GÜNEY KIBRIS’TA SEÇİM

Daha önceki yazımda bahsettiğim gibi, Güney Kıbrıs’ta yapılan iki turlu devlet başkanı seçiminde aday olan Devlet Başkanı Papadoupulos, komünist AKEL Partisi adayı Hristofyas ve ana muhalefet Demokratik Seferberlik Partisi (DİSİ) adayı Kasulidis birinci turda gerekli olan yüzde 50 olan oyu alamadılar. Bu nedenle seçim Pazar günü yapılan ikinci tura kaldı. İkinci tur en çok oy alan iki aday arasında yapıldığı için birinci turda yüzde 30 civarında en düşük oyu alan Papadoupulos sahneden çekildi.

Kıbrıs’ın Rum Kesimi’nde 24 Şubat Pazar günü yapılan ikinci tur seçiminde Hristofyas oyların yüzde 53.36’sını alarak başkan seçildi.

İkinci tur seçiminde Papadoupulos’un partisi Hristofyas’ı desteklerken, Kasulides’i ise EOKA dernekleri (Kıbrıs’ı Yunanistan’a bağlamak isteyenler) ile siyasetle iç içe olan Rum Ortodoks Kilisesi destekledi.

*     *     *

Türkiye’nin milli bir davası olan Kıbrıs hakkında her Türk’ün yeteri kadar bilgi sahibi olduğundan emin olduğumdan terihsel gelişim ve son durum hakkında detaylı bir değerlendirme yapmayı gerekli görmüyorum.

1974 yılından beri Kıbrıs ikiye bölünmüş vaziyette olup, 1983 yılında kurulan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni Türkiye dışında hiçbir ülke tanımamıştır. Buna karşılık Güney Kıbrıs’ın, Kıbrıs ismi ile 2004 yılında Avrupa Birliği’ne tam üye olarak kabul edilmesi Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin ve Türkiye’nin sorunlarının daha da artmasına neden olmuştur.

Avrupa Birliği üyesi olan Yunanistan’ın yanında AB’de yer alan Güney Kıbrıs ikilisi Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığının kabulünde ve ilgili 35 dosyanın görüşülmesinde zorluklar çıkardılar ve çıkarıyorlar. Atılacak her adım Kıbrıs’ın tanınmasına bağlanmaktadır.

*     *     *

Kıbrıs’ın sorunlarını çözebilmek ve iki toplumu bir araya getirebilmek için Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan Annan Planı’na Kıbrıs Rum Kesimi’nde “HAYIR” oyu verilmesini sağlayan eski EOKA’cı Papadoupulos’un seçimi kaybetmesi, basında Kıbrıslı Rumların artık çözüm istemeyen milliyetçilerin ardından gitmek istemediklerinin çok açık bir sinyali olarak yorumlandı. İkinci tura kalan ve “Annan Planı’nın geri gelmeyeceğini” açıklayan Kasilides de belki aynı nedenle yeterli oyu alamadı.

Seçimi kazanan Hristofyas’ın seçim konuşmalarında “ülkenin yeniden birleşmesi için sıkı bir şekilde çalışacağını” belirtmesi ve seçim zaferinden sonra “Kıbrıs Türk halkına ve yönetimine bir dostluk eli uzatıyorum” şeklindeki açıklaması çözüm için bir şans olacaktır.

Kıbrıs’ta çözüm bulunmamasının getireceği tehlikelere dikkat çeken Hristofyas’ın seçim konuşmasanıdaki “Taksimin sabitleştirilmesi ülkemiz ve halkımız için yıkıcı olur” sözü dikkat çekicidir. Buradan da görüldüğü gibi İngiliz gazetesi Financial Times’de ifade edildiği gibi “Kosova, KKTC’ye (Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti) emsal olabilir.”

Bu seçimin yarattığı hava ve Birleşmiş Milletler, ABD ile AB’nin baskısı sonucu başlayacağına inandığım Kıbrıs müzakerelerinin başarı ile sonuçlanması bölgenin huzuruna önemli katkı sağlayacaktır.

İstanbul, 25.Şubat.2008