10.AVRASYA EKONOMİ ZİRVESİ VE TERÖRLE MÜCADELE ÖZEL TEMSİLCİSİ BAŞER’İN AÇIKLAMALARI

Bir önceki yazımda, bu toplantının kapanış oturumunda “ORTADOĞU’DA BARIŞ, IRAK’IN GÜVENLİĞİ VE ENERJİ SORUNU” konusunun ele alındığını duyurmuştum.

Türkiye’nin Terörle Mücadele Özel Temsilcisi Emekli Orgeneral Edip Başer’in yaptığı “IRAK KONUSUNDA BİR DEĞERLENDİRME” başlıklı konuşması bilhassa yabancı katılımcılar tarafından dikkatle takip edildi. Konuşmadan önemli gördüğüm bazı kısımları dağıtılan metinden faydalanarak aşağıda değerlendirmenize sunuyorum.

*    *    *

* Irak’ta beşinci yılına girmekte olan savaş sadece Irak’ın mevcut altyapısını, siyasi, sosyal ve ekonomik düzenini tahrip etmekle kalmamış, ülke nüfusunu teşkil eden etnik ve mezhepsel gruplar arasında yarattığı kin, nefret ve düşmanlık dolu uçurumla aslında Irak’ın görülebilen geleceğini de büyük bir belirsizlik içine sürüklemiştir. Bu süreç bugün hala devam etmektedir.

* Bu yıkımın etkilerinin sadece Irak’ın toprakları ile sınırlı kalacağını düşünmek büyük bir hata olacaktır. Zira, bu trajedinin olumsuz etkileri, tüm bölgede ve daha az ölçüde olmak üzere tüm dünyada kendisini uzunca bir süre hissettireceğe benzemektedir.

* Bölünme noktasındaki Irak’a daha uzun süre huzur ve barışın gelemeyeceğini gösteren güçlü işaretler mevcuttur.

* İşgal güçlerinin ülkeyi terketmesinin ardından tekrar şiddetlenmesi olası Şii-Sünni çatışmalarında, Arap ülkelerinin olup bitenleri seyretmekle yetinecekleri şüphelidir. Sonuç olarak işgal sonrası Irak’ın Sünni Arap ülkeleri ile Şii İran’ın bilek güreşine sahne olabileceğini söylemek de gerçekçi bir varsayımdır.

* Olayların Kuzey Irak’ta, ülkenin geri kalan bölgelerine göre oldukça farklı bir şekilde geliştiğini biliyoruz. Bu bölge savaşın ve iç çatışmaların yıkımından uzak kalmanın avantajını kullanarak ekonomik gelişimini hızla sürdürmektedir. Altyapısını süratle tamamlama yolundaki bu bölge, petrol ve özellikle Habur kapısından yapmakta olduğu ticaretin gelirleri ile refah düzeyini hızla artırmaktadır.

* Bu bölge yönetiminin komşularına güvenlik tehdidi teşkil eden bir terör örgütünü açıkça desteklemesine karşın, bölge komşularının devam eden hoşgörüsünden de büyük ölçüde yararlandığı gözardı edilmemelidir.

* Kuzey Irak’taki Kürt unsurların, bağımsız bir devlet haline gelme amacına yönelik niyet ve çabaları ve bir terör örgütünü her şekilde desteklemekte ısrarları, bölgede huzur ve güvenliğin uzun süre için mümkün olmayacağının diğer bir göstergesidir. Bu durum ise hiç kuşkusuz Türkiye için öncelikli ve çok önemli bir dış politika ve güvenlik sorunu teşkil etmekte, Irak için ise işlerin daha da karmaşık hale gelebileceğinin habercisi niteliğini taşımaktadır.

* Irak hükümetinin topraklarından komşu ülkelere saldırılar düzenleyen terör örgütlerini gözardı eden veya “Bu konuda elimden bir şey gelmiyor” diye sızlanan bir devlet konumundan süratle çıkarması gerekmektedir.

* Öte yandan ABD’nin ve koalisyon ortaklarının Kuzey Irak’ta yuvalanmış olup bu bölgedeki bazı gruplarca desteklenen ve sınıra çok yakın bölgelerdeki kamplarında hazırlık yaparak komşu ülkelerin topraklarında terör eylemleri gerçekleştiren PKK terör örgütünü görmezden gelmeleri de terörle mücadeleye ilişkin söylemlerine ve bu konudaki inandırıcılıklarına ciddi bir şekilde gölge düşürmektedir.

* Her ne gerekçe ile olursa olsun, bugün hakim otorite konumunda oldukları bu toprakların bir terör örgütünce kullanılmasını engellemek için hiçbir önlem almamaları, Türk halkı tarafından bir bakıma o terör örgütünü desteklemek şeklinde algılanmaktadır.

* Ayrıca, terör örgütünü açıkça destekleyen bir bölgesel yönetimin yanında yeralması, ABD’nin terörle mücadele söylemlerindeki ciddiyeti tartışılır hale getirmektedir. Elli yıllık dostu ve müttefiki olarak Amerikalı dostlarından bu noktaya dikkatle bakarak gerekeni yapmalarını istemek Türkiye’nin hakkıdır sanıyorum.

*    *    *

Evet, Türkiye Irak politikasında nereden nereye geldi? Elli yıllık dost ve müttefikimiz Amerika’nın tutumu ibretle değerlendirilmelidir.

İstanbul, 11 Mayıs 2007