TÜRK-ERMENİ SEMPOZYUMUN DEĞERLENDİRİLMESİ -II-

20- Ara Sarafian (Mavi Kitabın yayıncısı): İngilizlerin bir menfi propaganda aracı olarak kullandığı Mavi Kitabın yayıncısı olarak söz alan Sarafian, bu kitaba göre Ermenilere soykırım yapılmıştır dedi. Ancak gösterilen tepkiler üzerine Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’nun, bir proje yaparak, nerelerde Ermenilere katliam yapıldığını ve nerelerde Ermenilere ait bir toplu mezar varmış, hem Ermenilerin ve hem de Türklerin kayıplarını beraber araştıralım teklifini, Sarafian kabul etti.

21- Em. B.Elçi Şükrü Elekdağ (CHP Mv.): Bütün gerçekler, Toynbee tarafından yazılan Mavi Kitabın başarılı bir propaganda faaliyeti olduğu kadar, başarılı bir sahtecilik örneği ve kandırmaca olduğunu gösteriyor. 159 belge ve raporun olduğu kitabın ABD li misyonerler tarafından yazıldığını, bu misyonerlerin belgelerinin de Osmanlı karşıtı olduğunu anlatarak, 52 belge  ve raporun Ermeni miltanlarca yazıldığının sonradan ortaya çıktığını, 7 belge ve raporun da Osmanlıyla çarpışan Taşnak partisince düzenlendiğini, 32 belgenin ise tamamen kod adları belirtilen kişilere dayandırıldığını açıkladı. Ermenilerin elinde sadece Mavi Kitap kaldı, bu son kaledir ve bu son kale de düşmek üzeredir dedi.

Ermeni meselesinin siyasi, tarihi ve hukuki boyutu olduğunu ve ona göre incelenmesi gerektiğini önerdi.

22- Em. B.Elçi. Ömer Engin Lutem (TURKISHFORUM Danışma Kurulu Üyesi):  ABD deki Diaspora Ermenilerinin Türklerden nefret ettiğini belirterek, bu nefret, Türk-Ermeni barışı önündeki en büyük psikolojik engeldir dedi. Ermeni sorununun 1920 de bittiğini, tehcire uğrayan birinci kuşak ermenilerin Türklere kırgın olduğunu, ancak nefret etmediğini söyledi. Tehcirle ilgisi olmayan ikinci ve üçüncü kuşak Ermeniler, Türklerden nefret ediyor. Bu nefret bir ırkçı nefrettir dedi. Esasen Ermeni sorununun, 24 Nisan 1965 te Erivanda düzenlenen 50. yıl gösterilerinde ortaya çıktığını düşünüyorum dedi.

23- Doç.Dr. Jeremy Salt (Bilkent Ü.): Hafızalara yerleşen bir fikrin sonradan ortadan kaldırılmasının çok zor olduğunu, Ermeni soykırımı fikrinin de buna örnek olabileceğini söyledi. Anadolu’da yaşananların ve halkın çektiği acıların hiçbir kitapta yer almadığını anlatarak, I. Dünya savaşında dünyanın değişik ülkelerinde savaşta ölenlerin sayısı verilirken, Osmanlı Devletinde ölenlerin sayısı konusunda batıda bir referansa rastlamadığını dile getirdi.

24- Doç. Dr. Sedat Laçiner (U.S.A.K. Bşk.) : Dünyadaki Ermenilerin %’75 inin Ermenistan’da yaşamadığını ve ülkede yaşayanların sayısının da 2,5 milyon olduğuna dikkat çekerek, Türk-Ermeni ilişkileri denilince Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkileri değil, diaspora ile Türkiye arasındaki ilişkilerin ele alınması gerektiğini savundu. Aslında Ermeni sorunu, bir diaspora sorunudur dedi.

25- Em. B.Elçi. Dr. Bilal Şimşir : 1973 yılından başlayan suikastler sonucu 39 adet Türk diplomatı ve aile yakınları öldürülmüştür. 4 kıtada sistematik olarak 20 yıl süren saldırılar oldu. Bu vahşetin dünya diplomasi tarihinde bir eşi daha yoktur. Katilleri bugün Ermenistan’da yaşıyorlar ve öldüklerinde de kahraman olarak anılacaklardır. En fazla diplomatlarımızın öldüğü 2 ülke vardır. Bunlar Fransa ve Avusturyadır. Şimdi bu iki ülke AB’ye girme girişimimizi de engellemektedir dedi.

26- Süleyman Beyoğlu: Tehcir yargılamaları konusunda bilgi verdi ve Genel Kurmay belgelerine göre 480.000 kişinin tehcire tabi tutulduğunu, bu sırada suç işleyenlerin 3 kişiden oluşan bir heyetle araştırıldığını, yargıya bu yolla 1673 kişinin sevkedildiğini söyledi.

27- Feridun Ata: 5.02.1918’de başlayan tehcir yargılamalarında, tehcirden dönen Ermenilerin de şahit olarak dinlendiğini açıkladı.

28- Doç. Dr. Sadi Çaycı (ASAM): Soykırım hukuku ve Ermeni tehcirine uygulanabilirliği konusunda bilgi verdi ve işlendiği tarihte yürürlükteki ceza yasalarına göre suç sayılmayan olaylar için kişiler yargılanamaz dedi.

Üstelik Türklere, önce soykırımı itiraf et sonra gerisini konuşalım demek, olaylara engizasyon mantığı ile yaklaşmak demektir dedi.

29- Neslihan Verda Akün: Uluslararası hukuk ve Türk hukukunda Soykırım başlıklı konuşmasında, Soykırım suçunun 1946-1948 yılları arasında inşaa edilen sözleşmeye taraf olan ülkeler için geçerli olduğunu, II. Dünya savaş suçlularının da soykırım yasası ile mahkum edilmediklerini vurguladı. Lahey’e gitmek için her iki grubun hukuki uyuşmazlığının olması gerektiğini oysa olayın Ermenilerce tamamen siyasi bir uyuşmazlık olarak algılandığını belirtti.

30- Prof. Dr. İsrael Charny (Kudüs Hebrew Ü.): Türk ermeni ilişkilerinde Tarihi sorunların Psikolojik Yorumları konusunda konuşarak, bence silahsız ve savunmasız herhangi bir grup öldürlürse bu soykırımdır dedi. İsrail’in,  Sina savaşının başladığı gün sokağa çıkma yasağı ilan edildiğini bilmeyen ve evlerine dönen 49 silahsız ve savunmasız Arap grubunun, İsrail askerlerince öldürülmesi olayı bir soykırımdır diye tanımlama yaptı.

Peace in the country: Türkler ve Ermeniler uygulamalı,

Peace in the world: Bunu da tüm dünya uygulamalıdır dedi.

Her tatışmaya açık olalım ama çok kolay olmadığını söyledi.

31- Dr. F. Sevinç Göral (ASAM): Türk Ermeni meselesinin psikolojik dinamikleri: Mağduriyet Psikolojisi ve Büyük Grup Kimliği konusunda konuşma yaptı. Ermeniler, mağduriyet psikolojisinden yararlanmaktadır, zihinsel anavatandan uzaklaştırılma tanımı ile Ermeniler arasında güçlü bir ortak kimlik kuruluyor dedi. Diaspora, Ermeni grup kimliğinin canlı tutulması için seçilmiş travmanın nesiller arasında taşınmasını sağlıyor. Böylece tehciri yaşamamış olmalarına rağmen 2. ve 3. kuşak ermeniler, 1. kuşağa göre daha çok Türk düşmanı oluyorlar şeklinde açıklama yaptı.

(SÜRECEK)