7. AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ

Avrasya Ekonomi Zirveleri, 1998 yılından beri İstanbul’da yapılmakta olup her yıl daha çok ülkenin ve kuruluşun katılımıyla başarıyla yürütülmektedir. Yedi ülkenin katılımıyla başladığı çalışmaların geçen hafta yapılan ve üç gün süren 7 incisinde 30 ülkenin iştirakiyle devam edilmiştir.

Ben de, başlangıcından bugüne kadar Türk Milletinin duygu ve düşüncelerinde yaşayan Orta Asya, Kafkaslar felsefesine hizmet ettiğine inandığım için bu toplantıları tertipleyen heyette yer aldım ve özellikle toplantılarım sonunda yayınlanan kitabın editörlüğünü üstlendim.

*     *     *

Avrasya ekonomi zirveleri Marmara Grubu Vakfı’nın başlangıç hedefi ve büyük Atatürk’ün Kafkaslar, Orta Asya konularındaki barış, istikrar, refaha birlikte işbirliği yaparak ulaşmayı hedefleyen paylaşımcı yüksek düşüncelerinin hayata geçirilme çamıymalarıdır.

Tamamıyla Türk işdünyasının destek ve sponsorluğuyla gerçekleşen Avrasya Ekonomi Zirveleri’nin bir misyonda mevcut potansiyeli aksiyona geçirmek katılanlar arasında köprü kurmak ve Türk işadamlarının bu ülkelerde yaptıkları işlerde önünü açmaktır. Aşağıda konularını açıklayacağım konular konferans salonunda büyük bir katılımla tartışılırken, ayrı salonlarda bu zirvede ilk defa KOBİEFOR camiasının desteğiyle Türk işadamlarının ve Türk KOBİ’lerinin katılımıyla ülke toplantıları yapılmış ve bu toplantılarda ilgili ülkelerin bakan ve katılımcıları ülkelerinin yatırım ve iş imkanlarını açıklamışlardır. Bu toplantılardan Azerbaycan ve Rusya Federasyonu’nun sunuşlarını ve daha sonra karşılıklı yapılan görüşmeleri ben de izledim ve başarılı geçtiğini gördüm.

*     *     *

Sayın Cumhurbaşkanımızın mesaj göndererek katıldığı Zirve’ye ülkemizden 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanı Hilmi Güler, Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, Sanayi ve Ticaret Bakanı Ali Coşkun, İçişleri Bakanı Abdulkadir Aksu ile iş alemini temsil eden başkanlar ve işadamları katıldılar. Yurtdışından Bulgaristan eski Cumhurbaşkanı Zhelyu Zheler yanında çok sayıda bakan, hükümet yetkilisi ve işadamı katıldı.

Zirve’de tartışılan konular ve alt başlıklar şunlardır;

Enerji Oturumu:

* AB, ABD ve Türkiye’nin enerji kaynaklarına ilişkin politikalarının değerlendirilmesi

* Avrasya’da konjektörel enerji politikalarının küresel ve bölgesel barış açısından değerlendirilmesi

* Artan talep ve petrol fiyatlarının önlenemeyen yükselişinin Avrasya ekonomilerinde büyümeye olan etkisinin değerlendirilmesi

* Gelecek senaryoları ışığında Avrasya’da enerji güvenliği ve yatırım fırsatlarının değerlendirilmesi

Ekonomi Oturumu

* Küreselleşme sürecinde Avrasya ekonomisine stratejik bakış

* Avrupa Birliği ekonomik trendleri açısından Avrasya ilişkileri

Stratejik Arayışlar Oturumu

* Küresel ve bölgesel olarak uluslararası terörle mücadelede gelinen noktadan geleceğe bakış

* NATO’nun doğuya doğru genişlemesi ve değişen NATO’nun yeni yüzü

* Avrasya’nın geleceğine ilişkin değerlendirmeler

* Avrasya ekonomisinde Çin gerçeği

*     *     *

Bu toplantı süresince bir defa daha Türkiye’nin ana hedef olarak koyduğu AB’ye girişten vazgeçmeden Avrasya ile ilişkilerini ve dostluklarını geliştirmesinin ne kadar önemli olduğu kanaatına vardım.

Öncelikle Balkanlar, Kafkasya ve Orta Asya devletleriyle her bakımdan birarada olmalıyız ve kucaklaşmalıyız.

Bu sene 10 milyar doların üzerinde ticari ilişkilerimiz olan Rusya ile küreselleşen dünyada dostluğumuzu ve ilişkilerimizi geliştirmeliyiz. Kalkınmada dev adımlar atan Çin’i gözardı edemeyiz. 2020’ye varmadan dünyanın en çok nüfusunu bünyesinde barındıran bir HindistanAvrasya’nın içinde yer almalıdır.

*     *     *

Bu toplantılarda Türk Cumhuriyetleri ile 90’lı yıllarda sağladığımız işbirliğini aynı hızda yürütemediğimizi ve hatta oralardaki etkimizin azaldığını ve bunun da yetkililerimizin ve biraz da politikacılarımızın Özal ve Demirel dönemlerinde olduğu gibi ilişkileri yürütememelerinden ve yürütemediklerinden kaynaklandığını üzülerek tesbit ettim.

Petrol ve doğalğaz dışında Türkiye ve Azerbaycan arasındaki dış ticaret ve yatırım göstergeleri bu durumu açıkça ortaya koymaktadır. 1996 yılında Azerbaycan’ın toplam dışticaret hacminde Türkiye’nin payı yüzde 29 iken, 2003 yılında yüzde 6’ya düşmüştür.

*     *     *

Can kardeşlerimizi, kan kardeşlerimizi unutmamamız gerektiğine inandığımı belirterek yazıma son vermeyi istiyorum.

İstanbul