BAYRAMIN SÖNMEYEN NURU

Kurban Bayramı’nın 1. günü İstanbul Şehzadebaşı’nda, 1776 yılında dünyaya geldi. Yine bir Kurban Bayramı’nın 1. günü, 1846 yılında, kutsal topraklarda Mekke yakınlarında Mina’da Allah’a kavuştu.

Bu talihli zat kimdir?

Eserleri ile Türk Milleti’nin gönlünde ölümsüzleşen ve sönmeyen bir nûr olarak kalan besteci, klasik üslubun son ve önemli temsilcisi Hammamizade İsmail Dede Efendi’dir.

Babası Şehzadebaşı’ndaki Acemoğlu hamamını işlettiği için İsmail Efendi, Hammamizade adıyla tanınmıştır. Ancak günümüzde çoğu zaman Dede Efendi diye anılmaktadır.

Beşyüzden fazla eser besteleyen, yedisi Mevlevi âyini olmak üzere her formdan ikiyüzaltmışsekiz eseri günümüze kadar ulaşabilen Dede Efendi için, Ender Ergün yönetimindeki Kültür ve Turizm Bakanlığı İstanbul Devlet Klasik Türk Müziği Korosu tarafından “Bayramın Sönmeyen Nuru” “DEDE EFENDİ ANMA KONSERİ” 4 Ocak 2006 tarihinde, İstanbul’da Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda tertiplendi.

Koro ve solist Münip Utandı tarafından seslendirilen ve saz sanatçıları tarafından icra edilen her biri birer şaheser olan ve günümüzde de halen güncelliğini koruyan;

-Zülfündedir benim baht-ı siyahım

-Bir gonca gemin yaresi vardır ciğerimde

-Aşkınla ben ey nâzenin

-Ben seni sevdim seveli kaynayıp coştum

-Halimi bir kerre takrir eylesem sultanıma

-Yine bir gül nihâl aldı bu gönlümü

gibi eserleriyle Dede Efendi yad edildi.

*       *       *

İstanbul’da doğdu. İlk mektep sıralarındayken Uncuzade Mehmet Emin Efendi’den ilk musiki derslerini aldı. Daha sonra Yenikapı Mevlevihanesi’ne devam ederek Ali Nutki Dede’nin talebesi oldu. 1798’de “çile”sini tamamlayıp “Dede” unvanını aldı. Mevlevihanelerden yetişmiş bestekârların en önde gelenlerindendir.

İlk eserlerinden itibaren büyük bir şöhret kazandı. Sultan III. Selim’in dikkatini çekerek adım attığı Osmanlı Sarayı’nda musikinin merkez şahsiyetlerinden biri haline geldi. Ön bir göreve ait olan “Musahib-i Şehriyari” unvanını kazandı. Bir efsane haline gelmesindeki en büyük etken, bilinen hemen hemen bütün formları (Batı müziğinin etkisindeki Yine bir gülnihal…gibi) kullanarak toplumun her kesimine yönelik eserler bestelemesi kadar, Sultan III. Selim’in sanat için sağladığı büyük imkanlardır.

Sultan II. Mahmut döneminde de büyük bir bestekâr kabul edilen Dede Efendi, öğrencileri ile gittiği hac yolculuğundan geri dönemedi. Hicaz’da hacı olduktan sonra o yıl bölgede etkili olan bir kolera salgınında hastalanarak Mina’da vefat etti. Kabrinin, Hazreti Hatice’nin ayak ucunda olduğu bilinmektedir.

*       *       *

Dede Efendi, yaşamında dört Osmanlı padişahı ile birlikte olmuştur. Sanatının gelişmesine yardımcı olan III. Selim,  döneminde Türk müziğine çok değer vermiş, besteciliğinin yanında tamburi, neyzen ve şair bir padişahtır. 1808’de III. Selim’in tahttan indirilerek öldürülmesi, Dede Efendi’yi çok etkilemiştir. IV. Mustafa’nın bir yıllık padişahlığı döneminde müzik toplantılarına son verilmesi nedeniyle saraydan uzaklaşmıştır.

  1. Mahmud’un siyasal karışıklığı gidermesinden sonra yeniden saraya alınmıştır. Önce Musahib-i Şehriyari, sonra Sermüezzin olduğu bu yıllar, sanat yaşamının en parlak, en verimli dönemi olmuştur.

İsmail Dede, Abdülmecid zamanında da saraydaki yerini korumuştur. 1839’da bestelediği Ferahfeza Ayini’nden sonra bestecilik yaşamında görece bir durgunluk göze çarpmaktadır. Kendi sözleri, davranışları gözönüne alınırsa, Abdülmecid sarayını çok yadırgamıştır. Saraydaki havanın birdenbire “alafrangalaşması”, Batı müziği zevkiyle yetişen yeni padişah zamanında Türk müziğinin saraydaki varlığını eskiden farklı olarak ancak resmi bir ilgiyle sürdürür hale gelmesi, Dede’nin bu çevreden uzaklaşmasına yolaçmıştır. Padişah’tan izin isteyip Hac’a gitmiştir.

*       *       *

Dede Efendi gibi, Hac’da kalanları ve Hac yolunda ölenleri rahmetle anarak yazıma son verirken, bu kutsal görevi yerine getirmeyi Allah hepimize nasip eylesin diyerek, mübarek Kurban Bayramınızı kutluyorum.

İstanbul, 5 Ocak 2006

(ÇORUM HABER’in notu: Bayram süresince gazetemiz çıkmadığı için Sayın Samsunlu’nun yazısı bugüne kalmıştır.)