AVRUPA BİRLİĞİ İLE İLGİLİ AÇIKLAMALAR VE BİR TÜRK GENCİNİN FERYATLARI

Uzun bir süreden beri Avrupa Birliği ile ilgili yeni bir yazı yazamamıştım.Bu yazımda son günlerde yapılan olumsuz açıklamalar ile bir Türk gencinin 9.5.2003 tarihinde arkadaşlarına yazdığı ve onlardan biri tarafından o günlerde bana da iletilen bir e-posta haberini  birlikte sizlerin değerlendirmenize sunuyorum.

*    *    *

Bugün basında ;

‘’Lüksemburg Dışişleri Bakanı, AB Konseyi Başkanı Nicolas Schmidt Türkiye’den ülkenin katılım olgunluğuna erişmesi için daha fazla çaba göstermesini istedi. Schmidt Ankara’da bir Avrupa yorgunluğunun hakim olduğuna işaret etti.’’

Şeklinde bir haber yer aldı.

Esasen her gün basında bizim AB üyeliğimize karşı olan haberler yer alıyor.Bunları incelemeden önce gencin arkadaşlarına yazdığı mektuba bir göz atalım.

*    *    *

“Sevgili arkadaşlar,

Şu an Slovenya’nın çok güzel dağlık bir bölgesinde bulunuyorum… Çok fazla  internette kalamayacağım, ancak biraz olsun bazı gerçeklerden haber geçeyim dedim.

Biliyorsunuz Slovenya gelecek sene AB’nin bir üyesi olacak. AB ülkeleri ile sınırları kalkacak. Sorbonne Üniversitesinin, benim tez hocam liderliğinde düzenlediği ve benim de asistan olarak görev aldığım bu gezi zevkli geçiyor, geçmesine ancak Türkiye adına da üzüntü yaratıyor…..

Bu gezi, bir AB aşığı olan hocamın öğrencilerine “bakın ne güzel bir birlik yaratıyoruz, bize benzeyen, Batılı tüm diğer devletleri de içimize katıyoruz, sınırları yıktık, büyüdükce, büyüyoruz, bunun değerini bilin gezisi” diye tanımladığı bir gezi…

Aradan kalkacak sınırları tanıtmak için de sürekli İtalyan ve Avusturya sınır kentlerine girip çıkıyoruz. Otobüste 3 Amerikalı, 34 Fransız, bir Çek, bir İspanyol lisans öğrencisi ve asistan olarak da benim yanımda bir başka Sloven ve bir Fransız doktora öğrencisi var…

Hepsinden daha fazla dili ben konuşuyorum, hepsinden hemen hemen daha eğitimliyim, hepsinden daha fazla uluslararası tecrübem var ancak her Slovenya’dan İtalya ve Avusturya’ya girip, çıkışımızda otobüste bir Türk olduğunu öğrenenen  Sloven polisi bile beni hemen aşağı çağırıyor ve otobüs bir 15-20 dk  bekliyor… Bu benim dışımda otobüsteki kimse- AB üyesi olmayan ABD’liler ve Çek- için geçerli de olmuyor… ki Fransa’da oturma iznim  ve babam ve annemden dolayı yeşil pasaportum olmasına rağmen…

Bu olaydan dolayı öğrenciler bile bana bir garip bakmaya başladılar… Hocalarının dediğine göre de nasıl olsa ben kaka ülkelerden birinden geliyorum, hocanın asistanı olarak, onlara bilgiler verebilirim, konuşma yapabilirim ancak ne de olsa Türk’üm ve tabii ki sınırda araştıracaklar beni…

Biz, bu duruma gelecek ne yaptık, neler yaptık arkadaşlar.?

Avrupa çok büyük  bir şato oluşturuyor, yakında tüm Balkan ülkelerini de içine katacak… ve Slovenya gibi Avrupalı olmaktan pek bir gurur duyacak o yeni ülkeler bile bize aynı muameleleri yapacak…

Kültürel bağlarımız olan, yakın zamana kadar donuna kadar neredeyse herşeyini gelip, bizden temin eden Balkan ülkeleri bile bize yüksekten bakacak… (Bu ülkelerin bizden daha çalışkan ve zeki olduklarını da kabul etmiyorum….Tıpkı Kıbrıs  Rum tarafına olduğu gibi AB’ne uyum sağlasınlar diye özellikle Slovenya ve Hırvatistan olmak üzere tüm Balkan ülkelerine akan Avrupa parası çarpıcı…4 sene önce de Slovenya’ya gelmiştim… Şimdiki ile arasında çok büyük farklar var…Otobanlar yapılmış, binalar yenilenmiş…)

Peki biz ne yapacağız, tüm bu maskaralıklara göz mü yumacağız? AB’nin pesinden koşup, sonra da tüm şartlarını kabul etmiş, sömürge ülkelerinden daha beter, onursuz bir şekilde AB’ye ne pahasına olursa olsun girmek mi amacımız ,yoksa başka alternatif geliştiriyor muyuz? Alternatif geliştirmediğimiz sürece de ülkemizin birazcık batısına çıktığımız her an cüzzamlı muamelesi görmeyi kabul ediyor muyuz ?

Kendimizi kurtarmaya çalışmak yetmiyor arkadaşlar… Dünyanın neresine gidersek gidelim Türk kalacağımıza göre… ayaklar altına düşen milli gururumuz için birşeyler yapmalıyız artık!

Sevgiler.’’

*    *    *

Bu mektubu yazan genci tanımadığım ve kendisine tekrar ulaşamayacağım için AB’ye aday ülke olarak kabulümüzden sonra ne düşündüğünü bilemiyorum.

AB ülkelerinde atılan atımlar ve açıklamalar sizler gibi beni de düşündürüyor. Daha önceki bir yazımda kullandığım bir başlıkda olduğu gibi, “Evlenme ihtimali olmayan bir nişanlılık mı?’’ diye soruyorum.

Bütün istenenleri yerine getirsek bile bizi almıyabilirler düşüncesi , AB’ye girmeye taraftar olmama rağmen zaman zaman beni de etkiliyor…