50 CENT

Hannover’e geldiğim sabah, Havaalanı’ndan trenle şehrin merkezinde olan İstasyona geldim. Bavulumu ve çantamı koymak üzere birbirlerine zincirle bağlı ve 50 cent atınca serbest kalan bir el arabası aldım. Bunun üzerine eşyalarımı koyarak asansörle perondan aşağıya indim ve İstasyonda arkadaşım Günter’in beni alacağı yerde bekledim.

Kısa bir süre içinde gelen arkadaşımın arabasının bagajına eşyalarımı koyduktan sonra kendisini beklememek için, el arabasına yakındaki yerine yerine götürüp, zincire bağlayarak 50 centi almaktan vazgeçtim ve orada bıraktım.

Bunun üzerine arkadaşım beni uyardı ve el arabasını yerine götürüp 50 centimi almamı söyledi. Bu zaman kaybetmeyelim, 50 cent o kadar önemli değil dediğimde, “sen yapmazsan ben götürür yerine bağlarım ve 50 centi alır sana veririm dedi. Bunun üzerine arabayı yerine götürdüm ve 50 centi aldım.

Zamanında (1961 yılında) hemşehrimiz Vahit Terlemez’e iş vererek Almanya’ya gelmesini sağlayan Meyerhoff inşaat firmasının sahibinin oğlu olan arkadaşım Günter ekonomik bakımdan çok iyi imkanlara sahip olmasına rağmen el arabasına atılan 50 centin geri alınmadan içinde bırakılmasını kabullenemiyordu.

Bizde ise, zengin olmasa bile birçok kimse için 50 centin pek bir kıymeti yoktur. Halbuki ülke olarak, zamanın Başbakanı Süleyman Demirel’in dediği gibi 70 cente muhtaç olmuştuk.

Yetişen gençlerimize paranın kıymetini ve tasarrufun önemini anlatmak ve onları bu yönde eğitmek hepimizin görevi olmalıdır.

Hannover, Almanya