TÜRKİYE’NİN AB ÜYELİĞİ VE ALMANYA

Almanya’dan döndüğümden beri yoğun bir koşuşturma içindeyim. Çok sayıda faaliyete katıldım. Bunlardan üçü Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine giden yolda yabancıların ziyaretleri ve konuşmalarıyla ilgiliydi.

Salı günü İstanbul’da şubesi bulunan Alman Friedrich Ebert Vakfı’nın Tüsiad ve Türk-alman Vakfı ile birlikte Hyatt Otel’de tertiplediği “Avrupa Birliği ve Türkiye” başlıklı toplantıya Alman İçişleri Bakanı Otto Schily, Tüsiad Başkanı Ömer Sabancı ve Almanya’da faaliyet gösteren Türk-alman Vakfı Başkanı Vural Öğer konuşmacı olarak katıldılar.

Otto Schily yaptığı konuşmada, SPD partisinin (Sosyal Demokrat Parti) Vural Öğer’i Avrupa Parlamentosu seçimlerine aday olarak gösterdikleri için gurur duyduklarını ve kendisinin tüm özellikleri ile uygun bir aday olduğunu belirtti. AB’nin temelinin liberal demokrasiye dayandığını kültüre, dine ve tarihe dayanmadığını vurguladı. Avrupa Birliği’ne girişte, Kopenhagen kriterlerine ne kadar uyulduğuna bakıldığını söyledi. Kendi partisi SPD’nin Türkiye’ye üyelik müzakerelerine başlamak için kesin tarih verilmesine taraftar olduğunu ortaya koydu ve politik anlaşmalara uyulmalıdır dedi. Adenauer’den beri tüm Alman politikacılarında Türkiye’nin AB üyeliğinin gerçekleşmesi politikasını desteklediklerine dikkat çekti.

Sayın Vural Öğer ve Ömer Sabancı Türkiye’ye 2004 sonunda tarih verilmesinin gerekliliğini sağlam nedenlere dayandırarak açıkladılar.

*     *     *

Şu anda önümde Almanya’dan birlikte getirdiğim CSU’nun Bavyera (Alman Hıristiyan Sosyal Birlik Partisi) Avrupa Birliği seçimleriyle ilgili dağıttığı bir broşür var. Burada Partinin Başkanı Edmund Stoıber ise çok açık bir şekilde Türkiye’nin kültürel ve ekonomik bakımdan çok zorlayacağını vurguluyor.

Bu konuda İçişleri Bakanı Schily ise Hıristiyan Demokrat Partilerin demogoji yaptığını, Türkiye’nin AB üyeliğinin Avrupa seçimleri için bir propaganda konusu yapılmamasını ve bu parolayla seçim kazancı sağlamaya çalışmanın centilmence olmadığını söyledi.

*     *     *

Aynı dergide verilen bir grafikte 15 Avrupa Birliği ülkesinde 1992 ve 2003 yıllarında kişi başına düşen milli gelir mukayesesi yapılıyor. 1992’de 3. sırada yer alan Almanya 2003’de 11. sıraya düşmüş vaziyette.

Bu durum Hıristiyan Demokrat Partiler tarafından Türkiye’nin adaylığına karşı bir döküman olarak sunuluyor. Ekonomik durumları sarsılan Almanların, AB parlamentosu seçimlerinde bu partiye yönelmesine vesile olabilir.

AB’nin 15 üyesine yeni 10 üye daha katıldığını belirten partiler, Türkiye’nin üyeliğine karar vermeden önce bu ülkelerin getirdiği sorunların çözülmesi ve yükün üstlenilmesi gerektiğini vurguluyorlar.

*     *     *

Ben de aynı görüşte olduğum için bu yazıma Türkiye’ye tarih verilmesine taraftar olan Alman İçişleri Bakanı Schily’nin bir cümlesiyle son vermek istiyorum.

“Kesin üyelik uzun bir yol. Üyelik yürütülecek temaslarda başarı sağlanırsa gerçekleşir.”