıla yakın bir zamanda hiç bir ülke tarafından (dost bildiklerimiz de dahil) tanınmamış oluşu üzücü ve çok düşündürücüdür. Kıbrıs politikamızda yalnız kaldık…

Annan Planının her cümlesini tek tek okuma imkanım olmadı. Ben de sizin gibi sayın Denktaş’ın konferanslarını dinledim, TBMM’de yapılan açık oturumu izledim. ve basını yakınan takip ettim.

Gönül isterdi ki tüm konular bizim istediğimiz gibi neticelensin. Ama böyle müzakerelerde hep tek bir tarafın istediği gerçekleşmez. Güney Kıbrıs’ın Cumhurbaşkanı Papadopulos’un “Ben devlet teslim aldım. Şimdi bu devleti parçalayamam” mealinde cümlelerini ağlayarak halkına duyurması ve “Hayır” oyu vereceğini bildirmesi Rumlarında Annan Planı’ndan pek memnun olmadığını açık bir şekilde ortaya koymaktadır.

*     *     *

Herşeye rağmen bigüne kadar hep anlaşmazlık yaratan bir konumdan “Evet” oyu vererek onları hiç bir önşartsız AB’ya alan Avrupalılara ve tüm dünyaya Rumların hakiki yüzlerini dünyaya göstermeliyiz ve çözüm taraftarı olduğumuzu ispat etmeliyiz.

Görünen odur ki, Ruslar’ın Güvenlik Konseyi’ndeki Veto’su ve Güney Kıbrıs’lıların “Hayır”ı konunun hemen çözümünü mümkün kılmayacak. AB üyesi olacak Kıbrıslı Rumlar daha neler koparırız diye değişik oyunlar sergileyecekler.

Barcelona-Ispanya