LOBİLER TARAFINDAN KÖŞEYE SIKIŞTIRILMAK İSTENEN TÜRKİYE ! (2)

Türkiye’nin, yurtdışında örgütlenmiş ”LOBİ”lerce köşeye sıkıştırılmak istendiği ile ilgili yazıma bugün devam etmeyi istiyorum.

Ülkemizi lobi faaliyetleri ile Avrupa’da ve öncelikle Amerika’da etkileyenlerin önemlileri, ”RUM”,”ERMENİ” ve ”YAHUDİ” lobileridir. Son yıllarda Kürtler de lobicilik faaliyetleri yürütmektedirler.

Rum lobisi ”Yunanistan”ı, Ermeni lobisi “Ermenistan”ı ve Yahudi lobisi de ”İsrail”i desteklemektedir.Bu lobiler  tüm çalışmalarını yürütürken Anavatanları ile dirsek teması içinde bulunmakta ve birlikte hareket etmektedirler..

Yeni yeni gelişen Kürt lobisi ise Büyük Kürdistan’ı kurmak için çalışmaktadırlar.

Bu lobilerin ülkemizi etkileyen faaliyetlerinden bazılarını sizlerin değerlendirmenize aşağıda sunmayı istiyorum.

*     *     *

RUM LOBİSİ

Birinci Cihan Harbinden sonra Anadolu’yu ”Büyük Yunanistan”ı yaratmak için işgal eden Rumlar,İstiklal Harbindeki hezimetlerini ve Anadolu’dan mübadelelerini unutamıyorlar.Kurulduğu 1821 yılından beri devamlı topraklarını genişleten ve 1974 yılında bir oldu bitti ile Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamaya çalışan Rumlar orada yaşayan Türklerin yardımına koşan Türkiye’nin bu tutumunu bir türlü kabul edemiyorlar…

Bu çıkarma üzerine Amerika’daki Rum lobileri 1974 yılında Türkiye’ye ”ambargo” konulmasına öncülük ettiler. Uzun yıllar Türkiye bu ambargonun etkisini hissetti.Rum lobisi halen öncelikle  Amerika’da ve tüm dünyada Türkiye aleyhine olan tüm hareketleri ve lobileri desteklemektedir.

Bu arada Rum lobisini destekleyen Yunanistan’ın tutumuna ait bazı örnekler de vermeyi istiyorum.Birlikte müracat etmeyerek bizim Avrupa trenini kaçırdığımız dönemde yani  1981 yılında Avrupa Birliği’ne üye olan Yunanistan AB’de bizim lehimize olan bir çok kararın çıkmasını engellemiştir.Çıkarılabilen bazı kararlar ise genellikle tavizler verilerek sağlanmıştır.

Yunanistan, uluslararası hukuk ilkeleri ve iyi komşuluk ilişkilerine bağdaşmaz bir şekilde Türkiye’de on binlerce masum insanın ölümünden sorumlu olan terör örgütü militanlarının ülkesine girişine izin vermiş, onlara “maaşlı ilticacı” hakkı tanıyarak, bu teröristlerin barınma, gıda, vb. lojistik ihtiyaçlarını karşılamış, böylece bu kişilerin Türkiye’ye karşı yapacakları kontrol ve yönlendirme imkanına kavuşmuştur.Hepinizin bildiği kaçış öyküsünden sonra Abdullah Öcalan,Yunanistan’ın Kenya Büyükelçiliğinde 1-16 Şubat 1999 tarihleri arasında saklanmıştır. Ayrıca, 16 Şubat 1999 tarihinde, Türk güvenlik güçleri tarafından düzenlenen başarılı bir operasyon sonucunda Kenya’da ele geçirilen teröristbaşı, Yunanistan’ın terör örgütüne her türlü yardımda bulunduğunu itiraf etmiştir.

Yunanistan ve Güney Kıbrıs, AB ile ilişkilerin gelişmesini ve AB ile üyelik görüşmelerinin devamını limanlarımızın  Kıbrıs’a açılmasına bağlanmasını sağladılar.Ve böylece Kıbrıs sorununu AB sorunu haline getirdiler.

ERMENİ LOBİSİ

“Ermeni sorunu”nun, ortaya çıkmasında tarihte Rusya başta olmak üzere, Fransa ve İngiltere gibi devletlerin azımsanmayacak faaliyetlerinin etkili olduğu bilinmekle beraber, sorunun farklı bir boyuta ulaşması ve derinleşmesinde esas katkıyı Amerika Birleşik Devletleri sağlamıştır.

19. yüzyılın başlarında Osmanlı coğrafyasında Ermenilere yönelik özel bir ilgi sergileyen Amerikalılar açtıkları okullar ve misyonerlik faaliyetleri ile onları etkilemiş ve Ermeni isyanlarını yönlendiren Ermeni militanlarının yetişmesine ortam hazırlamışlardır. 19. yüzyıl boyunca Amerika’ya yapılan göçler ile de  Amerika’da Türkiye karşıtı bir Ermeni topluluğu oluşmaya başlamıştır.

Ermeni topluluğunun desteği ile ilk olarak 3 Aralık 1894 yılında ABD Kongresi’ne sunulan Ermeni tasarıları ve/veya Ermeni sorunu görüşmeleri, çeşitli zaman aralıklarında, dünyadaki çeşitli siyasi gelişmeler çerçevesinde zaman zaman sekteye uğramış veya uykuya yatırılmış olsa da konu, 1984 yılından itibaren düzenli olarak ABD Kongresi’nde yeniden işlenmeye başlamış ve genellikle başkanların Türkiye ile olan stratejik işbirliğine önem vermeleri nedeniyle engellenmiştir..

2007’de Kongre’nin Temsilciler Meclisi kanadında 1990’lı yıllardan beri Ermeni lobisinin fanatik savunucularından olan Nancy Pelossi başkanlığındaki Demokratların çoğunluğu sağlaması Amerika’daki Ermeniler icin yeni bir dönemin başlangıcı olarak degerlendirilmiştir. Ermeni lobisi bu fırsatı ve Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkilerin pek sıcak olmadığı fırsatını kullanarak bu yıl ”Sözde Soykırımı” Ermeni Tasarısını Temsilciler Meclisi’nden geçirmeye çalışmaktadırlar.

ABD Temsilciler Meclisi’nde görüşülecek olan sözde Ermeni soykırımı yasa tasarısının Ermeni lobisinin gayreti ile şu ana kadar 38 eyalette kabul edildiğini ve Amerika’daki bazı eyaletlerde ders kitaplarına dahi girdiğini belirtmeliyim.

Ermeni lobisi öncelikle Fransa’da ve daha  bir çok ülkede  sözde  ”soykırım”ı tanıma yolunda kanun çıkarılmasını sağlamışlardır.

Ermenistan ile sıkı işbirliğinde olan  Ermeni diasporasının Ermenistan’daki siyasette ve parlamento seçimlerine doğrudan etkili olabilmesini sağlayacak çifte vatandaşlık yasa tasarısının Ermenistan Parlamentosunca çıkarılması yakın işbirliğinin bir göstergesi olarak kabul edilmelidir.

YAHUDİ LOBİSİ

Amerika’da en çok etkili olan bu lobi Türklerin geçmişte ve bilhassa İspanya’yı dini nedenlerle 1492 yılında terk etmek durumunda kaldıklarında Osmanlı devletinin Yahudilere gösterdiği yakınlığı unutmamakta ve Türkiye lehine lobicilik yapmaktadırlar.

Bu lobi ile ilişkilerin iyi gitmesinin Türkiye’nin Orta Doğu  ve İsrail politikasına bağlı olduğu da bilinmektedir.  Türkiye’nin İsrail ile ilişkilerini yeterli bulmayan bazı Yahudi kuruluşlarının nadiren diğer lobilerle işbirliği yaptığı duyulmaktadır.

TÜRK LOBİSİ

Dünya’da etkili bir Türk lobisi olduğu söylenemez.Bunun ana nedeni Türklerin,Osmanlı devletinin omurgasını oluşturan topluluk olarak 1960’lı yıllara kadar yurt dışına  göç etmemesinden  kaynaklanmaktadır.Ayrıca yurt dışında yaşayan Türkler arasında sıkı bir birlik ve beraberlik yoktur.Dini birlik ise mezhep ve tarikat farklılıkları nedeniyle pek sağlanamamaktadır.Devletimizin de lobiciliğin gelişmesi için büyük gayret içinde olduğu söylenemez.

Almanya’da bulunduğum sürede Türk Talebe Cemiyeti Başkanlığı da dahil bir çok görevler üstlendim. Lobicilik olarak tanımlanacak  faaliyetlerimizi genellikle kendi imkanlarımızla yürüttüğümüzü hatırlıyorum.Aradan geçen zaman esnasında Avrupa’da sayıları 5 milyona  yaklaşan Türklerin yine kendi gayretleri ile yavaş yavaş etkili olmaya ve yaşadıkları ülkelerin  meclislerinde yer almaya başladıkları görülmektedir.     Nitekim bugünlerde onlar arasından meclislere seçilenler, Türk Hükümeti’nin daveti üzerine Ankara’da bulunmaktadırlar.

Amerika’da yaşayan Türk topluluğu bu lobileri örnek alarak kendi aralarında birleşerek faaliyet göstermeye çalışıyorsa da sayılarının ve maddi güçlerinin az oluşu nedeniyle yeteri kadar etkili olamamaktadırlar.

Bu arada,Türk ve Azeri diasporasının biraraya gelerek bulundukları ülkelerde Ermeni diasporası tarafından yasalaştırılmaya çalışılan Ermeni soykırımı tasarılarına karşı mücadele verdiklerini de belirtmek gerekir.

*     *     *

Değerli okuyucularım;

Belki Anadolu’nun ortasında yaşayan siz hemşehrilerimin günlük yaşamında bu lobilerin büyük tesiri görülmeyebilir ama ülkemizin geleceğinde büyük etkileri olduğu göz ardı edilmemelidir.

Lozan Antlaşmasını bir türlü kabullenemeyen lobilere karşı duyarlı ve hazırlıklı olmalıyız.Bunun için bu lobilerin hedeflerini iyi bilmemiz ve öğrenmemiz gerektiği düşüncesindeyim.

İstanbul, 25 Şubat 2007