ALMANYA’DA YENİ GÖÇ YASASI ve TÜRKLERE ETKİSİ

Almanya’da çok uzun bir süre kalmam ve o yıllarda işçi olarak Almanya’ya gelen Türklerin çektikleri sıkıntıyı yakinen izlemiş olmam , benim bu konuda hassas olmamın ve ilgilenmemin önemli bir nedenidir.

Alman Parlamentosu’nun  onayladığı yeni göç yasası ,bu ülkede yaşayan vatandaşlarımızı olduğu kadar Türkiye’yi de etkilemektedir. Yeni yasa, ülkeye kalifiye işçi çekmeyi ve terörist zanlıların sınırdışı edilmesini kolaylaştırmayı amaçlıyor ve yasa, yeni yılda yürürlüğe girecek.Yeni yasa, uzun süredir Almanya’da yaşayan ve oturuma izni olmayan mültecilere belli şartlar altında kalma ve çalışma izni tanınmasını öngörürken, aile birleşimine yönelik kuralları sertleştiriyor.

Bu yasaya karşı Almanya’da faaliyet gösteren Türk dernekleri ve sivil toplum kuruluşları tepki göstermişler ve  Federal Meclis ve Eyalet Temsilciler Meclisi’nden geçen tasarının değiştirilmesini isteyen bu kuruluşlar,Almanya Başbakanı Merkel yönetiminden olumsuz yanıt almaları üzerine, kendisinin başkanlığında yapılacak ” Uyum Zirvesini” boykot etmişlerdir.Konunun önemi nedeniyle Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer, yasanın yürürlüğe girmesi için onay vermesi gereken Almanya Cumhurbaşkanı Köhler’e bir mektup göndererek”Türk kökenlilerin Alman vatandaşlıklarının iptal edilmesi,Türkçe anadil derslerine Almanya tarafınca verilen desteğin kademeli olarak kaldırılması ve göç yasasında yapılan değişiklikler gibi olumsuz gelişmelerin vatandaşlarımız arasında haklı kuşku ve tereddütlere yolaçtığını” ifade etmiş ve yasanın yeniden gözden geçirilmesi halinde Türkiye’nin gereken katkıyı sağlayacağını belirtmiştir.

*      *      *

Almanya, bilindiğ gibi bugün Avrupa’da en çok yabancı bulunduran ülke konumundadır. Son rakamlara göre, Almanya’da halen yaklaşık üç milyonu Türk olmak üzere  tam 7.3 milyon “yabancı” yaşamakta  ve bunların yüzde 40’ı 15 yıldan fazla bir süredir Almanya’da ikamet etmektedirler. Bu rakama Alman vatandaşlığına geçen “yabancılar” dahil değildir.. Ayrıca, eski SSCB’den ve Doğu Avrupa ülkelerinden toplam 4.1 milyon “Alman kökenli” de son 10 yıl içinde daha çok işgücü ihtiyacından ötürü getirilmiştir. Dolayısıyla, ülkedeki göçmenlerin sayısı, gösterildiğinden de fazladır. Bu göçmenlerin büyük bir kısmı Almanya’nın yüksek teknoloji alanında bugün ihtiyaç duyduğu kaliteli eleman değildir. Ayrıca doğum oranının düşük olması nedeniyle nüfusu hızla yaşlanan Almanya’da son yıllarda kalifiye işci sıkıntısı çekilmektedir.

ABD gibi göçmen ülkesi olmaya karar veren ve ABD’nin izinde yürüyen Almanya’da hazırlanan Göç Yasası’nın temel felsefesini AB dışındaki ülkelerden “kalifiye elemanların” getirilerek düşük ücretle sermayenin hizmetine sunulması oluşturmaktadır. 1950’li yılların birinci yarısında başlayan 1972’ye kadar süren göç ile getirilen işçiler, Alman işçileriyle birlikte ülke ekonomisinin büyümesini sağlarken, Göç Yasası ile getirilecek olanlarla ise Alman ekonomisinin(sermayenin) dünya piyasasındaki gücünün daha da artırılması ve daha düşük ücretle kaliteli eleman çalıştırarak rekabet edebilirliğinin artırılması planlanmaktadır.

Yüksek teknoloji alanında yaşanan tartışma bunun en somut kanıtı olarak gösterilmektedir. Rakamlara göre Almanya’da 35 bin bilgisayar uzmanı işsiz olduğu halde, bunların işe alınması yerine, Hindistan, Pakistan, Rusya, Türkiye ve Doğu Avrupa ülkelerinden, Almanya’daki uzmanlardan daha düşük ücretle çalışmaya hazır olanlar getirilmeye başlanması Almanya’nın çıkardığı göç yasası ile varmayı istediği hususların bir göstergesidir.

30-40 yıldan fazla bir süredir bu ülkede yaşayan, ya da bu ülkede doğup büyüyen, kısacası kendisine bu ülkeyi “yaşam merkezi” seçen, ancak Alman vatandaşı olmayanlara, başta seçme-seçilme hakkı olmak üzere pek çok temel demokratik haklar tanınmadığı gibi çeşitli zorluklar çıkarılmaktası Alman ve Alman olmayanlar arasında kalın bir duvar örmektedir.

*      *      *

Bu yasa ile Almanya’da yaşayan Türkleri rahatsız eden konular nedir diye baktığımızda;

*Aile birlesimi zorlaşıyor: Turkiye’den getirilecek eşin en az 18 yaşında olması gerekiyor. Doğuştan Alman, Türkiye’deki eşini rahatlıkla getirirken, sonradan Alman olanda ekonomik yeterlilik aranacak. Almanca bilmeyen eşlere vize verilmeyecek.

*Uyum kursları: Alman ve göçmenlerin eşlerinin yeteri kadar Almanca bilmemeleri durumunda uyum kursuna katılmaları zorunlu kılınıyor. Aksi halde bin Euro’ya kadar para cezasI söz konusu.

*Vatandaşlık sınavı: Vatandaşlık sınavına giriş zorunlu, vatandaşlık kursuna katılma ise isteğe baglı olacak. Vatandaşlığa geçebilmek icin Almanya’da 8 yIl yaşama zorunluluğu bulunmaktadır. Sınavı geçenler 7 yılda vatandaş olabilecek.

* Almanca zorunluluğu: Alman vatandaşı olmayan yabancılar, dil sınavını geçemezse oturma hakkı alamayacak. Öğretmen veya doktorlar Almanca bilmeyen bir göçmeni ’dil bilmiyor bu nedenle uyumu engelliyor’ diye ihbar edebilecek.

*      *      *

Almanya Türk Toplumu Başkanı Kenan Kolat’ın Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’e yazdığı mektubda,”Federal Almanya Cumhurbaşkanı Sayın Dr. Horst Köhler’e Göç Yasası ile ilgili olarak yazdığınız yazı için Almanyalı Türkler adına size teşekkürlerimizi sunuyoruz.Federal Parlamento ve Federal Konsey’den geçerek Sayın Köhler’in önüne gelen bu yasa, göçmenleri, özellikle de Türkleri dışlayıcı, onları farklı değerlendirmelere tabi tutan bir yasadır.” demiştir. Genelde Türklerin büyük bir çoğunluğu tarafından Alman vatandaşlığına geçmeyi ve aile birleşimini zorlaştıran yenilenmiş göç yasasının özellikle ülkede yaşayan 3 milyon Türk’e yönelik ayrımcı unsurlar içerdiği iddia ediliyor.Yabancı eş getirilmesini özellikle Türklere zorlaştıran yasa tasarısı, temel Almanca bilgisini de zorunlu kılıyor. Kenan Kolat, bununla ilgili olarak “Helga ile Horst, yabancı eşlerini buraya getirebiliyorsa, Ahmet ile Ayşe niye getiremesin” diyerek “etnik ayrımcılık” ve “çifte standart”ın söz konusu olduğunu da söylemektedir.

Buna karşılık, Göçten Sorumlu Devlet Bakanı Maria Böhmer ise Alman ZDF kanalına verdiği demeçte, çok eleştirilen ve Almanya’ya aile birleşimi yolu ile gelecek göçmenlere Almanca ön bilgisini şart koşan yasanın engel değil, uyuma temel oluşturacağını ileri sürmektedir.Türk kökenli sosyolog Necla Kelek, Türk dini cemaatlerinin ile sivil toplum örgütlerini göçmenler için yıllardır hiç bir şey yapmamadıklarını belirtirken, Türkiye’den getirilen ve dil bilmeyen gelinlerin çaresizliklerinin uyumu engellediğinin altını çizmektedir.

Bu noktada Almanya Başbakanı Merkel’in “Alman entegrasyon politikasında bir donüm noktası” diye niteledigi bu yasada öngörülen entegrasyon planı ise ağırlıklı olarak gençlere ve kadınlara yönelik olup bu planla gençlere dil ve beceri edinme kursları ve spor olanakları sunuluyor. Ayrıca aile zoruyla evlendirilen ya da aile içi şiddete maruz kalan kadınlar için destek hizmetleri de getiriliyor.

*      *      *

Bu yasa ile ABD ve Kanada gibi ülkelerde yıllardır uygulanan Green Card (Yeşil Kart) sayesinde, dünyanın yoksul ülkelerinden “akıllı beyinleri” benzer şekilde Almanya’ya çekme ve özellikle ABD sermayesinin büyüdüğü gibi Alman sermayesinin de büyütülmesi hedeflenmektedir.Almanya’da  4.3 milyon işsiz bulunduğu halde, bunları kalifiye hale getirerek iş yaşamına kazanma yerine, dışarıdan ucuza çalışmaya (geldikleri ülkeye göre yüksek, Almanya’ya göre düşük) hazır olanları getirerek, Alman sermayesinin dünya ölçeğinde yeni pazarlar elde etme mücadelesinde gücünün artırılması düşünülmektedir.

Göç konusunu ile ilgili uygulamalara hassasiyet gösterilmediği taktirde, Almanya’da toplumsal yaşamda bir gerilim doğabilecektir. Yerli ve yabancılar arasında sorunlar yaşanabileceği gibi, yabancılar arasında “kalifiye olanlar ve olmayanlar” ayrımı da ayrıca huzursuzluğa neden olacaktır.

Türkiye’den aile birleşmesi yoluyla Almanya’ya gideceklere   nitelikli bir meslek sahibi olmadıkları için Almanya’ya özgü ekonomik ve siyasal koşullar nedeniyle bu kadar zorluk çıkarılması,  2001-2002 yıllarında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Başkanı “devletlerin kendilerine özgü koşulları bizi ilgilendirmez bizim temel amacımız devletlerin ihlallerine karşı bireyleri korumaktır, yoksa devletin çıkarlarını korumak değil”şeklindeki açıklamasına aykırıdır. Almanya’nın çıkarları niteliksiz işgücünü ülkeye kabul etmemek olabilir ama aile birleşimi bireylerin temel hak ve özgürlüklerinden birisi olduğu unutulmamalıdır.

*      *      *

İnşallah , bu yasa Cumhurbaşkanımız Ahmet Necdet Sezer’in istediği gibi, yeniden gözden geçirilir ve özellikle vatandaşlarımızın mağdur olmaları engellenir.

İstanbul,17 Temmuz 2007