CAMİLERİMİZ BÖYLE KULLANILMAMALI!

1957 yılında Hannover üniversitesi’nde yüksek tahsile başladığım günlerde tanıştığım ve halen Hamburg’da yaşayan sınıf arkadaşım Gerd Kroker ve eşi Katrin 22-26 Ekim tarihlerinde İstanbul’a geldiler.

Kendileri Türkiye’yi sık ziyaret ettiklerinden ülkemiz hakkında oldukça kapsamlı bilgiye de sahipler. Bu senede Eylül ayında Hattuşa’yı, Kapadokya’yı, Konya’yı ve Antalya’yı kapsayan bir gezi de yaptılar.

*     *     *

İstanbul’da bulundukları sürede eşimle birlikte ülkemizin örf ve adetlerini yakınen izleyebilmeleri ve yaşam tartızını görebilmeleri için gayret ettik.

Oldukça dindar bir aile oldukları için kendilerine Sultanahmet Meydanı’nda tertiplenen “Ramazan kutlama şenliği”ne gitmeyi teklif ettiğimizde çok memnun oldular.

Turist seyahat kitaplarında yer alan meşhur Sultanahmet  Köftecisi’nde yemeğimizi yedikten sonra şenlik bölgelsini gezdik ve daha sonra dışı ve içi çok güzel aydınlanmış Sultanahmet Camii’ni ziyaret ettik. Diğer kıpadan çıktığımızda kendimizi şadırvanın bulunduğu avluda bulduk.

Avluda açılan kitap fuarındaki satış yerleri yanında çok sayıda hediyelik eşya ile başörtüsü ve eşarp satan yerleri de bulunuyordu. Misafirlerimiz şaşkın bakışlarla bizlerle buraları gezdiler. Yine aynı avluda şadırvana yakın bir yerde çay satan bir çayhanede onlarla birlikte oturduk.

Hanımlar kendi aralarında sohbet ederken, arkadaşım Gerd birdenbire bana, “Siz atalarınızca inşa edilen bu Allah’ın evini neden bu kadar hor kullanıyorsunuz?” dedi ve devam etti, “Bu güzel yapıların, içini ve dışını neden böyle ticari faaliyetlere açarak yıpratıyorsunuz ve Yüce Allah’ın mekanını böyle uygun olmayan bir şekilde kullanıyorsunuz?”

Bu sorulara inanır mısınız ne cevap vereceğimi şaşırdım. Benim çocukluk dönemimde camilerde böyle şeylerin yapılmadığını, camilerin ibadet için kullanıldığını açıkladım. Nedense ve kim müsade ediyorsa son yıllarda giderek bu kutsal yerlerin ticari gayelerle kullanılmasına bir anlam vermenin mümkün olmadığını belirttim.

*     *     *

Geçen Cumartesi günü yaşlı kayınvalidemi de alarak tarihi Eyüp Sultan Camii’ne gittik. Hazreti Peygamberin bayraktarlığını yapan Eyüp El Ensari’nin türbesini ziyaret ettik, dualarımızı yaptık ve namazımızı kıldık.

Burada da cami avlusunda kurulan iftar çadırı ve televizyon programı hazırlığı dikkatimizi çektiği gibi çeşitli eşyeler satanların yanında simitci ve sucuların sayısı da çok fazlaydı.

*     *     *

Ecdadımızın bize miras bıraktıkları bu tarihi camilerimizi, yukarıda Sultanahmet ve Eyüp Sultan Camii örnekleri ile açıkladığım şekilde kullanmak doğru mu? Arkadaşımın sorularını kim cevaplandıracak?

Allah’a şükür Çorum’da rastlamama rağmen büyük şehirlerde ve bilhassa İstanbul’da son yıllarda alt katları işyerleri olarak inşa edilen camilere çok rastlanmaktadır. Bilmiyorum “Allah’ın evini” böyle de kullanmak doğru mu?

Bu yazımı, Devlet Bakanı Prof.Dr. Mehmet Aydın ve Diyanet İşleri Başkanı Prof.Dr. Ali Bardakçıoğlu’na göndereceğim. Bakalım ne cevap alacağım?