ZEHİR HAFİYE Mİ? VATANSEVER Mİ?

1978 yılında Çevreden sorumlu Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı iken kendisini tanıdığım ve o zamandan beri dostça ilişkilerimi sürdürdüğüm sayın Dr. Faruk Sükan’ı dün 84 yaşında kaybettik.

1921 yılında Konya’nın Karaman ilçesinde doğan sayın Sükan, İstanbul Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Paris’de tıp ihdisasını tamamladı. Bir sürede serbest çalışan ve bir dönemde Ereğli Belediye Başkanlığı da yapan Dr. Sükan, 1961 yılında Adalet Partisi’nden Konya Milletvekili olarak TBMM’ye girdi. Sağlık ve Sosyal Yardım ve İçişleri bakanlıklarında bulundu. 1969 seçimlerinden sonra Başbakan Süleyman Demirel ile yolunu ayırdı ve Demokratik Parti kurucuları arasında yer aldı. 1978 yılında kurulan Ecevit hükümetinde Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olarak bulundu. 12.Eylül.1980 tarihinde kapatılan TBMM’nin üyeleri arasında yer alan sayın Sükan, beş dönem TBMM’de görev yapmıştır.

Sayın Sükan’ı 1978 yılında Türkiye’de çevre sorunlarına sahip çıkmayı üstlendiği ve bir çevre teşkilatı kurma aşamasında İzmir’e geldiğinde tanıma imkanını buldum. Türkiye’nin muhtelif şehirlerini ziyaret ederek fikir alışverişinde bulunan Dr. Sükan’ın İzmir ziyaretinin ve yapılacak seminerin sorumluluğu İzmir Valisi rahmetli Necdet Galip’in başkanlığında çok sayıda kuruluşun temsilcilerinin katıldığı toplantıda Ege Üniversitesi, Mühendislik Fakültesi, Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı olarak bana verildi.

İzmir Sanayi Odası toplantı salonunda yapılan seminere bilim adamları yanında Ege Bölgesinde görevli valiler, kaymakamlar, belediye başkanları ile sanayiciler ve ilgi duyanlar katıldılar. Çok kısa zamanda hazırlanan bu seminere sunulan tebliğlerin kitabının basılmasını sağlamam ve seminer girişinde gelenlere verdirmem Başbakan Yardımcısı Sükan’ı çok etkilemişti. Bu nedenle, daha sonra kurulmasına karar verilen Çevre Müsteşarlığı ile ilgili çalışmalarda kendisi tarafından katkıda bulunmak üzere görevlendirildim.

Sayın Sükan’ın Çevre Müsteşarı olarak tayin ettiği eski valilerden Turgut Kılıçer ile birlikte Strasburg’da bulunan Avrupa Konseyi Mahalli İdareler Teşkilatı’nda  1978-79 yılında Türkiye Temsilcisi olarak görevlendirilmem bana duyduğu itimat neticesinde olmuştur.

Bir müddet sonra Müsteşar Kılıçer ile çalışmayı istemeyen sayın Sükan’ın bana yaptığı Müsteşarlık görevini üstlenmem teklifini o zaman doçentlikten Profesörlüğe geçme aşamasında olduğumdan ve akademik gelişmemi engelleyeceğinden kabul edemedim.

12 Eylül ihtilali ile aktif politik yaşamdan uzaklaşan Dr. Sükan’la ilişkilerimi dostça sürdürdüm. Onunla bu dönemde Tunus Caddesi’ndeki bürosunda arkadaşlarıyla birlikte Türkiye ve Türkiye’nin geleceği hakkında yaptıkları fikir alış verişini Ankara’ya gittiğimde zaman zaman dinleme fırsatım oldu. Bu arada sayın Sükan’ın yaptığı konuşmalar vatanını ve milletini çok seven fakat ülkede bazı şeylerin iyi gitmediğini gören bir devlet adamının değerlendirmeleriydi. İçişleri Bakanlığı döneminde milletvekillerinin odalarını aratmasından dolayı kendisine “Zehir Hafiye” lakabının takılması acaba basının bir azizliği mi? Hangi nedenle ve hangi şartlarda bu girişimin gerçekleştiğini konuyu tam bilmeden değerlendirmem zor. Sayın Sükan’ı yakınen tanıyan birisi olarak ben kendisini “vatansever” olarak değerlendiriyorum.

Sayın Dr. Faruk Sükan’a Allah’tan rahmet, ailesine başsağlığı dilerken ülkeye hizmet veren Dr. Sükan’ın canından çok sevdiği Türkiye’nin sonsuza kadar payıdar olması temennisiyle ve dualarımla yazıma son veriyorum.

İstanbul