İLGİ VE VEFA ÖRNEĞİ

13 Temmuz 2004 tarihli “DEĞERLİ OKUYUCULARIMIN DİKKATİNE” başlıklı ve içeriyi sizlerin bildiğiniz yazıma“ şimdilik yazılarıma ara veriyor, tatile çıkıyorum. Dönüşte yazılarıma devam edip etmeyeceğime karar vereceğim. Hoşçakalın şeklinde son vermiştim.

Sayın İsmet Çenesiz köşasinde yazdığı bir makale ile yaşanan protokol hatasını çok detaylı bir şekilde ortaya koyduğu gibi ilgilileri, “unutanı, unuturlar haseriniz olsun!” cümlesiyle ikaz ederken, önemli bir hakikati hatırda kalacak şekilde vurguladı…

Bugünün mevki sahiplerinin etrafında pervane olurken, hakiki dostları ve hizmeti geçenleri unutanların da, gelecekte bugünkü mevkilerinden ayrıldıklarında bu olayı ve bizlerin yaşadıklarımızı daha iyi hissedeceklerini düşünüyorum.

Değerli dost sayın Çenesiz benimle yaptığı bir telefon görüşmesinde özetle, “Bu gibi olaylardan etkilenme ve üzülme… Biz hem kalemimizle, hem de kalbimizle Çorum sevgisiyle doluyuz. Sel gider kum kalır… Yazılarına muhakkak devam etmelisin!” dedi.

Değerli Çorum’in damadı Selahattin Aydemir, kalemi yanında, sosyal ve siyasi faaliyetleriyle bir çok Çorumlu’dan daha çok Çorumlu. Bana hitap eden yazısındaki, “Sayın Ahmet Samsunlu hocamı Çorum’a gelmeden tanıdım. 80’li yıllarda İmar ve İskan Bakanı olunca gıyaben tanıdım. Çorum’a gelince Çekva’da tanıdım. Çorum için her etkinliğe katılan ve katılmaktan haz alan bir büyüğümüz. Onun yaşında nice hemşehrilerimiz var ki Çorum için yaptıkları hiç bir şey yok. Kendi özel dünyalarına çekilmişler, torunları ile kişisel mutluluklarını yaşıyorlar” cümlelerini, “Samsunlu Hocam adı fazla bilinen resmen protokolde zaten var olan bir insan. Bir çok hizmetleri  olduğu halde bakanlık yapmayanlar hepten unutulup gidecek mi?” sorusuyla açıyor ve “Sayın hocam tatil dönüşünüzde lütfen yazmaya devam edin. Siz, Tanrının size verdiklerini doğup büyüdüğünüz toprağın insanına vereceksiniz. Hatalar olabilir ama siz Çorum’dan kopamazsınız; Çorum’da sizden kopamaz” şeklinde bitiriyor.

Sevgili kardeşim Ümit Uzel, Merhaba gazetesindeki köşesinde benim yazımı ele alarak kendi yaşamından da benzer örnekler vererek “İnsanın kendisinin değil, iyi günlerinin dostları vardır” özdeşiyle sonraki herkesi uyarıyor ve düşünmeye sevk ediyor.

Kendisinin 22 yıl yöneticilik yaptığı Çorum Ticaret ve Sanayi Odası tarafından lütfen açılışa davet edildiği ve akşam yemeğine çağrılmadığı hususu bizim yaşadığımız protokol olayından daha üzücü. İstanbul’da katıldığım toplantılarda benzeri kuruluşların eski başkanı, değerli dostum eski bakan Dr. Şahap Kocatopçu’ya nasıl ilgi ve hürmet gösterdiklerini hep gıpta ile izlemişimdir. Biz Çorumlular neden benzeri bir tutumu sergileyemiyoruz? Birlik ve beraberlik içinde olamıyoruz?

Çekva ile ilgili olarak yazdığı konuları Ümit ile telefonda görüştüm. Bu konuları başka bir yazımda değerlendireceğim.

Ümit kardeşim yazısında Selahattin Aydemir, sana sesleniyor ‘Bırakma yazılarını’ diye. Ben de isteğe katılıyorum.” diyor.

Değerli hemşehrim ve meslektaşım sayın Turan Damar yazısında sosyolojik bir değerlendirme yapıyor. Bir tarihe kadar tarihe egemen olan toplumsal düşünce tarzı; toplum için üretmek, paylaşmak, yardımlaşmak v.s. gibi bir tarihten sonra değişerek bireysel düşünmeye dönüştü. Bu düşünce tarzı bir çok ahlaki değerleri erozyona uğrattı.” diyor ve “sizler toplum için düşünen, üreten, kalbi heyecanla bu duygularla atan kuşağın bireylerisiniz.” şeklinde cümlelerini bitiriyor.

Yazısının son kısmında sayın Turan Damar, sayın ağabeyim, hocam, meslektaşım sizin ÇORUM için daha çok şeyler yapacağınıza inanıyor ve bekliyoruz. Yazılarınıza devam etmenizi rica ediyorum. Toplum ne kadar tepki vermesede onu okuyan, istifade eden, gerektiğinde kullanan insanlar vardır.” şeklinde bana sesleniyor.

Sayın İsmet Çenesiz, sayın Selahattin Aydemir, sayın Ümit Uzel ve sayın Turan Damar yazmaya devam etmemin gerekliliği hususunda bana şevk verdiler. Kendilerine tekrar teşekkür ediyorum.

Esasen yazılarıma devam etmem gerekliliğini, muhtelif zamanlarda da bana köşemi zevkle okuduklarını bilgi dağarcıklarının genişlediğini ve hatta kesip sakladıklarını belirten ve bana duyuran okuyucularıma hürmeten de duyuyorum.

İstanbul