MEDENİYETLER  İTTİFAKI GİRİŞİMİ ve ORTADOĞU

Türkiye’nin İspanya ile birlikte eşbaşkanlığını yaptığı ve BM’nin desteklediği Medeniyetler İttifakı Girişiminin,”Medeniyetler İttifakı Üst Düzey Grubu” toplantısı Kasım ayında İstanbul’da yapıldı. Bu girişim, “medeniyetlerin çatışması” tehlikesinden söz edildiği bir dönemde, “medeniyetler arasında birlik” sağlamayı amaçlıyor

El Kaide örgütünün Madrid’de, Mart 2004’te gerçekleştirdiği terör saldırısından sonra İspanya Başbakanı Zapatero’nın önerisi ve Türkiye’nin katılımıyla Medeniyetler İttifakı Girişimi nihai şeklini almıştır.

Aralarında hümanist rahip Desmond Tuttu, reformist Ayetullah Hatemi, felsefeci Mehmet Aydın gibi bütün dinlerden ve kıtalardan 20 saygın, aklı başında, sağduyulu, bilge kişilerin bulunduğu bu “Üst Düzey Grup” tarafından  çok önemli bir rapor hazırlanmıştır.

*     *     *

Medeniyet İttifakı denince hemen akla Amerikalı stratejist Huntington’un ”Medeniyetler Çatışması” tezi akla gelmektedir. Bu tez dünyada geçerliliği bakımından uzun süreden beri tartışılmaktadır. Son yıllardaki gelişmeler Huntington’un” tezini doğrulayan olguların artığını, yanlışlayan olguların ise azaldığını göstermektedir…

Medeniyetlerin birbirleri ile çatışması arzulanmaması gerekirken her geçen gün İslam ve Batı dünyaları arasında çatışmalar artmaktadır.Bugün, “Terör” deyince de dünyada birinci sırada Müslümanların İslam adına yaptığı terör akla gelmektedir.

İslam dünyasının birer parçası olan Ermenistan’ın işgal ettiği Karabağ (Azeri toprakları), Irak, Filistin, Afganistan’da ve daha nice ülkede halen çatışmalar, işgal ve ölüm kol gezmektedir. Sanki gizli bir güç Batı ve İslam dünyasını hızlı bir çatışmanın içine çekmek istemektedir. Hatta, III.Dünya Harbi’nin Batı ile İslam arasında gerçekleşeceği konusunda senaryolar üretilmektedir.

*     *     *

Medeniyetler arasındaki gerilimin kaynağında dinsel ve kültürel farklılık değil siyasetin yattığını bildiren Girişim, “İsrail-Filistin meselesi, Batılı ve Müslüman toplumlar arasındaki ayrılığın başlıca sembolü haline gelmiş olup uluslararası istikrara yönelik en büyük tehditlerden biridir.” diyerek özellikle Filistin sorununa dikkat çekmekte ve Orta Doğu’daki sorunların çözümünün aciliyetini vurgulamaktadır.

Bana göre de bu önemli bir adımdır.Tarafların yıllar içinde verdiği can kayıplarıyla büyük bir nefret ve öfke kaynağına dönüşen İsrail- Filistin sorununun hakkaniyetli bir şekilde çözümü  hem kanayan bir yarayı kurutacak hem de Orta Doğu’ya huzur getirecektir. Bu gelişme ülkemiz için de faydalı olacaktır.

Raporda, özellikle Ortadoğu’daki çeşitli sorunlar çözümlenmedikçe, medeniyetler arasında yakınlaşmanın  hayal olduğu da ayrıca belirtilmiştir. “Akil adamlar”ın tavsiyelerinden biri bu sorunların çözümü için harekete geçilmesidir.

*     *     *

Yazıma dünyada ve Orta Doğu’da barışın hakim olmasını temenni ederek son verirken BM Genel  Sekreteri’nin bu toplantıda yaptığı konuşmadan bir alıntı sunmayı istiyorum.

“Medeniyetler arasında köprüler kuran bu raporun duyurulması için kıtalar arasında köprü kuran bu kentten daha iyi bir yer düşünülemezdi” diyen Annan, “Osmanlı’nın başarılı olmasının sebebi de, yalnızca orduları değil, aynı zamanda İslam sanat ve teknolojisinin Yahudi ve Hıristiyan katkılarıyla gelişmiş olmasıyla meydana gelen bir fikirler imparatorluğu olabilmesiydi.

Günümüzde ise dünyanın pek çok yerinde Müslümanlar Batı’yı kendi ekonomik menfaatleri ve siyasi iradelerine tehdit olarak görüyor. Batı da İslam’ı bir ‘aşırı uç ve şiddet dini’ olarak niteliyor. Oysa burada sorun ne Kuran, ne İncil, ne Tevrat. Sorun hiçbir zaman inanç değildir; inananlar ve onların birbirine nasıl davrandıklarıdır.” şeklinde önemli bir açıklama yaptı

Annan’ın , ayrıca Türklerin yüzyıllardır Avrupa ve Asya ile İslam ve Batı arasındaki sınırları yönlendirdiğini ifade eden  sözleri beni gururlandırdı.

İstanbul, 22 Kasım 2006