KURTLAR VADİSİ IRAK VE GECE YARISI EKSPRESİ

İstanbul’da kar yağmaya devam ediyor. Ben de evden çıkmıyorum. Birikmiş işlerimi bitirirken, kara rağmen kapıcımız tarafından getirilen gazeteleri okuyorum. Ülkemizi ilgilendiren o kadar çok haber var ki! İç politikayı ilgilendiren haberleri bir tarafa bırakırsak;

– Peygamberimiz Muhammet’e hakaret eden karikatürler,

– Trabzon’da Rahip Andrea Santoro’nun öldürülmesi,

– İran’ın nükleer girişimleri,

– Hamas’ın seçim galibiyetinin Filistin-İsrail ilişkilerine etkisi,

– Enerji sorunumuz ve doğal gaz bağımlılığımız,

– AB ve komşularımızla ilişkilerimiz..

gibi benzeri haberler üzerinde tek tek durulması ve irdelenmesi gerekir. İnşallah önümüzdeki günlerde, bu konuları sizler için değerlendirme imkanını bulurum.

*    *    *

Bugünkü yazımda gazetelerin tümünde yer alan “Kurtlar Vadisi Irak” filmini görmeden bu yayınlardan faydalanarak bir değerlendirme yapmayı istiyorum. Ben televizyonda yayınlanan “Kurtlar Vadisi” dizisini izlemedim. Bu bakımdan sinema filmine de gitmeyi pek düşünmüyordum. Üç günde 1 milyon aşkın insanın seyretmesinden ziyade yurtdışında ve bilhassa ABD’de yarattığı yankı nedeniyle havalar düzelir düzelmez filmi ben de izleyeceğim.

*    *    *

ABD askerlerinin 4 Temmuz 2003’te karargahlar bastığı Türk askerlerinin başına çuval geçirmesiyle doğan krizde yola çıkılarak çekilen filmin ana konusunun, ABD askerlerinin Türk askerlerini tutukladığı Süleymaniye baskını intikamının Türkler tarafından alınması olduğu ve filmin tamamında çok güçlü bir anti-Amerikancılığın hakim olduğu basında yer alıyor.

*    *    *

1980 yılında Londra’da gördüğüm ve filmin sonunda yabancı olsam böyle tanıtılan bir ülkeye (Türkiye) gitmem diye değerlendirdiğim ve hakkında bir köşe yazısı yazdığım “Gece Yarısı Ekspresi” filminin çevrilmesine ve yıllarca ülkemizin aşağılanmasına ABD yetkilileri seyirci kaldılar, engellemediler ve yapacağımız birşey yok dediler.

Bu tutumlarını, Amerikan Fox televizyonu’nda gösterilen “24” adlı dizide Türkleri terörist olarak göstermeleri üzerine konuyu ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice’a ileten Dışişleri Bakanımız Abdullah Gül, Türk aleyhtarlığının engellenmesini istediğinde, Rice’nin yanıtı, “Film ve dizilerle ilgili şikayetinizi çok iyi anlıyoruz.. Bu konuda Bush yönetimi de mağdur. Ancak, bu filmlerin çoğu Hollywood yapımı. Hollywood üzerinde etkimiz olamıyor. Olsaydı Michael Moore’un ‘Fahrenheit 9/11’ (Bush aleyhinde bir film) filmini engellerdik” şeklinde oldu.

*    *    *

Biz Türkler kendimize yapılanları genelde çok çabuk unutan bir milletiz. Bugüne kadar, başka ülkelere, kırılsak da onlar hakkında bir film yapmadık. Belki de bugüne kadar teknik ve maddi imkanlarımız bu yoldaki girişimleri engelledi.

*    *    *

“Kurtlar Vadisi Irak” filminin yurtdışındaki yankıları sürüyor.

Amerikan Time dergisi, filmi değerlendirdi ve Polat Alemdar’ı Türk Rambosu olarak niteleyerek, Türkiye ve ABD’nin geleneksel müttefikler olduklarını, ancak Irak savaşının başlangıcından beri ilişkilerde sıkıntılar yaşandığını, o zamandan beri Türkiye’de yoğun ABD karşıtlığı olduğunu yazdı.

İngiltere’de yayınlanan The Daily Telegraph gazetesi, filmin yapımcılarının, senaryonun tamamen hayal ürünü olduğu ve ABD’ye yönelik gerçek suçlamalar içermediği yolunda ısrarlı açıklamalarına rağmen, film boyunca izleyicinin hoşlanabileceği tek bir Amerikalı karakterin görülmediğini ve film izleyen bir Ankaralı seyircinin “Bugün Amerikalılardan her zamankinden çok nefret ettim” sözleriyle filmin etkisini ortaya koyduğu yorumunda bulundu.

Fransa Basın Ajansı (AFP), “Türk filmi, ülkenin onurunu temizlemek için kurgusal Amerikan askeri kanı döküyor” başlıklı bir haber yayınladı.

*    *    *

Filmde Amerikan karşıtlığının kışkırtıldığı yolundaki iddialar, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e sorulduğunda, Gül, Kurtlar Vadisi Irak’ın Hollywood’da çekilen filmlere göre “hiçbir şey olmadığını” vurgulayarak, filmi savundu. Ayrıca, “Amerika ve Avrupa’da bu tür filmleri kendileri de çok yapıyor. Bütün bu çalışmalarda, ülkelerin birbirleriyle olan ilişkilerini, güvenlerini bozucu olmamak lazımdır” dedi.

Gül, filmin Irak’ta yaşanan “çuval geçirme” olayına bir tepki olup olmadığı sorusuna, “Bu filmdir, senaryodur. Senaryolar hayali olur, bazen belli olaylara atıfta bulunurlar. Önemli olan neticede toplumlar, ülkeler arasında düşmanlık tohumlarının atılmamasıdır” karşılığını verdi.

*    *    *

Herşeye rağmen, bu yazımın sonunda, “Gece Yarısı Ekspresi” filminin bende yarattığı üzüntü ve burukluğu, “Kurtlar Vadisi Irak” filmi Amerikalılar üzerinde yaratırsa, onlara bundan böyle bizim “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır” deyişimizin içeriğini öğrenerek hareket etmelerini öneririm.

İstanbul, 8.Şubat.2006