11 EYLÜL – 12 EYLÜL

11 Eylül, Amerika’nın önemli kentlerinden biri olan New York’da Dünya Ticaret Merkezi (ikiz kuleler) ve hükümetin başşehri Washington’daki Savunma Bakanlığı (Pentagon) bundan iki yıl önce uçaklar tarafından tecavüze uğradı ve bu şiddet (terör) eylemi yalnız Amerika’yı değil dünya düzenini etkiledi ve sarstı…

Şimdiye kadar kendi topraklarında hiçbir saldırıyla karşı karşıya kalmayan Amerika terörün ne demek olduğunu gördü ve halen Amerika terör kabusu içinde yaşıyor.

Amerika’da meydana gelen bu olay dünya düzeninin değişmesine ve Amerika’nın Birleşmiş Milletleri gereğinde dikkate almadan “Bush Doktrini”ni uygulamasına vesile oldu. Teröre karşı savaş başlatan Amerika Afganistan’ı ve Irak’ı işgal etti.

Bugün dünyada, Amerika’nın takındığı tavır tartışılmakta olup, bazı ülkeler Amerika’yı desteklerken bazıları da Amerika’ya karşı bir tavır içindedirler.

11 Eylül faciasından alınması gereken en önemli ders dünyada terörü yaratan nedenlerin alınacak önlemlerle azaltılması ve hatta yok edilmesidir.

*    *    *

12 Eylül, Türkiye’nin sağ ve sol çatışmaları içinde hiç bir iç harbe ve bölünmeye doğru sürüklenirken, Türk devletinin sonsuza kadar yaşaması ve korunması ile kendisini görevli gören Türk ordusu tarafından 1980 yılında devletin idaresine el konulduğu gündür.

Bugün üzerinden 20 yıldan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen bu olay halen tartışılmakta, bazıları 12 Eylül müdahalesini haklı bulurken, bazıları bu hareketi haksız bulmaktadırlar. Eğer Türkiye Cumhuriyeti bu badireyiyi aşabildi ve bölünmedi ise bu 12 Eylül 1980 müdahalesi sayesinde olmuştur. Aşırı uçların marjinal hareketlerin iktidarı ele geçirme umutları böylece söndürülmüştür. Bu müdahaleyle bazılarının söylediği gibi “balans ayarı” yapılarak tekrar demokrasiye dönülmesi sağlanmıştır.

12 Eylül olayından çıkarılması gereken en önemli ders ülkemizde bölünmelere, çatışmalara meydan verilmeden ülkemizin çağdaş medeniyetler içinde yer almasını sağlayacak şekilde demokratik bir idare ile yönetilmesi ve kalkındırılmasıdır.

*    *    *

Ben şahsen, dünya ülkeleri arasında ekonomik farklılıklar devam ettiği ve siyasi sorunlar çözülmediği müddetçe 11 Eylül’ün yarattığı yaraların kolay kolay kapanacağına inanmıyorum. Dünya nüfusunun yüzde19’u dünya ticaretinin yüzde 83’ünü sağlıyor ve 3 milyar insan iki dolar günlük gelirle yaşıyor… Filistin sorunu da 55 yıldan beri bir çözüme kavuşturulamadı…

Gençlik çağlarını demokrasinin en iyi uygulandığı Avrupa ülkelerinde geçirmiş birisi olarak demokrasinin en iyi idare sistemi olduğunu vurguluyor ve Türkiye’nin Avrupa Birliğinin tam üyesi olması yanında mureffeh ve çağdaş bir demokratik ülke olmasını istiyorum. Bölücü ve irticai faaliyetlerin ve terörün milli güvenliğimizi ve bütünlüğümüzü tehdit etmemesinin sağlanmasını istiyorum.

Ben şahsen ülkeyi idare edenlerden ve yönlendirenlerden beklediğim, devletin varlığını, bağımsızlığı, ülkenin bütünlüğünü ve bölünmezliğini toplumun huzur ve güvenliğini korumalarını ve ordumuzu 12 Eylül 1980’den önce olduğu gibi tekrar “Ordu-millet el ele” sloganıyla karşılaştırmamalarını bekliyorum.

İstanbul, 11 Eylül 2003