KAHVE YEMEN’DEN GELİR!

Bu yazıma eşimin hazırladığı Yemen kahvesini içerek başlıyor ve sizlere bir türkünün ilk satırlarıyla sesleniyorum. Türklerin en önemli milli içeceği olan kahve kelimesinin Arapça “kahva”dan geldiği bilinmektedir.

Yemen’e ilk defa kahve Habeşistan (Ethopya)’dan 14. yüzyılın başlarından Kaffa Bölgesi’nden gelmiştir. Arapça’daki “Kahwa” ismi buna dayanmaktadır. Kahwa, dini görevlerini ifa eden Sufi gruplar tarafından uyanık kalmak için bolca tüketilmiştir.

Önceleri Hindistan ve Seylan’a doğru yayılan kahve 1517 yıllarında Yemen Valisi olan Özdemir Paşa tarafından ilk defa İstanbul’a taşınır.

Rivayete göre Osmanlı’da kahvenin tadına ilk bakan kişi Kanuni Sultan Süleyman’dır. Kahve, verdiği keyif ve içildiği topluluklarda sağladığı muhabbet nedeniyle önce Osmanlı sofralarında daha sonra da İstanbul’da açılan kahvehanelerde içilir.

Yemen’in başkenti Sana’dan bir görünüm…

Avrupalıların kahve ile tanışması ise 1683 yılında Viyana’da bozguna uğrayan Osmanlı Ordusu’nun geride bıraktığı çuvallarla kahveyi bulmaları ve kullanmalarıyla başlamıştır.

1720-1740 yılları arasında Yemen ile Avrupa arasında kahve ticareti gelişmiş ve Yemen en büyük ihracatçı olmuştur. Yemen’in dağlık bölgelerinde (900-2700 m) yetişen kahve, Yemen’in “Mucha” isimli limanından ihraç edildiğinde Avrupalılar kahveyi “Mocha” ismi ile de tanımladılar. Kahve bugün Avrupa’da “Türk Kahvesi” veya “Türkish Mocha” olarak tanınmaktadır.

Bugün küçük bir  balıkçı köyü olan Mukha geçmişteki önemini kaybetmiş ve o zamanın önemli limanı kum ve silt ile dolmuştur.

Bizim yolumuz Taiz yakınlarında bulunan Mukha’ya düşmedi. Yemen ile ilgili kitaplarda, o zamanlar limanın arkasında dekoratif mimarileri ile dikkati çeken eski tarihi Türk evlerinin  bulunduğu da yer almaktadır.

Bir zamanlar  kahvesi ile ün salan Yemen’de günümüzde ise kahve üretimi iyice azalmıştır. Dünyadaki kahve üretiminin yüzde 7’si Yemen’de üretilmektedir. Kalitenin bozulması ve üretimin denetlenmemesi sonucu ulaslararası rekabet gücü zayıflamıştır.

Bugün kahvenin yerini Yemenliler’in büyük miktarda tükettiği ve izlenimlerime göre fazla zararı olmayan keyif verici bir madde olan Gat almıştır.

Sana’da cami molası…

Yemen’le ilgili yazılarıma son vermeden önce bir koya açıklık getirmek istiyorum.

Yemen’le ilgili ilk yazımda sizlere “Yemen Türküsü”nün güftesinden şu satırları yazmıştım.

“Burası Muş’tur, Yolu yokuştur;

Giden gelmiyor, acep ne iştir?”

Yemen’le ilgili yayınları okuyunca bu güftenin

“Burası Huştur, yolu yokuştur;

Giden gelmiyor, acep ne iştir?”

şeklinde olduğunu bir defa daha öğrendim.

Bu konuda İlber Ortaylı şöyle yazıyor, “Taiz yüksekte bir şehir, tepesi Osmanlı kalesi… Taiz’den Huş Dağı’na tırmanmak ise ilginç bir deneyim.

“Burası Huş’tur / Yolu yokuştur”… Türk askerlerinin kan döktüğü ve en stratejik noktayı savunduğu Huş Kalesi bütün ihtişamıyla göğe yükseliyor. Rakım 3 bin metre…”

Hakikaten Yemen’in Muş ile bir ilgisi var mı?

Sana’dan görkemli bir manzara…

İstanbul, 20.Ocak.2008

Nesrin Akaş, “Asırlardır süregelen keyif Türk kahvesi…”

İlber Ortaylı, “Adı Yemen’dir” Milliyet-Pazar, 3.1.2007

Paylaşım, Türkiye Finans Dergisi, Sayı 5, 2007