GÖNÜL YARASI VE GÜNEYDOĞU’DAKİ TÖRE ANKETİ

Geçen hafta sonunda Şener Şen, Meltem Cumbul ve Timuçin Esen’in başrollerini oynadıkları “Gönül Yarası”  filmini izledim. Öğretmen rolünde Şener Şen gibi usta bir oyunca, filmin ilgi ile izlenmesinde en büyük başarıyı gösterirken, çocuk yaşta tecavüze uğrayan türkücü rolünde Meltem Cumbul ve türkücünün kocası rolünde idi. Timuçin Esen’de  filmin sürükleyici olmasına önemli bir katkı sağlıyorlardı.

Güneydoğu’da ve İstanbul’da geçen bu film izlerken, uzun zamandan beri sizlerin değerlendirmesine sunmayı istediğim ve masamın üzerinde duran “Güneydoğu’daki töre Anketi” sonuçları arasında bir ilişki olduğunu hissettim. Bu yazımda, size hem bu filmi tanıtacağım hem de anket hakkında bilgi vereceğim.

*     *     *

Bütün hayatını Anadolu’nun ücra köşelerinde öğrencilerine adamış, bunun uğranı karısından ve çocuklarından vazgeçmiş bir öğretmen: Nazım.

Hayatın tokatını yemiş, psikopat eski kocasının yanından Gaziantep’ten kaçıp kızıyla İstanbul’da bir pavyonda çalışmaya başlamış bir türkücü: Dünya

Eski karısı Dünya’ya marazi bir aşkla bağlı, gözü kara, sevdası için dünyayı yakacak kadar çılgın bir adam: Halil

Nazım öğretmenlikten emekli olduktan sonra İstanbul’a döner. Mahallesine, Sematya’ya. Emekli maaşı bağlanıncaya kadar geceleri en yakın dostu Takoz Atakan’ın taksisinde çalışmaktan başka çare bulamaz.

Bir gün müşteri olark Dünya’yı alır taksisine. İnsan sarrafı, yönetim cambazı Dünya, yüzüne baktığı zaman kızaran bu efendi insana güvenir Nazım, kadını her gece pavyona getirip götürüp başlar, ta ki Dünya’nın belalısı Halil pavyonu basana, ortalığı dağıtıp, eski karısının yaralanmasına neden oluncaya kadar!

Halil kaçar, yaralı, bitkin ve kimsesiz. Dünya olaylar yüzünden pavyondan kovulup kızıyla birlikte ortada kalır. Nazım biraz da mecburiyetten kadına kucak açar.

Yapayalnız bir kadın, Dünya; onu korumaya çalışan Nazım ve ne olursa olsun kadının peşini bırakmak istemeyen Halil…

Bu üç insanın hikayesi sonunda Halil’in, Dünya’yı ve daha sonra kendisini tabancasıyla vurması üzerine Nazım öğretmenin küçük kızı bir baba gibi sahiplenmesiyle biter…

*     *     *

Töre ve namus cinayetleri anketi

Filmde, onüç yaşında tecavüze uğradığını ve pavyonlara düştüğünü Dünya’nın anlatması, bana töre ve namus cinayetleri anketini hatırlattı.

Dicle Üniversitesi’nce Güneydoğu’da yaşayan 423 kişiyle yapılan bu ankete göre töreye karşı gelenlerin “mutlaka cezalandırılması gerektiği” fikrinin hakim olduğu belirlenmiştir. Anket sonucu bu görev babaya, kocaya ve ağabeye düşüyor…

Bu ankette sorulan sorulardan bazıları ve cevapları:

Namussuzluk ne demektir!

Kadının zina yapması   205 kişi

Kadının bekaretini

kaybetmesi        52 kişi

Dedikoduya yol açacak

davranışlar        18 kişi

Kadının açık gezmesi   5 kişi

Kadının dilinin uzun olması     5 kişi

Kadının açık olması      4 kişi

Ailesinin istemediğiyle

evlenmesi          2 kişi

İzinsiz dışarı çıkması    2 kişi

Eşini kaybeden Teyzesinin oğlu Ahmet’le aynı odada kocası tarafından yakalanan Nurdan cezalandırılmalı mı? sorusuna 354 kişi ‘evet’ cevabı vermiştir.

Peki bu ceza ne olmalı?

Öldürmeli          158 kişi

Boşanmalı         109 kişi

Eve kapamalı    32 kişi

İntihar etmesini sağlamalı         14 kişi

Zehirlemeli        8 kişi

Aç bırakmalı     5 kişi

Ahıra kilitlemeli            2 kişi

Burnunu kesmeli           2 kişi

Saçını kazımalı  2 kişi

Ailesine gönderilmeli    1 kişi

Cezasını kim vermeli?

Kocası   272 kişi

Hukuk   23 kişi

Ağabey  11 kişi

Şeriat     14 kişi

Herkes   4 kişi

Kendi vicdanı   3 kişi

Bir tarafta aile içi ve aile dışı tecavüze uğrayanlar ve onların toplumda yaşadıkları sorunlar ve kötü yola düşmeler, dışlanmalar… diğer tarafta töre ve töre icabı yapılanlar.

Avrupa Birliği yolunda olan Türkiye bu konularda neler yapılması gerektiğine bu filmde ortaya konulanlarla anketi değerlendirerek siz karar veriniz.

İstanbul