ERMENİSTAN VE YUNANİSTAN’DAKİ ANADOLU!

Ece Temelkuran’ın Milliyet Gazetesi’nde altı tam sahife olarak yayınlanan “En uzak komşu Ermenistan” başlıklı ilgimi çeken yazısını okudum.

Esas anlatmak istediğim konuya geçmeden önce bu yayında üzerinde önemli durulması gereken hususu açıklamaya çalışacağım. Bizler Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sözüne uyarak Misak-ı Milli hudutlar içinde kalan vatanımızda mutlu yaşamayı tercih etmiş isek de, sizlerin de bildiğiniz gibi komşularımızın ülkemiz toprakları üzerinde gözleri vardır.

*   *   *

Ermenistan da durumun farklı olmadığı bu yayında açık bir şekilde görülmektedir. Bizim Ağrı, onların Ararat dedikleri dağ, kendilerine ait hissediyorlar.

Sayın Temelkuran’ın “Hayatta kalışa dair bir ibadet Ararat’a bakmak onlar için” cümlesi çok dikkat çekici…

Bununla kalmıyorlar ülkemizin doğusuna yer alan geniş bir alanı “Batı Ermenistan” olarak tanımlıyorlar. Anayasalarında bugünkü Ermenistan ile onların tanımladıkları Batı Ermenistan ile bütünleşmesinin sağlanacağı yönünde cümleler yer alıyor.

Lütfen, bu hususlara önem veriniz. Evlatlarınız gelecekte nelerle karşılaşabileceklerini biliniz…

*   *   *

Şimdi yazımın başlığı ile ilgili hususları açıklamayı istiyorum.

Ece Temelkuran, Ermenistan’da dolaşırken “Yeni Malatya”, “Yeni Sivas”, “Yeni İzmir” gibi yerleşim isimleri ile karşılaştığını belirtiyor.

Ben de, Yunanistan’a yaptığım gezilerde benzeri durumlarla karşılaşmıştım. Yunanistan’da “Yeni Mudanya”, “Yeni Bandırma”, “Yeni İzmir” gibi yerleşim isimleri ile karşılaşmıştım. Bu yerleşimle Lozan Barış Antlaşması sonucu gerçekleştirilen mübadele ile Anadolu’dan gelenler için kurulduğunu bana anlatmışlardı.

Eminim ki, Ermenistan’da rastlanan bu yerleşimlerde Osmanlı Devleti’ne karşı takındıkları düşman tutum nedeniyle Anadolu’yu terk eden veya terk etmek zorunda kalan Ermenilerce kurulmuş olsa gerek…

*   *   *

Bu noktada, Balkanlardan, Kafkasyadan Anadolu’ya göç eden milyonlarca Türk ve diğer müslümanlar neden geldikleri yörelerin isimleriyle yeni yerleşimler kurmamışlar?

Neden “Yeni Preveze”, “Yeni Filibe”, “Yeni Ahıska” isimlerini yeni yerleştikleri yere vermemişler. Hatta gelecek nesillere hatırlatmak için en azından mahallelere bu isimleri vermemişler?

Bunun öncelikle “Yurtta sulh ve cihanda sulh” prensibine uyulmak istenmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. Bu kurulan Türkiye Cumhuriyeti komşulara karşı olabilecek tavırlardan kaçınmıştır.

Ayrıca, Türk Milleti her zaman hoşgörülü olmuş ve komşularına inanmıştır.

Bizim bu insancıl tutumumuza karşı, komşularımız yerleşim yerlerine bu isimleri vererek dün takındıkları tavırlarını bugün de sürdürmektedirler.

Heyhat!

İstanbul, 9.Haziran.2006