ORHAN ALDIKAÇTI VE 1982 ANAYASASI

Geçen hafta içinde, 82 yaşında kaybettiğimiz Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı ile 1981 yılında, onun istanbul, benim Çorum üyesi olarak seçildiğimiz Danışma Meclisi’nde tanıştım.

Samsunlu bir tüccar ailenin oğlu olan sayın Aldıkaçtı’nın babası ile babamın tanışıklığı ve ikimizin de üniversite öğretim üyesi olmamız, aramızda sıcak bir ilişkinin doğmasını sağladı. Ben kendisini sevecen, dostluğuna güvenilen bir ağabey olarak gördüm.

*     *     *

Sayın Aldıkaçtı ilkokulu Samsun’da, orta ve lise öğrenimini İstanbul Galatasaray Lisesi’nde bitirdikten sonra, 1948’de İsviçre-Lozan Üniversitesi Siyasal Bilgiler Okulunu ve Hukuk Fakültesini bitirdi. Doktorasını yaptı. 1956’da İstanbul Hukuk Fakültesi’ne asistan olarak girdi. 1968 yılında profesör ve 1969’da dekan oldu. 1972’de Kıbrıs’ta genişletilmiş toplumlararası görüşmelerde Türkiye’yi temsil etti. 1973’de Lahey Daimi Hakem Mahkemesi üyeliğine seçildi. 1981-1983 yılları arasında Danışma Meclisi üyeliği yaptı. Bu esnada Anayasa Komisyonu Başkanlığı görevini üstlendi. Danışma Meclisi’nde 1981-1983 yılları arasında görev yapan Prof. Aldıkaçtı, bu görevin bitiminden sonra İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültsi’ndeki kadrosuna geri döndü. Bir dönem daha Hukuk Fakültesi’nin dekanlığını yapan sayın Aldıkaçtı, yaş haddinden emekli olduktan sonra İstanbul’da bulunan ve bir vakıf üniversitesi olan Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyeliğini sürdürdü.

*     *     *

1980 yılına doğru şiddetini giderek artıran sağ-sol çatışması her gün çok sayıda gencin ölmesine sebep olduğu gibi, Maraş ve Çorum’da meydana gelen olaylar ve benzerleri ülkemizi bir iç harbe doğru sürüklüyordu.

Ankara’da, Türkiye Büyük Millet Meclisi süresi dolan ve Çankaya’dan ayrılan sayın Fahri Korutürk’ün yerine aylarca birisini seçemiyordu. Milletvekilleri Ajda Pekkan, Zeki Müren ve Bülent Ersoy’a oy vererek hem kendilerini gülünç duruma düşürüyor hem de halka bu ortamda demokratik yollarla bir aydınlığa kavuşulmayacağını düşündürüyorlardı.

Böyle bir ortamda ülkede büyük bir çoğunluk tek çıkış yolunun, kendisine güven duyduğu Atatürk’ün kurduğu Ordu’nun idareye el koyması olduğunu düşünüyordu. Nitekim, Ordu 12 Eylül 1980 sabahı yönetime el koyduğunda halkın ve basının büyük desteğinin yanlarında olduğunu memnuniyetle gördü.

*     *     *

Ülkede düzeni sağladıktan sonra yeni bir Anayasa hazırlanacağını ve bunun halk tarafından kabulünden sonra da en kısa zamandaseçime gidileceğini Türk ordusu adına Konsey Başkanı Kenan Evren tarafından yapılan ilk konuşmada Türk Milleti’ne duyuruldu.

Bülent Ulusu’nun Başbakanlığı’nda kurulan hükümet, ülkede kaybolan düzeni sağlayıp, idareyi başarılı bir şekilde yürütürken ordumuz da sağ ve sol çatışmalarını sona erdirdi ve sükuneti sağladı.

15 Ekim 1981 tarihinde Danışma Meclisi üyeleri açıklandı ve 23 Ekim’de seçilen üyeler TBMM çatısı altında çalışmaya başladılar. Kısa bir müddet sonra komisyon üyelerinin seçimi tamamlandı.

*     *     *

Başkanlığına sayın Aldıkaçtı’nın seçildiği Anayasa Komisyonu, yaptığı yoğun çalışmalardan sonra Anayasa taslağını 1982 yazında tamamlıyarak Danışma Meclisi Başkanlığına sundu. Meclis’te görüşülen ve bazı değişikliklerle kabul edilen taslak Kurucu Meclis’in diğer kanadı olan Konsey’de görüşüldü ve orada da bazı değişiklikler yapılarak kabul edildi.

Bu Anayasa’nın hazırlanmasında (1970-1980 yılları arasında ülkede meydana gelen olayların önemli tesiri olmuştur. Ülkenin bir defa daha aynı badireleri yaşamaması için Türk Devleti’nin devamlılığını sağlayacak hususlara önem ve ağırlık verilmiştir.

*     *     *

Mimarlığını sayın Aldıkaçtı’nın yaptığı 1982 Anayasası o günün şartları içinde ülkeyi korumak gayesiyle hazırlanmıştır. Aynı durum 1924 ve 1960 Anayasaları için de geçerlidir.

Aradan geçen zaman içerisinde o günlerde yaşadıklarımızı unutanlar veya o dönemi farklı yorumlayanlar 1982 Anayasası’nı devamlı tenkit etmektedirler. Bu tenkiti yapanlar arasında parti başkanları ve milletvekilleri başta gelmektedir.

Aradan 25 yıl geçmiş olmasına rağmen değiştirmeyenlerin tenkit hakları olduğuna inanmıyorum.

*     *     *

Ülkemizin sonsuza kadar refah ve mutluluk içinde yaşaması için büyük bir mücadele veren değerli bilim adamı Prof. Orhan Aldıkaçtı’ya şahsım ve takdir edenler adanı teşekkür ediyor ve Allah’tan rahmet diliyorum.

İstanbul, 28.Mayıs.2006

NOT:

Rahmetli eşim Kadriye’nin amcasının oğlu Mehmet Seydim’in vefat ettiğini biraz önce büyük bir üzüntü ile öğrendim. Kendisine Allah’tan rahmet, kederli ailesine başsağlığı diliyorum.