AVRUPA BİRLİĞİ’NİN ALMANYA’SINDA REHİNLE YAŞAYANLAR!

Eşimle birlikte beş günlük özel bir gezi için Çek Cumhuriyeti’nin başşehri Prag’a gittim.Prag ile ilgili yazılarıma geçmeden önce, orada iken bir Alman televizyonundan izlediğim ve çok önemli bulduğum bir program hakkında sizlere bilgi vermeyi ve bir değerlendirme yapmayı istiyorum.

Programın konusu çok zengin olduğunu bildiğimiz ve düşündüğümüz Almanya’nın genelde bilinmeyen diger bir yüzünü ortaya koyuyordu.Program da dar durumda olan insanların sıkıntıları kendileri tarafından anlatılıyor, birlikte getirdikleri eşyalarını rehin vererek nasıl sıkıntılarının giderdikleri ve para temin ettikleri açıklanıyor ve yıllardan beri rehincilik yapan dükkan sahibi hanımım ve yardımcısının görüşleri ortaya konuyordu.

*     *     *

Girmek istediğimiz AB ülkelerineden en zenginleri arasında bulunan bu ülkede, insanlar akıl almaz sıkıntı içinde yaşıyorlar.

Özellikle 1970-1990 arasında bilindiği gibi Almanya altın çağını yaşadı.O yıllardan sonra çok şeyler değişti…

Rusya’nın çökmesi ile Doğu Almanya ile birleşen Batı Almanya, bugün Almanya olarak bildiğimiz ve başşehri Berlin olan ülkeyi oluşturdu. Geri kalmış ve alt yapısı Batı Almanya ile mukayese edilemeyecek ülkenin Doğusunu kendi seviyesine getirmek ve aynı sosyal haklara kavuşturmak için büyük masraflar yaptılar ve para ayırdılar.Bu nedenle bugün yaşlanan Almanya çeşitli sorunlarla boğuşmaktadır.

Bu arada para birimi mark’tan avroya değiştirilirken, kur değerlerini dikkate alınarak herşeyin yarı yarıya ucuzlaması gerekirken, fiyat listelerinde mark yerine avro yazıldı ve böylece herşey iki misli pahalı hale geldi.

Bütün bunlar Almanya’da bilhassa alt gelir grubunda yaşamlarını sürdürenleri çok olumsuz etkiledi.Bilhassa emekliler zor geçinir duruma düştüler. Belki de bu nedenle çok sayıda Alman ucuz olduğu için Türkiye’de yaşamayı tercih etti.

*     *     *

Program da, çok sayıda Alman’ın değer ihtiva eden mallarını rehinciye getirip para aldıkları gösterildi.Bu yola başvuran yanlız yaşlılar değildi. Sorunu olan diğer insanlar da vardı.

Bunlardan birisi, bir firma da çalışan ve firma adına yaşlı hastalara bakan bir genç hemşirenin maaşını alamadığından  nişan yüzüğünü ve saatini bırakarak 29 avro alması ve bu arada yeni bir iş yeri bularak aldığı para ile rehinciye birkaç hafta sonra gelerek bıraktıklarını aldığı geniş bir şekilde gösterildi ve tartışıldı.

Bir diğeri ise, bir inşaat firması sahibi, içine düştüğü zorluğu aşmak ve çalışanlarına maaş ödeyebilmek için koleksiyonunu yaptığı pırlantılı saatlerini rehin olarak getirmesiydi. Televizyonda görünmek istemeyen bu kişi ise, 150.000 avro değerindeki saatleri karşılığı 55.000 avro alarak sıkıntılarını kısmen gideriyordu.

*     *     *

Burada benim üzerinde durmak istediğm önemli konu bizi aralarına almak içinbinlerce şart koşanların hergeçen gün giderek artan daha nice sorunlarıyaşayacağının bu program bir göstergesi olduğunu ortaya koymaktır.

İzlediğim bu program,daha önceki yazılarımda bizi 2020 ve hatta 2025 daaralarına belki alacaklarını belirttiğim Avrupa Birliği ülkelerinin, oyıllarda durumlarının daha da bozulabileceğinin ip uçlarını vermektedir.

Yunanlıların ve Rumların oyununa gelen Avrupa Birliği’nin,  ülkemizle ilgili son olumsuz kararlarını dikkate alınca benim gibi hoşgörülü birine yakışmıyacak kızgınlık deryasına düşüyorum ve istememe rağmen daha da kötüolsunlar desem mi diyorum!

İstanbul,19.Aralık.2006